İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Taylan Sorgun - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya’nın, “Emperyalizm, Müstemlekecilik “Tanımlamalarına Neden Kızdınız?

Haziran 19, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

Pazartesi günü akşamı da “Milli Takım”ın galibiyeti çoğu ekranlarda yine birinci haber olmuştur. Salı günü de medyanın önemli bölümünde birinci haber özelliğini korurken, bir bölümünde de birinci haber olmayı AKP savunması haberi ile paylaşmıştır. Bunun anlamlarından birisi şudur: Millici duygular herşeyin üzerine çıkabilmektedir. Bu da bir büyük umut verici ufuktur. Ama, Türkiye de başka alanlarda da “millici duyugular, yaklaşımlar” giderek yeni umut kapıları açmaktadır. Milli Takım’ın bundan sonra alacağı neticeler ne olursa olsun, o çek maçı sonrasında yaşanan “millici duygu ve Bayraklaşmak” yerinde duracak, sarsılmayacaktır.

1- AKP SAVUNMA YAPTI MI…?

Salı günü AKP’nin Anayasa Mahkemesi’ne verdiği hukuken “savunma” denilmesi gereken klasörler dolusu “sayfalar” savunma değil, AKP siyasi iktidarının kendi siyasasını anlatmak isteyen sayfalarla doludur. Bazı bölümlerinde ise AKP’nin tarihsel hatalı siyasetlerinin üzerine şal örtülmek istenilmiştir. AKP “Savunma yerine” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’yı hedef olarak seçmiştir ki, işte bir tarihsel hata da budur.

2- “SÖMÜRGECİ- MANDACI”…

AKP’nin “hukuken savunma denilmesi gereken” Anayasa Mahkemesi’ne verdiği klasörlerinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “…Emperyalizm, sömürgeci, mandacı…” gibi tanımlamaları kullanması da “siyasi ve ideolojik” tavrı olarak gösterilmek istenilmektedir. “Tarihi yorumlamak, veya tarihi yargılamak hiçbir kapatma davasının konusu olamaz” denilmektedir. Savcılık iddianamesindeki iddialara cevap vermek AKP’nin tabii ki hakkıdır. Ancak, “Emperyalizm, müstemlekecilik, mandacılık” tanımlamalarını tarihi yargılamak gibi göstermek de bir başka yanılgılarıdır.

3- VARLAR HEM DE NASIL…

AKP’nin savunması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya’nın iddianamesi dışına çıkarak bazı gelişmelere bakmak gerekmektedir. İddia ve savunma karşı karşıyadır. Neticenin ne olacağına Anayasa Mahkemesi karar verecektir. Bunun üzerinde “şöyle olsun böyle olsun, AKP kapatılsın, kapatılmasın” demek de yargıya müdahaledir. Bunun dışında gelişmelere bakarsak, yaşadığımız dönemde “Yeni emperyalizm, yeni mandaterlikler, yeni sömürgecilikler” de yaşanmaktadır.

4- “KOMİSERLER” NEDİR…?

Şimdi Avrupa Birliği’nin “vazifelilerine” “Komiser” denilmektedir. Peki bu “Komiserler” nereden doğmuşlardır. Hadi bir defa daha bazılarına hatırlatalım: “Komiser, Yüksek Komiser” tanımlaması, geçmiş emperyalizmin “Müstemlekecilik” döneminde ortaya çıkmıştır. Batı Avrupa emperyalizminin “esir milletleri sömürge haline getirdiği” zamanlarda Batı Avrupa’nın oralardaki görevlilerine “Komsier, Yüksek Komiser” denilmiştir. “Yüksek Komiserler” oraların merkezlerinde, “Komiserler” ise merkezler dışındakilere denilmiştir.

5- MONDROS SONRASI…

Türkiye’nin “Komiser, Yüksek Komiser”ler ile karşı karşıya gelmesi dönemi, 30 Ekim 1918 mondros Teslimiyet Anlaşması ve onu takip eden “Rezil Sevr” zamanındadır. Mondros ve “Rezil Sevr” Anadolu topraklarını parçalamak, parçalanmış Anadolu topraklarında “devletçikleri” esas alarak o bölgeleri “Müstemleke nüfuz alanları’na çevirmek esasını da kapsamıştır.

6- ŞİMDİKİ ZAMAN…

Dönelim mi şimdiki zamana? Dönelim 1- Avrupa Birliği Komiserleri Diyarbakır’a giderek orada “…Buraya Kürdistan davanıza yardımcı olmaya geldik…” demişler midir, dememişler midir? Demişlerdir. Demişleeeerdir. Peki üstelik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin illerinden birisi olan Diyarbakır Belediye Başkanı’nın odasında söylenilen bu sözler, tam bir, “Emperyalist müstemlekeci” tavır değil midir? Ta kendisidir. 2- Mustafa Kemal Paşa’nın Atatürk’ün başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nin neticesi olan Lozan için AB’nin “Lozan’ı gözden geçirin” talepleri hangi “kılıfa” sokulabilecektir.

7- MÜSTEMLEKE İKTİSADİYATI…

Peki şimdiki zamanda “Müstemleke iktisadiyatı” var mıdır, yok mudur? Vardır. “Globalleşme” denilen icadiyet “Yeni müstemlekeciliğin” şal örtülmüş adıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöktürülmesinin nedenleriden birisi olan ve o zaman Anadolu topraklarını tam bir müstemleke haline getiren “Kapitülasyonlar”ın yeni talepleri Lozan’da reddedilen Kapitülasyonları “Yeniden ihya ettirmek” siyaseti var mıdır, yok mudur? Vardır. 8- MESELA VAKIFLAR…

AKP Siyasi iktidarının TBMM’den, Ana Muhalefet Partisi CHP ve ikinci Ana Muhalefet Partisi konumundaki MHP’nin itirazlarına rağmen tarihsel hatalarla geçirdiği “Yeni Vakıflar Kanunu” “geniş imtiyazlar kapsayan” yeni bir “Kapitülasyon” esasını kapsamakta mıdır? Kapsamaktadır. Peki bu kanunun çıkarılmasını kim istemiştir? Washington ve Brüksel. 9- BOĞAZLAR VE EMPERYALİZM… Şimdi dikkat: Bundan bir süre önce Boğazlar’daki Türk hakimiyetini düzenleyen Montrö Anlaşaması’nın gözden geçirilmesi talepleri gelmiştir. O zaman siyasi zeminde bu talep önemli tartışmalara neden olmuştu. Çanakkale ve İstanbul boğazları ABD’nin Çarlık Rusyası Dönemi’nden beri önemli siyaset ağırlığını teşkil etmiştir. Batı Avrupa Devletleri de tarihsel siyasetlerinde buna önem vermişlerdir. Daha kısa bir zaman önce yeniden gündeme taşınan Boğazlar ve Montrö tartışılmıştır. 10- TARİH 26 MART 1922…

Bakınız: Tarih 26 Mart 1922′dir. Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali sürerken, zamanın önde gelen emperyalist devletlerin temsilcileri, Poincare, Lord Curzon, Schanzer, “Yakın Şark’taki meseleler” başlıklı beyannamelerinde şöyle de demişlerdir: “…1914 ve daha sonraki senelerde Çanakkale Boğazı’nın kapatılması yüzünden Avrupa’nın göze almaya mecbur kaldığı tehlike ve fedakarlıklara bundan böyle hiçbir zaman maruz kalmaması esastır. Çanakkale’de sayısız kaybettiğimiz insanlar boşa gitmemelidir. Müttefik işgal kuvvetleri bunda böyle Gelibolu’da devamlı olarak bulunacaklardır…” 11- YENİLGİYİ HAZMEDEMEMEK

Batı Avrupa emperyalizmi, onun yanında emperyalizm, 1- Çanakkale yenilgilerini, 2- Mustafa Kemal Paşa’nın, Atatürk’ün başlattığı Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali yenilgilerini içlerine sindirememişlerdir. Şimdi yakın zamanda gündeme getirdikleri Montrö için yeni bir zamanlama beklemektedirler. İşte yeni emperyalizmin adımlarından birisi de budur. 12- 25 MİLYAR DOLAR NE OLDU…?

Şimdi yine dikkat: AKP siyasi iktidarının hatalı iktisadiyat siyaseti tıpkı “Kapitülasyonlar Dönemi”nde olduğu gibi adeta yeni “Galata Bankerleri”ni doğurmuşur. Bakınız, dünkü haberlere göre “eli kolu tutulamayan, yen imtiyazlar sağlamış olan” yabancı sermaye 2003 yılından bu yana Türkiye’den Borsa ve çarpık iktisadiyat sayesinde 25 milyar Dolar’ı yurt dışına “uçurmuşlardır.” Kapitülasyonlar dönemindeki “Galata Bankerleri” misali bir hareket yaşanmaktadır. Galata Bankerleri zamanı “Anadolu’nun müstemleke iktisadiyatına itildiği” zamandır.

13- NEDEN KIZILIYOR…?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya’nın, “sömürgecilik mandacılık” sözlerine kızılacak yerde şimdi artık herkesin tartışmaya başladığı yeni müstemlekecilik, yeni emperyalizmin, yeni sömürgeciliğin yaptıklarına, yaptırmak istediklerine bakmak daha yerinde değil midir? Türkiye’nin bütün finansal yapısı tıpkı kapitülasyonlar döneminde olduğu gibi tarihi hatalarla yabancılaştırılmış ise önce buna bakmak gerekmektedir.

14- KOMİSERLER VE YARGI…

Peki AKP ile ilgili iddianamenin ortaya konulmasından sonra AB’li “Komiserler”in yargıya açıkça müdahalelerine ne demek gerekmektedir. Tarihin çöplüğüne atılmış olan “Müstemleke Komiserleri edası” ile Türkiye’nin milli bütünlüğü, ulus devlet, milli devlet, esası üzerinde ahkam kesmeleri ne olmaktadır? Tevhid-i Tedrisat’ın yani, Cumhuriyet’in Milli Eğitim siteminin tarihsel hatalarla dağıtılması sonunda ortaya çıkan bazı zihinlerdeki “…İngilizler olsaydı daha iyi olurdu…” sözleri kâhir azınlıkta olsa bile “mandaterlik özlemi” değil midir? Acaba hangi merkezler hangi tezgahlarda yeni bezler dokumaktadırlar. Washington’un “Uyduruk Ilımlı İslam Siyaseti” nedir?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS