Hüsnü Mahalli - Güven sorunu
Haziran 17, 2008 - AKŞAM, HÜSNÜ MAHALLİ
Irak işgali ile birlikte Bush yönetiminin içte ve dışta karşılaştığı en önemli sorunun inandırıcılık ve güven sorunu olduğu ortadadır.
Bildik yalanlarla önce Afganistan’ı sonra da Irak’ı işgal eden ABD’ye uluslararası alanda hiç kimse güvenmez oldu.
ABD içinde Bush’a inanan ve güvenenlerin oranı ise % 30’ların altında. Dışarıda ve özellikle Arap ve İslam aleminde ABD’ye inanan ve güvenenlerin oranı ise hiçbir zaman % 10’ı geçmiyor.
ABD yönetimi ise bu güvensizliğin nedenlerini bilmezmiş gibi hep araştırmalar yaptı, yapıyor. Hatta bir ara Başkan Bush ABD imajının düzeltilmesi için Beyaz Saray’a bağlı özel bir ofis kurdu ve başına kendi alanında uzman Karen Hughes’i getirdi.
Ancak bir yıl sonra Bayan Hughes ‘ABD imajının düzeltimesi için mucize gerekir’ diyerek görevinden ayrıldı.
ABD ise çeşitli ülkelerde yüzlerce belki de binlerce gazeteci, akademisyen, kültür ve bilim adamı ile emekli general ve politikacılara milyonlarca dolar dağıtarak insanların kendisine inanmasını sağlamak için çabasını sürdürüyor.
Bunda ne denli başarlı olduğu ise ortada.
Ortada olan bu gerçeği belki Bush yönetimi görmüyor ama Kongre üyeleri görmeye başladı.
Bu üyelerden bir grup geçen hafta çok önemli bir rapor yayınladı.
Bu raporda Arap ve Müslüman halklar ile Latin Amerika ülke halklarının ABD’ye güvenmediğine vurgu yapılıyor ve bunun tek bir nedeninin olduğu söyleniyor: İkiyüzlülük ve sahtekârlık.
Rapor bunun ne anlama geldiğini de açıklıyor.
1- Irak işgali ve bu ülkeye getirilmesi söylenen özgürlük ve demokrasinin palavra olduğu anlaşıldı.
2- Büyük Ortadoğu Projesi’nde insanlara demokrasi ve özgürlük sözü verdik ama Arap ve Müslüman ülkelerde hep faşist, dikta ve anti-demokratik iktidarları destekledik.
3- Ebu Greib, Guantanamo, yüzen gemiler ve uçaklarda insanlara işkence yaptık.
4- 60 yıldır Filistin halkına terör uygulayan İsrail’e sınırsız destek verdik.
5- Terörü gerekçe göstererek tüm Müslümanlar’ı ve İslam’ı hedef aldık.
Bilmem buna eklenecek bir şey kaldı mı?
Kongre üyelerinin bile gördüğü bu gerçekler ortadayken hâlâ bazılarının ABD dostu olmaya çalışması ve bu ülkeye güvenmeyi sürdürmesi inanılacak gibi değil.
Tıpki İsrail ile işbirliği peşinde olanlar gibi.
İsrail Demokrasi Enstitüsü’nün son kamuoyu araştırmasında ABD benzeri gerçekler ortaya çıktı.
Bu araştırmaya göre İsraillilerin % 91’i ülkede en büyük sorununun yolsuzluk ve güvensizlik olduğunu söylüyor.
Farklı oranlarda da olsa İsraillilerin büyük oranı birbirine güvenmiyor, çoğunluğu da kendi devletine güvenmiyor.
İsraillilerin neredeyse tümü Yüksek Anayasa Mahkemesi dahil devlet kurumlarının tümünde yolsuzlukların yaygın olduğuna inanıyor.
İsrail’de güvenilen tek kurum ise hep savaş yapan ordu.
İsraillilerin % 71’i şimdilik bu kuruma güvendiğini söylüyor.
Oysa bu ordu bile Temmuz 2006’da Lübnan saldırısında Hizbullah karşısında tarihinin en büyük yenilgisini almıştı.Ve yine zaman zaman Türk hava sahasını kullanarak eğitim yapan bu ordu her gün Filistin çocuklarını, kadınlarını ve sivil insanlarını öldürüyor.
Böyle bir durum ortadayken ABD’nin mutlak desteğindeki İsrail’in barış yapabileceğine inanmak zor olsa gerek.
Kurulduğu günden itibaren hep savaş yapan ve sağa-sola saldıran bir İsrail’in İstanbul görüşmelerinde sonuna kadar barış yoluna devam etmesi ancak ve ancak kendi iç koşullarının gereği olarak mümkün olabilir. Başka bir ifade ile küçük bir özetini yukarda aktardığımız kamuoyu sonuçlarının da yansıttığı gibi İsrail kendi içinde çok ciddi siyasal, sosyal ve psikolojik sorunlarla karşı karşıya.
Bu sorunlarından dolayı İsrail çok ciddi bir göç sıkıntısı yaşıyor.
Dışarıdan İsrail’e göç eden Yahudilerin sayısı azalırken, İsrail’den kaçmaya çalışanların sayısı hızla artıyor.
Böyle bir konu İsrail’in kuruluş mantığı ile çelişiyor ve Siyonist ideolojinin geleceğini tehlikeye sokuyor. Bu ise ABD ve Avrupa’daki Yahudi lobilerinin gücünü azaltıyor.
İşte bu nedenle bu lobiler ne Suriye-İsrail ne de İsrail-Filistin barışına izin vermez ve vermeyecektir.
Çünkü barışın gerçekleşmesi Yahudi lobilerinin varlık nedenini de ortadan kaldıracaktır. Yani Arap komşuları ile barış içinde yaşayacak olan bir İsrail’e dünya Yahudileri’nin sahip çıkması ve bunu gerekçe göstererek ABD dış politikasını ipotek altına almalarının hiçbir gerekçesi kalmayacaktır.
Afganistan ve Irak işgalinin da mimarları olan bu lobilerin böyle bir durumu 60 yıldır kabullenmedikler gibi bundan böyle de asla kabullenmeyeceklerdir.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.