BASIN AÇIKLAMASI: TUZLA TERSANELERİNDEKİ İŞ CİNAYETLERİNE VE ÖLÜMLERE SON!
Haziran 17, 2008 - Genel
15–16 Haziran 1970 İşçi Direnişinin 38. Yılında, Limter-İş Sendikasının Tuzla’da “Yaşam ve İnsanca Çalışma Hakkı” grevini destekliyoruz.
Değerli basın emekçileri,
Yüreği, Tuzla Tersanelerindeki iş cinayetlerinde ve haklı talepleri ile greve çıkan işçilerle atan değerli mücadeleci dostlarımız!
Türkiye’de 1963’te gündeme gelen sendika, toplu sözleşme ve grevlere ilişkin yasalar 1965 sonrası iktidarlarca gasp edilmek istenmiş ve en son 1970’te 274 ve 275 sayılı Sendikalar, Toplu Sözleşme ve Grev Yasalarında değişiklikler yapılması yoluyla DİSK’in tasfiyesi amaçlanmıştır. Yasa tasarılarılarının Anayasa’ya aykırılığı temelinde 168 fabrikada 150 bine yakın işçiyi kapsayan 15–16 Haziran 1970 direnişi Türkiye İşçi sınıfı tarihinin en önemli sayfalarından biridir.
15-16 Haziran 1970 direnişi sırasında işçilere uygulanan şiddet sonucunda 3 işçi yaşamını yitirmiş, 200’den fazla kişi yaralanmış, 16 Haziran 1970’te sıkıyönetim ilan edilmiş ve 3 ay içinde 5 bini aşkın işçi işten atılmıştır. İki yıl sonra, söz konusu yasa değişikliklerini içeren hükümler, Anayasa Mahkemesi’nce Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir, ancak o dönemi resmeden “Sosyal uyanış iktisadi gelişmeyi aştı” gerekçesiyle gelen 12 Mart ara rejimi ve ardından 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesiyle kazanılmış olan bütün örgütlenme, toplu sözleşme ve grevle ilgili sendikal haklar gaspedilmiştir.
Bugün Türkiye sanayisi ve çalışma yaşamında iş sağlığı ve güvenliği önlemleri yok denecek kadar küçük ölçeklerde ve çok parçalı olarak uygulanmaktadır. 4857 sayılı İş Yasası gerekli denetimleri esnetmiştir. Bugün işyerlerinde mühendislik ve hekimlik uygulamalarına ilişkin yasal eksikler dizboyudur. 50 ve daha çok sayıda işçinin çalıştığı işyerleri için öngörülen “İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu” (İSGK) oluşumu Türkiye’deki toplam işyerlerinin ancak % 1,5’inde geçerlidir. Toplam işyeri sayısının % 98’ini oluşturan ve İSGK, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, işyeri hemşiresi veya sağlık memuru bulundurma gibi zorunlulukların bulunmadığı küçük ve orta boy işletmeler ile Tuzla Tersaneleri gibi işletmelerde yaşanan iş kazaları ve ölümler esasen, kuralsız, esnek çalışma ve taşeron/alt taşeron uygulamasının azami kâr güdüsü ile ulaştığı son durumu gözler önüne sermektedir.
Bu vahim tablo uzun süredir iş cinayetleri ile gündemimize giren, Tuzla Tersanelerinde de en acı şekliyle karşımıza çıkmıştır. Tuzla tersanelerinde neredeyse her gün yeni bir ölüm haberi alınıyor.
Uzun süredir iş cinayetleri ile gündemimize giren, Tuzla Tersanelerinden neredeyse her gün yeni bir ölüm haberi alıyoruz. Tuzla Tersanesi adeta ÖLÜM TARLASINA döndü. İş cinayetlerinde yaşamlarını yitirenlerin sayısı arttıkça gözler Tuzla Tersanelerine daha fazla çevrildi.
Göreve geldiği günden bu yana, Tuzla Tersanelerinde 25 işçinin iş cinayetlerine kurban gitmesi AKP’nin Çalışma Bakanı Faruk ÇELİK’e göre ise sanayileşen her ülkenin sorunu. Tuzla Tersanelerini “DENETLEDİM” diyor, Faruk Çelik… Denetlendiği söylenen tersanelerden yeni işçi ölümleri haberleri geliyor. Tuzla Tersanelerindeki iş cinayetlerine yönelik ilgili ilgisiz herkes görüş bildirip sorumlu ilan ediyor. Bu görüşlerin en acımasızı da İŞÇİLERİ direk suçlayan açıklamalardır.
Tersanelerde kuralsızlık, yasa dışılık ve ölümler sürüp gidiyor. Ne tersane patronları, ne de AKP Hükümeti sorumluluk üstleniyor. İşçileri ve kamuoyunu kandırmaya çalışıyorlar. Patronlar, ölümlerin sorumlusunun aç gözlülükleri, kuralsız, iş güvencesiz, sigortasız çalıştırma olduğunu gizlemek istiyorlar. Tuzla Tersane işçilerinin işçilerin hayatları onların umurlarında bile değil.
2001 yılından 2007 yılına kadar Türkiye gemi inşa sanayisinin üretim kapasitesi yaklaşık 10 kat artış göstermiştir. Yine aynı dönemde ihracat 2.5 milyar dolara çıkmıştır. Gemi inşa sanayisindeki bu büyük “başarı”nın karşılığını patronlar almışlar elbette, kârlar eşine az rastlanır oranda yükselmiş, bu kârlılığı gören yabancı sermaye de bu alana göz dikmeye başlamıştır. Peki, bu büyük başarının ardındaki gerçek neymiş? Gerçek, raporda çırılçıplak gözler önünde; üretimin 10 kat arttığı dönemde iş kazaları nedeniyle ölen işçi sayısı 12 kat artmış. Yani iş kazaları, raporda da ifade edildiği gibi “seri iş cinayetleri”ne dönüşmüştür.
Bu kadar iş cinayeti yaşanırken, tersanede işçiler ölürken devlet ne yapmıştır? Müfettişler, Mahkemeler ne yapmıştır?
Söyleyelim; yapılan, kocaman bir hiçtir! Devletin tersanede bu seri iş cinayetleri işlenirken yaptığı tek iş; tersanelerde ölümüne sömürüye karşı örgütlenme hakkını kullanmak isteyen, emeğinin karşılığı olan ücreti almaya çalışan işçiyi kolluk güçleriyle baskı altına almak olmuştur. Yani, devletin tersanelerdeki varlığı, sadece ölmek istemeyen, insanca çalışmak, yaşamak isteyen işçiyi baskı altına almak için ortaya çıkmıştır.
Şimdi değilse ne zaman?
Bugün Tuzla Tersane işçileri, iş cinayetlerine, ücretli köleliğe karşı TUZLA TERSANE İŞÇİLERİ ve onların işçi, emekçi dostları konuşuyor… Sözlerini GREVLE söylüyorlar… Gemileri yapan eller, hayatı durdurup daha güzel bir iş ortamı ve insanca yaşam mücadelesi için GREV bayrağını yükseltiyorlar. Haklı ve meşru mücadelelerini birlikteliklerini her türlü engellemelere rağmen haykırıyorlar.
Tuzla Tersane işçileri ve bizler; tersanelerin kapatılmasını değil, yaşam hakkını savunuyoruz. Onlar, insanca yaşamak ve çalışmak istiyorlar.
İzmir’in emekten yana işçileri, kamu emekçileri, aydınları ve “İnsanım” diyenler olarak; “Şimdi birlik olma zamanı, şimdi Tuzla Tersane işçisi olma zamanıdır” diyoruz.
Tuzla Tersanelerindeki grev, sadece Tuzla Tersane işçisinin ücret eylemi de değildir. Tuzla Tersane işçisi, taşeronlaştırmaya, ücretli köleliğe ve sermayenin gözü dönmüş kar hırsına karşı da greve çıktı. Bizlerde, 16 Haziran’da başlayan Tuzla Tersane Grevinin yanındayız. İşçi kardeşlerimizle, İNSANCA BİR YAŞAM MÜCADELEMİZİ birleştireceğiz.
Ölümler olmadığı için gündeme gelmeyen fakat sendikalaştıkları için işten atılan 400 YÖRSAN işçisi ile DESA ve TEGA işçileriyle de dayanışmamızı güçlendireceğiz.
AKP Hükümeti, yaşananlara görmezden gelip, IMF ve Dünya Bankasının neo-liberal politikalarını harfi harfine uygulamaktadır. Bu politikaların sonucunda, oluşan Tuzla Tersanelerindeki, İŞ CİNAYETLERİ SONUCU OLUŞAN ÖLÜM TARLALARININ sorumlusu da AKP Hükümetidir. Bu politikalara karşı, Tuzla Tersane işçisi kardeşlerimizin ve bizim de taleplerimiz şunlardır;
- IMF ve Dünya Bankasının neo-liberal politikalarından acilen vazgeçilsin.
- Tersanelerde Ağır ve Tehlikeli İşkolu Yönetmeliği uygulansın.
- İş Cinayetlerinin sorumluları yargılansın.
- Taşeronluk Sistemi kaldırılsın.
- İnsanca bir yaşam için ücretler artırılsın.
TMMOB KESK
İzmir İl Koordinasyon Kurulu İzmir Şubeler Platformu
DESTEKLEYEN KURUMLAR :
DİSK’E BAĞLI SENDİKALARIN İZMİR ŞUBELERİ
TÜRK-İŞ’E BAĞLI SENDİKALARIN İZMİR ŞUBELERİ
ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ
TEKSTİL-SEN / ESP / DAYANIŞMA SENDİKASI /
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ/
DEMOKRATİK TOPLUM PARTİSİ/
EMEK PARTİSİ/
SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ/
ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ
NOT: Basın Açıklamasını, KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü BES İzmir Şuble Başkanı Ramis SAĞLAM okumuştur.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.