İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Erol Manisalı - Piyasa Kapitalizmi Bir Hayal Perdesi mi?

Haziran 20, 2008 - CUMHURİYET, EROL MANİSALI

Piyasa kimileri için hayal satılan bir pazardır. ABD’de Mortgage’ta reel değerin 85 katına çıkarılan bir yapay değerler zinciri tabii ki sonunda balon gibi patlayacaktır.
Kastelli’nin son noktada kendini öldürmesine yol açan olaylar zinciri, geçmişte “satılan hayali değerlerin” getirdiği son noktadır. Kendisinin de içinde bulunduğu vahşi kapitalizm onu yok etmiştir.
Silah pazarında, uyuşturucu pazarında “alınıp satılanlar reel şeylerdir”, ahlak dışı ve hukuk dışı olmaları iktisatta bir şey değiştirmez. Ama “mevduat sertifikası” olarak şişirilmiş yapay bir değeri gerçek değerler olarak piyasaya soktuğunuz zaman balon bir yerde patlayacaktır.
Mortgage ya da tasarruf mevduatı gibi gerçeğinin çok üzerinde yaratılıp insanlara sunulan “hayaletler”, sinemanın hayal perdesi gibi, “sanatsal bir gerçek değer” üretemezler. Alevlerle sarılan bir akrebin yaptığı gibi sistem kendi kendini eninde sonunda yok eder.
Alın teri karşılığında elde edilen gelirle alınan hayal ürünlerinin evlilikleri sonsuza kadar sürdürülemez. İşler iktisatta Yüzüklerin Efendisi’nde olduğu gibi yürümez.
Güneş sisteminde nasıl kendini ayakta tutan bir denge varsa iktisadi olayların da belirli dayanakları, ilkeleri ve uygulamaları bulunur. Değerler sistemi, bunun üzerine oturur.
Prof. Brian Arthurdışsallıkları kullanarak”, piyasaların hiçbir zaman kendi kendine maksimizasyona gidemeyeceğini (ayakta duramayacağını) bilimsel olarak değişik yayımlarında ispatlamıştır.
Teknik ifadesi ile, serbest piyasa kendi başına makro (ulusal) ekonomiyi iyiye götüremez (maksimize edemez)”. Aksine, toplumsal yararı kötüye götüren dışsallıklar (fırsatlar) yaratıldığı için” sistem kendi kendini krize sokar.
Büyük devletler ne yaparlar?
Büyük kapitalist devletler serbest piyasanın ya da piyasa kapitalizminin içerde yarattığı bu çöküşü durdurmak için “dışarıda saldırıya geçerler”. ABD’in Ortadoğu’da yaptığı budur.
Büyük (ve kapitalist) devletler için “sürdürülebilir üstünlükler kuramı” adını verdiğim kurallar dizisi çalışmaya başlar. (*)
- Dış pazarları ele geçirme savaşları özellikle yaratılmak zorundadır.
- Petrol, doğalgaz, su gibi doğal kaynakları denetimleri altına sokma kavgasına girişirler.
Sürdürülebilir üstünlükler kuramı” bir anlamda, vahşi kapitalizmin varlığını sürdürebilmesi için giderek daha da vahşi olmasını zorunlu kılar.
2003’te ABD ve İngiltere kendi halklarını da kandırarak yalan gerekçeler yaratmışlar ve Irak’ı işgal ederek petrol kaynaklarına (ve bölgeye) sömürü düzenini getirmişlerdir.
Sürdürülebilir üstünlükler kuramı” kapitalist büyük devletler için mutlaka dışarıdan içeriye kaynak transferi ve stratejik kaynakların denetimini gerektirir.
- ABD (ve AB) Türkiye’nin en iyi doktor, mühendis ve iktisatçılarını kendi şirketlerine transfer eder. Bu en önemli “kaynak transferidir”.
- Amerikan ve AB şirketleri ve bankerleri Türkiye’nin piyasasını, borsasını sömürerek Türkiye’den kendi ülkelerine kaynak (kazanç) götürürler.
Kaynakların denetimi ve transferi için önce siyasal, entelektüel ve medyatik çevrelerin denetim altına alınarak altyapının hazırlanması gerekir. Bu çevreleri sanat ve tarikat alanlarına kadar uzatabiliriz.
ABD’nin Vietnam’a planlayarak saldırması, Irak’ın (Saddam’ın) İran’a savaş açması, Kuveyt oyunları ve nihayet Irak’ın parçalanarak işgali ABD (ve AB’nin) “üstünlüğünü sürdürebilmesinin vazgeçilmez koşuludur”.
Vahşileşen piyasa kapitalizmi
Geçmiş dönemlerde Avrupa kapitalizmi denizaşırı sömürgelerde İngiliz-Fransız, İspanyol-İngiliz, Alman-İngiliz çatışmalarıyla yaşanageldi.
21. yüzyılda post modern kapitalizm özünde hiç değişmemekle birlikte teknolojisinde ve ambalajında değişti.
- 2003 - 2008 yılları arasında Irak’ta, ABD ve AB kapitalizminin ayakta kalabilmesi için, şimdilik 1 milyon insan göz göre göre öldürüldü.
- Batı kapitalizmi “küresel üstünlüğünü sürdürmek için” sürekli saldırmak ve öldürmek zorundadır. Son iki yüz yıl içinde Afrika’yı yok ettiler, Asya’nın yarısını bitirdiler.
Teknolojinin gelişmesi bir yandan “piyasa kapitalizminin” eline yeni silahlar sunarken diğer yandan kendisi için bile riskleri arttırıyor.
Piyasa kapitalizminin işleyişi, kendi içlerinde dönemsel bunalımlar yaratıyor. Bu bunalımları ertelemek için “yeni saldırılar ve işgaller” kaçınılmaz hale geliyor.
Sürdürülebilir Üstünlükler Kuramı” piyasa kapitalizminin üretmek zorunda olduğu çelişkilerin de bir kanıtıdır.

(*) Sürdürülebilir Üstünlükler Kuramı, “Dünyada ve Türkiyede Büyük Sermaye içinde sayfa 119-131 Truva, 2008.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS