Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL - Eşik Aşma
Haziran 16, 2008 - CUMHURİYET, MÜMTAZ SOYSAL
DÜN bir buçuk milyonu aşkın genç üniversite eşiğini aşabilmek için çetin bir sınava girdi.Gerilim temmuz sonlarına kadar sürecek. Kazananları daha sonra başka gerginlikler bekliyor: Hangi üniversitenin hangi dalına, nereye?
Arkasından, belki kent değiştirme, barınacak yer bulma derdi başlayacak. Ailelerin bin bir sıkıntıya katlanarak paylaşacakları bir dert.
Ama, derdin büyüğü bütün toplumundur: Henüz sağlam bir eğitim düzeni kuramamış olmak. Zira üniversite sorunları önceki öğrenim düzeyiyle ilgilidir.
Giriş sınavlarını şimdiye kadar kazanamamış olanlar için bu yıl elverişli bir ortamın oluştuğu söylenmekteydi: Fen liseleri, Anadolu liseleri, Anadolu teknik liseleri, Anadolu öğretmen liseleri ve güzel sanatlar liseleri dışında öbür okullar dört yıla çıkıp bu yıl mezun vermediğinden katılım az ve kazanan çok olur denmekteydi. Ne var ki, şansını yeniden denemek isteyenler çoğaldığına ve ilk katılanlar da nispeten iyi öğrenci yetiştiren yerlerden geldiğine göre, sorular ister istemez biraz daha zor olacaktı. Oldu da.
Bereket, sınav sistemi zamanla geliştirilmiş ve adaylara, derece derece, daha kolay kazanma fırsatı veren sekiz değişik test çeşidi sunulmuştu.
Sorun, ortaöğretimin sonunda öğrencileri yönlendirecek rehberlik hizmetinin doğru verilip verilmediğidir. Genellikle, doğru yön gösterme işi de “dershane sektörü”nce üstlenilmişe benziyor. Dershaneler, resmi öğretimden farklı olarak, öğrencilere “test çözme tekniği” dedikleri marifeti de öğrettiği için, o kesim gitgide büyümekte ve böylece acayip bir öğrenim düzeni doğmaktadır.
Böyle olunca, ailelerin, bin bir özveriye katlanarak o kesime aktardıkları para da artyor. Bu bakımdan, ana babaların çocuklarını iyi okutabilmek için eğitime ayırdıkları para, neredeyse ulusal eğitime devlet bütçesiyle ayrılan ödeneklerle yarışa geçmiştir. Aslında, ikisinin toplamı olan miktar dürüst ve hakça bir vergi sistemiyle toplumun bağrından koparılabilse ve kamusal sistemde doğru kullanılsa, eğitim alanında başarılamayacak iş yoktur.
Sağlık gibi eğitimin de ticarete kaydığı bir ortamda sosyal adaleti sağlamak için yapılması gerekli işlerin başında öğretimin her aşamasını mutlaka “parasız”laştırmak gelmelidir. Ancak sınavla girilebilen, parasız yatılılık, özel nitelikli okullar ve ailesinin gelir düzeyi ne olursa olsun çalışkan öğrenciye yükselebildiği kadar yükselme olanağı sağlayan bir sistem kurulmadıkça toplumun derinliklerinde saklı yetenekleri bulup çıkarmak kolay değildir.
Bu zor işi başarabilen ve bütün evlatlarına açıköğretim düzenini sosyo-ekonomik gelişme hedeflerine uygun işgücü yetiştirme planlamasıyla tamamlayan bir Türkiye’nin dünya yarışında en önlere geçmesini kimse önleyemez.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.