İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Taylan Sorgun - MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN TARİHİ GECESİ- İŞBİRLİKÇİ DAMAT FERİT- KUVVA VE DON PAÇA İNGİLİZ DEVRİYESİ…

Haziran 16, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

30 Ekim 1918 Mondros Teslimiyet Anlaşması imzalanmıştı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Mustafa Kemal Paşa’nın albaylık döneminde ordusu emrinde bulunduğu Ahmet İzzet Paşa Sadrazam olmuştu. Mustafa Kemal Paşa o sırada Adana’da Toros Dağları eteklerindeki karargahında Yıldırım Orduları grubu komutanı olarak bulunuyordu. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’nın gönderdiği şifreler, artık teslimiyet zamanının geldiğini, artık düşman kuvvetlerine karşı durulmaması emreden şartlar taşıyordu.

8.11.1918 GÜNÜ…

8.11.1918 günü, yani kasım ayının 8′inci günü Ahmet İzzet Paşa, Mustafa Kemal Paşa’ya son emir şifresini göndermişti. Şifrede şöyle de denilmekteydi: “…Mütareke ahkamınca (şartlarınca) artık İtilaf Devletlerinin teslim şartlarını kabul etmiş bulunuyoruz. İskenderun’a çıkacak İngiliz kuvvetlerine ateş açılmayacaktır…” Bu şifre uzundur. Şifre’nin başlığı “Yıldırım Orduları Grubu” değil, sadece 7′inci Ordu şeklinde oldu. Çünkü, Saray ve İtilaf Devletleri, Mustafa Kemal Paşa’nın “teslimiyeti reddeden” şifrelerinden ürkmüşler ve Yıldırım Orduları Grubu’nun dağıtılmasına karar verilmişti.

VE İŞTE O GECE…

Mustafa Kemal Paşa, bu son şifreyi aldığında yanında Albay Fahrettin (Altay Paşa) vardı. O çok uzun bir gün ve gecedir, anlatılması buraya sığmaz. (Geniş bilgi ve belgeler, bak Taylan Sorgun: Mütareke Dönemi ve Berağa Bölüğü. Kum Saati Yayınları). Şimdi o gece Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya gönderilen son şifrenin yazılışını o geceyi yaşayan ve bana anlatan Altay Paşa’nın anılarına dönelim, şöyle anlatmıştı: “…Mustafa Kemal Paşa ne yapacağını biliyordu. Şifre subayına son şifreyi yazdırmaya başladı… Şifre subayı yazıyor, Mustafa Kemal Paşa duruyor ve yeniden yazdırıyordu…” DUVARA ÇARPAN SESLER…

Dinlediğimi anlatmaya devam ediyorum: Mustafa Kemal Paşa son şifresini yazdırırken yüz hatları gerilmişti. Şifre yazıldıkça Albay Fahrettin Bey hayretler içinde kaldı. Mustafa Kemal Payitahta kafa tutmaktadır… Mustafa Kemal Paşa, zaman zaman elini sarı saçları arasında dolaştırıyordu. Odada bulunanların yüzlerindeki ifadeleri anlamaya çalışır gibi onlara bakıyordu. Şifrenin içine dökülen satırlar genç subayların yüzlerinde memnuniyet ifadesi ortaya koyuyordu. Onlar ki, onca cephelerde genç yaşlarında ateşin içinde pişmişlerdi. Teslimiyet emri geldiğinde yakılan bu savaş subayları, Mustafa Kemal Paşa son şifresini yazdırırken yeniden hayat bulur gibiydiler ve Mustafa Kemal’in öfkeli sesi karargah odasının duvarlarına çarpıyordu… Mustafa Kemal Paşa, işte o gece “Teslimiyeti kabul etmiyorum, kendi karakterime uyanı yapacağım” şifre satırları ile Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali kararını verdi… Ve tarihin şahitleri yanındaydı… (Geniş bilgi ve Belgeler için Bak, Taylan Sorgun, Mütareke Dönemi ve Bekirağa Bölüğü)

İŞBİRLİKÇİ SADRAZAM…

Ahmet İzzet Paşa bunalmıştı. Şimdi arşivimdeki fotoğraflara bakıyorum. Birinci Dünya Savaşı cephesinden birisinde Ahmet İzzet Paşa yanında subaylar ve onların arasında kurmay albay Mustafa Kemal. Ama talih ve tarih Mustafa Kemal Paşa’nın omuzlarına Çanakkale’de paşalık rütbesini sanki bir milletin kaderini etkileyecek biçimde takarken, sonraki zamanda Ahmet İzzet Paşa sadrazam ve Mustafa Kemal Paşa Yıldırım Orduları Grubu komutanı olarak karşı karşıyadırlar… Ama, Ahmet İzzet Paşa cephelerde yaşamış dürüst bir adamdı. Bunalmış ve sadrazamlık görevinden bir ay sonra istifa etmişti yerine işbirlikçi Sadrazam Damat Ferit getirildi…

MÜTAREKE İŞBİRLİKÇİLERİ…

“Zeynel Abidin Hoca Efendi’den söz etmiştim. Mondros sonrasında Damat Ferit’i sadrazamlığa Kürt Tealiciler, 31 Mart ayaklanmacılarının devamcıları, Hürriyet ve İtilaf Fırkası (Partisi), zamanın Liberaller takımı istemişlerdi. “Zeynel Abidin Hoca Efendi” İngilizlerin göz bebeği idi. O sırada Zeynel Abidin’in İngilizlerle işbirliğini bilen bazı zenginler onu sofralarından eksik etmez olmuşlardı. Çünkü, İngilizlerle ticaret yollarını açmak için işgal Komiserleri ile işbirliği yapmak lazımdı bunun için de “Zeynelabidin Hoca Efendi” biçilmiş kaftandı…

O’NUN TEŞKİLATI…

Mustafa Kemal Paşa İstanbul’a 13 Kasım 1918 günü geldi. Müthiş bir teşkilatlanma hareketine başlamıştı. İyi de bir haber alma teşkilatı şarttı ve kurulmuştu. O teşkilat her yere sızıyordu. İşte bir gece bir mütareke işbirlikçi zengini evindeki ziyafete de sızmışlardı. O ziyafet sırasında “Zeynel Abidin Hoca Efendiye” şöyle deniliyordu, “…Zatı muhteremlerinin hakkı var. Bunlar (İttihat ve Terakki) memleketi batırdılar efendim Artık işler Düvel-i Muazzama’nın dediği gibi olacak, bundan şüphe edilir mi?” KILICIN KESKİN AĞZI…

O dönemi yaşayanların bana söyledikleri ve aklıma çivi gibi çakılan bir söz şudur: “…O zamanlar namus kılıcın keskin ağzındaydı, Ya o tarafa ya bu tarafa…” Namus, kılıcın keskin ağzı üzerinde dans ediyordu… Ve yine bana anlatılanlardan: “…O İstanbul kendisini yaşıyordu… Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa İhtilali başlatmıştı… Savaşı başlatmıştı… İstanbul’da bazı davet masalarındaki ağdalı bir taassubla atılan çığlıklar, pencerelerden fışkıran, martıları bile susturan avaz avaz plak sesleri, çöküşü hızla yaşayan Saray…” Ama, öte yandan mahzun yoksul İstanbul mahalleleri ve Mustafa Kemal Paşa “muvaffak olsun” diye dua eden nineler, asker subay anaları… MÜLAZİM REŞAT…

Genç subay, Mülazim Reşat, Üsteğmen Vasfi Bekirağa Bölüğü’nde vazifelilerdi. İçerdeki mahkumlara, yazarlara, İttihat ve Terakki ileri gelenlerine haber taşıyorlar, onlardan haberleri dışarıya uçuruyorlardı. Bir gün İstanbul’daki Kuvva Merkezi’ne çağrıldılar. Ve gittiler. Gizli merkezde Dayı Maksut, Yenibahçeli Şükrü oturmaktaydılar. Gizli bir telgraf makinesi durmadan tıkırdıyordu. Mustafa Kemal Paşa’ya şifrelerle İstanbul’daki vaziyetler anlatılıyordu. Gelen emirler için gereken vazifeler veriliyordu… SEFARET ÖNÜNDE VURMAK…

“Mustafa Kemal Paşa’ya da idam diye” sokaklarda, işgal devletleri komiserliklerinde dolaşan “Zeynel Abidin Hoca Efendi” için birkaç defa “…Vücudunu ortadan kaldırmak kararı…” almışlardı, ama Mustafa Kemal Paşa “…Hayır neler yaptığını bilmek daha faydalı olur…” diye bunun önünü kesmişti. “…Vücudu ortadan kaldırmak…” onların tabiridir. İşte o gece yine bir izin isteniliyordu. İzin isteminde şöyle denilmişti: “…Zeynel Abidin Hoca Efendi’nin İngilizlerle işbirliği rahatsızlık vermektedir. İzin verilirse İngiliz Konsolosluğu önünde icabı yapılacaktır…” Telgraf makinası biraz sonra şu cevabı verdi: “…Takibine devam edilecektir…” TAKSİM KÖŞESİ YANGINI…

Dayı Maksut, Yenibahçeli, Mülazim Reşat, Üsteğmen Vasfi “gizli merkezden” çıkmışlardı. Taksim Meydanı’na geldiler. O sırada bir İngiliz-İtalyan devriyesi oradan geçmekteydi. Dayı Maksut’un emrine girmiş İstanbul bıçkını Kuvvacılar, Dayı Maksut’a baktılar. Dayı Maksut, Doktor Fahri’ye ve hepsi birden Yenibahçeli’ye… Zaten öfkeli idiler…Dayı Maksut başı ile küçücük bir işaret verdi. İstanbul bıçkını Kuvvacılar İngiliz İtalyan devriyelerine yürüdüler… Gece karanlığı idi. SİLAHLAR MERKEZE…

Düşmandan alınan silahlar merkezlere gönderiliyordu. Kuvvacılar topluların namlularını devriylerin alınlarına dayadılar. Kuvvacı Kehribar, “…Eli ile soyunmalarını” işaret etti… Soyundular… Silahları alındı, devriyeler don paça bırakıldı… İsteselerdi vururlardı da, öylesi daha hoş olacaktı. İşgal devriyeleri don paça, Dayı Maksut Kuvvacılara “Silahlar merkeze” emrini verdi. Sonra, kahkahalarla yollarına devam ettiler. Taksim köşesi yangın yerine dönmüştü. DAMAT FERİT’E AZAR…

Ertesi günü Damat Ferit’in çevresine yerleştirilmiş Kuvvacı’dan haber geldi, yine İngiliz İşgal Yüksek Komiserliği’ne çağrılmış ve şöyle azarlanmış, “…Nedir bu Kuvva, Kuvva, Kuvva… Mustafa Kemal Anadolu’da macerada ama Kuvvacılar burada da var…” Yapanların Kuvvacı olduklarını da şöyle anlamışlar, çünkü, don paşa bırakılan işgal devriyesinin eline bir kağıt verilmiş, “…İstanbul Kuvvası selam eder…” Ve iyi pazarlar dostlarım…

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS