Orhan Erinç - ‘Bize Bir Şey Olmaz Abi’
Haziran 16, 2008 - CUMHURİYET, ORHAN ERİNÇ
Yıllar önce bir televizyon kanalında, para karşılığı ilişki kurmak istedikleri kadınların AIDS’li olduğunu söyleyenlere “Bize bir şey olmaz abi” yanıtını veren kabadayı görünümlü gençleri izleyince şaşırmıştık.
Yaklaşımlarının nasıl bir mantığa dayalı olduğunu irdelemekte de zorlanmıştık.
Şaşkınlığımızı gidermede başvurduğumuz düşünce de “sayıları herhalde çok değildir” olmuştu.
Ama ortaya çıktı ki yanılmışız. Aynı mantık sadece özel yaşamda değil kamu alanındaki yaşamda da geçerliymiş. “Ben istediğimi yaparım, bana bir şey olmaz” mantığı ne yazık ki yaygınlaşıyor. Yolsuzluk ve usulsüzlükleri “olağan” karşılama eğiliminin kol gezmeye başlaması, “Bana bir şey olmaz abi” yaklaşımını da yaygınlaştıran önemli bir neden galiba.
***
Ülkenin belirlenmiş ve değil değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin önerilmesinin bile söz konusu olmayacağı ilkelerini değiştirme girişimini mantıklı bir düşünceyle anlatabilmek gerçekten zor.
Sanırım, kuralları bir yana bırakıp bin dereden su getirme yolunun seçilmiş olması da bu zorluktan kaynaklanıyor.
Osmanlı’nın maarif nazırının, eğitimde yaşanan sorunları çözme yolunu okulların kapatılmasında bulmasına benzer yaklaşımlar birbirini izliyor.
Bunlardan biri de telefonların izlenmesini ve dinlenmesini önleyebilmek yerine “konuşulmamasının” önerilmesi oldu.
Başka örnekler de laiklik ilkesinin örselenmesine “dur” diyen Anayasa Mahkemesi’ne kızgınlığı yansıtıyor.
Anayasa Mahkemesi’ni kapatmanın olanaksızlığı yüzünden, mahkemeyi bazı alanlarda işlevsizleştirmeyi öngören öneriler ortalıkta dolaşıp duruyor.
Bunlar arasında, mahkemenin denetledikleri tarafından denetlenmesini ve kararlarının yok sayılmasını gündeme getirenler de var.
“İstediğini yapma hakkı” gibi olmayan bir hakkı kamu alanında kullanmaya niyetlenenlerin, başvurdukları “Bana bir şey olmaz abi” mantığının yanlışlığı ortaya çıktığında kızıp köpürmelerinin son dönemin modası olması da anlaşılamayan gelişmelerinden(!) biri galiba…
***
22 Temmuz seçimleri sonrasında medyada da değişiklikler oldu.
Siyasal iktidara destek veren yayın kuruluşlarının sayısı türlü çeşitli nedenlerle hem arttı hem arttırıldı.
Bir dönemde medyaya güvenin azalmasına neden olmakla suçladıkları gazetecilerden yakınanlar rolleri değiştirme ihtiyacı duydular.
Gazetecilik büsbütün “kuralları olmayan bir meslek” görüntüsüne büründü.
Şu anda en geçerli meslek kuralı, “istenilenin istenildiği gibi yazılıp söylenmesi” olarak uygulanıyor. Böyle bir meslek kuralı olmadığı için de sıkıntılar yaşanıyor.
Umarız geçici bir şok yaşıyoruzdur


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.