İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Hüseyin MÜMTAZ - EYVAH, DERVİŞ GENE GELMİŞ!

Haziran 20, 2008 - HÜSEYİN MÜMTAZ, İLK KURŞUN

     UNDP Başkanı Kemal Derviş Türkiye’ye gelmiş, TÜSİAD’ın düzenlediği bir toplantıda dünya ve Türkiye’deki son ekonomik durumla ilgili görüşlerini aktarmış.

                TUSİAD bir gün önce kamuoyuna ANAYASA KONVANSİYONU projesini açıklamıştı.

                Sizce “tesadüf “mü?

                TÜSİAD, “Konvansiyon”un şöyle teşekkül etmesi gerektiğini belirtti:

                “Anayasa Konvansiyonu, TBMM’de temsil eden siyasi partileri, anayasal düzeyde kurumsal çoğulculuğun temellerini teşkil eden yargı organları, toplumun kendini ifade ettiği temsil gücünü haiz gönüllü sivil toplum kuruluşlarını ve anayasa hukukçularını bir araya getirecektir. Böyle bir yapı, hazırlanacak metnin hem kamuoyu tarafından benimsenmesini, hem de siyasal krizlere dayanıklı olmasını temin edecektir. Konvansiyon’a başkanlık etmek için en uygun makam TBMM Başkanlığıdır. Meclis Başkanı başkanlığındaki Konvansiyon’un üyelerinin 3/5’i Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin temsilcilerinden oluşmalıdır. Konvansiyon’un üye sayısı 50 civarında belirlenirse, çalışmalar daha verimli ve hızlı yürütülebilecektir.

                Konvansiyon, belirlenmiş bir süre -örneğin 18 ay- çalışarak uluslararası standartlara uygun yeni bir anayasa metni hazırlayacaktır. Konvansiyon’un hazırlayacağı metin, Meclis’teki milletvekillerinin imzasına açılacaktır. Böylece metin, bir anayasa değişiklik teklifi halini alacak, 110 milletvekilinin imzasının toplanmasının ardından, önce TBMM Anayasa Komisyonuna sonra Genel Kurul’a sevk edilerek, olağan yasama sürecinden geçecektir. Bu süreçte Konvansiyon, toplumsal bir uzlaşma zemini olarak görevini tamamlamış olacaktır.

                Konvansiyon’nun kurulması için öncelikli koşul; siyasi partilerin, yeni bir anayasanın geniş bir katılımla yapılması gerektiği konusunda ortak bir noktada buluşmasıdır. Konvansiyon’un yasayla kurulması sağlandığı takdirde, bu girişimin başarı şansı da yüksek olacaktır”.

                DERVİŞ’in bulunduğu toplantıda bir konuşma yapan TUSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı KOÇ da birçok siyasetçinin hiçbir dönemde olmadığı kadar vahim bir “akıl tutulması” yaşadığına işaret ederek “Bugün yaşadığımız kutuplaşmanın tarafları siyaset sahnesinin bütün aktörleri bir şeyi çok iyi kavramalıdır: Türkiye kazananı olmayacak bir oyuna doğru ilerliyor” diye konuşmuş.

                Mustafa Koç, “Bugün açıkça ortaya çıkmaktadır ki, bu mutabakatı sağlayacak ilk adım kapsamlı bir anayasa değişikliğidir” diyerek her yöndeki kaygı ve korkuları gideren, siyaseti kilitleyecek boşlukları olmayan, temel değerleri muhafaza etmeye devam eden bir anayasa etrafında mutabakat sağlanmasının sorunların çözümünde bir ilk adım olacağını belirtmiş..

                TÜSİAD Anayasa Konvansiyonu istiyor.

                YİK Başkanı Koç “Akıl tutulması var” diyor.

                UNDP Başkanı Derviş’i Türkiye’ye davet edi(li)yor.

                Ne oluyor?

                Neler oluyor?

                Biz bu filmi daha önce görmedik mi?

                Dünya Bankası’nın üst düzey yöneticilerinden “uluslar arası bürokrat” Kemal Derviş, 57’inci “milliyetçi-ulusalcı” hükümet zamanındaki ekonomik/politik kriz sırasında dışarıdan ithal edilerek 57’inci Hükümete “atanmıştı”.

                Sezer de onaylamıştı.

                Sonrasını hep beraber yaşadık..

                Türkiye Derviş’den sonra süratle bir seçim sathı mailine sokuldu, ufukta Körfez Savaşı vardı, ortam Türkiye’nin Irak’da Amerikan emellerine sıcak bakmasını sağlayacak düzenlemeye taşındı.

                Sonra Kemal Derviş gitti, “görevini yapmış insanların huzuru içinde” Türkiye’den ayrıldı.

                Derviş’in yurtdışındaki “makamlar” tarafından Türkiye’deki hükümete bakan olarak atanması bir “bağımsızlık” felâketidir.

                Demokrasi ayıbıdır, cumhuriyet cinayetidir.

                57’inci hükümette bulunup da Derviş’le aynı masanın etrafında oturanların, aynı bakanlar kurulu kararlarının altına imza atanların bağımsızlıktan söz etmeye; Derviş’in şimdi yine gelmesi, politikaya girme ihtimali karşısında söz söylemeye hakları yoktur.

                Hiç yoktur.

                Çünkü onlar Derviş’i içlerine sindirmişlerdir.

                57’inci Hükümet zamanında Derviş hakkında yazdıklarımız Ankara’ya çift şeritli gidiş-geliş otoyol olmuştu.

                Ama “menfada” atanmış olduğu UNDP hakkında da rivayetler muhteliftir.

                Bana çok etki eden bir kitabın Türkçe tercümesini okuduğumu geçenlerde aktarmıştım.

                2 cilt.  John Perkins yazmış. Orijinal adı; “CONFESSİON OF AN ECONOMİC HİT MAN”..

                Tercüme etmeyeceğim, bilenler bilmeyenlere söylesin, bilen bulamayan bilmeyenler de sözlüğe baksın.

                Konuyla hiç ilgisi yok ama, nereden aklıma geldiyse birden o kitabı hatırladım işte.

                “Economic Hit Man’ler yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya bankası, ABD Uluslar arası kalkınma Ajansı (USAİD) ve diğer yabancı -yardım-  kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin doğal kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar”. (APRİL Yayınevi Ankara. Aralık 2007. Yedinci baskı. Sayfa 5)

                “Benden yapmam istenilecek işi anlatırken Claudine sözünü hiç sakınmadı: -İşin, dünya liderlerini ABD’nin ticari çıkarlarını gözeten büyük ağın bir parçası olmaya teşvik etmek. Sonunda bu liderler sadakatlerini garanti edecek şekilde borç batağına saplanırlar. Sonra da politik, ekonomik, siyasi ihtiyaçlarımız için ne zaman istersek onları kullanabiliriz. Karşılığında onlar da halklarına sanayi siteleri, elektrik santralleri ve havaalanları sağlayarak politik durumlarını güçlendirirler. Bu arada Amerikan mühendislik ve inşaat şirketleri de inanılmaz şekilde zenginleşir”. (Aynı eser. Sayfa 8)

                Aynı rüyanın iki kere görüldüğünü hiç duydunuz mu?

                Alnımızda aptal mı yazıyor? 20 Haziran 2008

 

 

“57’İNCİ ALAY HERYERDE..

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAY’IN NEFERİYİZ.”

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS