İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Taylan Sorgun - Genç Beyinlere Sokulanlar: Mandaterlik ve Tarihin İnkarı…

Haziran 14, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

“Atatürk’ü sevmiyormuş, İngilizler olsa daha iyi olurmuş.” Bunun üzerine yazı yazmak değmez de ama; Önemli olan kızın söyledikleri değildir. Onun zihnine bunları sokan utanmazlardır. Ama kızım sen “İngilizler olsaydı daha iyi olurdu” diyorsan zaten Atatürk’ü sevemezsin. Hep durmadan yazmadım mı, “…Mütereke Dönemi…” gibi diye. 30 Ekim 1918 Mondros Teslimiyet Anlaşması sonrasında, Mütereke Dönemi başlamıştı. O dönem, İstanbul’daki Padişah ve işbirlikçi Sadrazam Damat Ferit ve onların yanlıları tarafından sürdürülmüştür. Ama, Mustafa Kemal Paşa Aatatürk, Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlatarak o dönemi tarihten silmiştir. Mütareke Dönemi’nde, Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali sürerken, İstanbul’daki işbirlikçilerin İngiliz Mandası mı olsun, ABD mandası mı olsun tartışmaları vardı. 1- FALİH RIFKI “ESKİ SAAT”…

Meslek ustalarımdan Falih Rıfkı Atay’ın, İstanbul’un işgali günlerinde yazdığı “Eski saat” başlıklı bir makalesi vardır. Bir bölümü şöyledir: “…Düşman, sancak direğinden bir milletin bayrağını indirdiği zaman, düşman kumandanı bu bayrağı çiğneyip beyaz ata bindiği zaman, düşman gözyalarınıza tükürdüğü zaman, genç dostlarım bunun o zaman ne demek olduğunu bilenlerdenim…” Bir başka bölüm de şöyle yazılmıştır: “… İstanbul sokaklarında düşman marşının birbirine karıştığını duymuş olanlardanım. Sarayburnu’nunda İstanbul güneşi batarken zenci davulu Marsellela ise (Fransız Marşı) vurdu…”

2- “KARABAHTLI İNSAN”…

Fatih Rıfkı Atay, o yazısını şöyle bitirmiştir: “… Dünyanın en karabahtlı insanı ne demek olduğunu biz biliriz. Size dünyanın en bahtlı insanı ne demek olduğunu sorarlarsa göğsünüzü kabartarak kendinizi gösteriniz…” Çünkü o kara bahtlı insan artık emperyalizmin işgalinden kurtulmuştur. Gençlere bunları kim anlatacaktır. Ama bunları anlatmak yerine kimileri, kimi tarikatçılar işte o genç zihinlere o sözleri yerleştirmek maharetini göstermektedirler. Ve mandaterlik övgüsünü…

3- HAMDULLAH SUPHİ BEY…

Hamdullah Suphi büyük Türk düşünürü. Bakınız, İstanbul’un işgali zamanındaki Cağaloğlu ve Süleymaniye Camii’ni şöyle anlatmıştır, hem de o günlerdeki “Köşe Minderi” başlık yazısında. Yazının bir bölümü şöyledir: “…İstanbul’un his ve hayal veren o tarihi sanat köşelerini dolaşıyordum. Cağaloğlu’nda bir Yunan otomobili, içinde yunan subayları. Süleymaniye’yi ziyarete karar verdim. Mabed o gün sesizdi, kimsesizdi. İnliyordu: Ooooof, ooooof… Ürpermeye başladım. Biz vatan toprakları üzerinde Vatan hasreti çekmiş kimselerdik… “Hamdullah Suphi Bey Süleymaniye’de iken dışarıda İngiliz devriyeleri vardı. Bugün cumadır. Bütün camilerimiz hürdür. Ama bir genç beyin “İngilizler olsaydı” demektedir. kimler neler aşılamaktadırlar…?

4- KİMSE YAPAMAZDI…

Yakın tarih belgesel araştırmasını yaparken o dönemin önde gelen isimleri, ikinci üçüncü kadrolarla konuşmuştum. İnönü, Bayar, Altay Paşa başta olmak üzere. Hepsinin söylediği şu olmuştur: “Atatürk olmasaydı kimse O’nun yaptığını yapamazdı.” Mustafa Kemal Paşa, Atatürk 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonrasında, 7-8 Kasım 1918 günü sadrazamlığa gönderdiği şifrede “…Bu mütareke ahkamını “şartlarını kabul etmiyorum kendi karekterime uyanı yapacağım…” demişti. Bunun üzerine ordusu dağıtılmış kendisi İstanbul’a çağrılmıştı. (Geniş Bilgi ve tarihi belgeler için bak. Taylan Sorgun: Miütareke Dönemi ve Bekirağa Bölüğü. Kum Saati Yayınları)

5- İŞTE MİLLİ EĞİTİM…

Tevhid-i Tedrisat ortadan kaldırılmaktadır. Büyük hatalar yapılmaktadır. İşte Milli Eğitim darmadağın edilince de işte o genç beyinlere 1- Tarihin inkarı, 2- Mandacılık iyi birşeydir işlenmektedir. Bir genç beyne “İngilizler olsaydı daha iyi olurdu” dedirtebilmektedirler. Bir taraftan mandacılık övdürülürken, öteki taraftan “arapçı kültür emperyalizmi” işlenmektedir. Geçen gün önümde iki genç kızımız yürüyordu, birisi ötekisine şöyle dedi: “…Arapçı konussana… Hoca öyle demedi mi…?” Hadi buyrunuz.

6- ÜÇ DİN ADAMI…

1- Zeynelabidin Hoca Efendi: Mustafa Kemal Paşa, o isyan şifresinden sonra ordusu dağıtılarak İstanbul’a çağrılmıştı. Ahmet İzzet Paşa namuslu bir adam olduğu için sadrazamlıktan istifa etmiş, yerine Saray’da itibarı olan Zeynelabidin Hoca Efendi’nin de teşviki ile işbirlikçi Sadrazam Damat Ferit getirilmişti. O sırada İstanbul’da tevkifatlar başlamıştı. Zeynelabidin Hoca Efendi, “…Bütün İttihatçılara idam. Mustafa Kemal Paşa’yı da tevkif edin” diye İşgal Devletleri komiserlerinin kapılarını aşındırmıştı. (Bak Taylan Sorgun. Mütareke Dönemi. Kum Saati Yayınları)

7- ETEKTEKİ IŞIK…

Zeynelabidin Hoca Efendi Konya’lıdır. Mütareke Dönemi’nde Altay Paşa Konya’da Kolordu Komutanı’dır. Birgün genç subaylar gelmiş ve “…Komutanım geceleri bozkır tepelerinde bir adam dolaşıp, eteğinin altından ışık saçıyormuş. Köylülerde mübarek adam diye eteğini öpüyorlarmış…” demişlerdir. Komutan Altay “…Getirin şu keratayı…” emrini vermiştir. Getirmişlerdir. Gece vakti. Cübbesini kaldırıp bakmışlardır ki, bir pil ve ucuna bağlı ampul. Bakınız bu adam yani Zeynelabidin Hoca Efendi Bozkır İsyanı’nı İngiliz altınları ile çıkararak Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali ordularını arkadan vurmuştur.

8- BÖREKÇİZADE RIFAT HOCA…

2- İkinci din adamı, Börekçizade Rıfat Efendi’dir. Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nde Anadolu’daki çok sayıdaki din adamımızla birlikte Mustafa Kemal Paşa’yla saf tutmuşlardır. Birer kahraman olarak tarih sahnesinde yerlerini almışlardır. Hepsi vatanseverdi. Mustafa Kemal Paşa Cumhuriyet’in ilanının hemen ardından Elmalılı Hamdi Bey’e Kuran’ı tefsir ettirmiş okullara dağıttırmıştı.

9- DÜRRÜZADE HOCA…

3- Üçüncü din adamı Dürrüzade’dir. Zamanın Şeyhülislam’ı. İngilizlerin isteği ile Damat Ferit Nemrut Paşa’ya Harp Divan’ı kurdurmuş o Harp Divan-ı Talat, Enver, Cemal paşalar gıyaplarında idama mahkum etmişti. Daha sonra da başta Mustafa Kemal Paşa, İnönü, Altay Paşa, Ali Fuat Paşa ve öteki bütün sivil Kuvvayı milliyeciler ile bütün Milli Mücadele kadrosu gıyaplarında idama mahkum edilmiştir. O kararda Dürrüzade’nin ve Padişah’ın tuğraları vardır. Yani imzaları.

10- ŞİMDİKİ EMPERYALİZM…

Şimdiki zamanda Emperyalizm Türkiye üzerinde yine eski siyasetlerinin yeni versiyonlarını sürdürmek istemektedirler. Bunun için bazı işbirlikçiler de bulmuşlardır. Yabancı vakıflar misyonerler Anadolu’da cirit atmaktadırlar. Bir taraftan emperyalizmin tetikçisi terör örgütünü ortaya çıkarmışlardır, “Kürt sorunu” icadiyeti ile bölücülük peşindedirler. Anadolu’ya eskisi gibi tam bir müstemleke yapmak peşindedirler. Üçüncüsü de genç beyinlere “yeni aşılar, yeni mandaterlikler” aşılamaktır. Bir tarihi reddettirmektir.

11- MENEMEN VE İNGİLİZLER…

Genç kız, İngiliz mandasından söz etmektedir. Zihnine o sokulmuştur. Bakınız, 23 Aralık 1930 günü Menemen’de bir ayaklanma çıkmış genç subay Kubilay’in başı kesilmiştir. O ayaklanmadan hemen sonra Atatürk’ün başkanlığında bir toplantı yapılmıştır. O toplantının zabıtını benim belgeselini yazdığım Altay Paşa tutmuştur. Tarihi bir zabıttır. Oldukça uzundur. Ve tektir. O zabta göre 1- Ayaklanma zamanın Nakşibendi tarikatınca çıkarılmıştır. 2- O zabta göre ayaklanmacılar şöyle bağırmışlardır: “…Cenab-ı Hak isterse kafirler de müslümanlığı muhafaza eder. İngilizler yeniden gelirlerse zararı yoktur…” (Geniş bilgi ve belge. Bak: Taylan Sorgun. İmparatorluktan Cumhuriyete. Üç dönemin Galerisi)

12- ANNEANNEM- GAZİANTEP…

Meslekdaşımız Uğur Dündar muhteşem bir habercilik yapmaktadır. Bir kurtuluş günündeki töreni ekrana getirmiştir. Tarihi gerçeklerden uzak bir tören. Benim anne tarafım kaç yüz yıllık Gaziantepli’dir. Dedem Sipahizade Nur Ali Ağa’nın torunudur. Gaziantep’teki Nuri Paşa Camii O’nun dedesinin Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaptırdığı camidir. Vakıflar varisi benim. Vakıflarının bereati mahkeme kararları bendedir. Anneannem Gaziantep savunmasında elinde mavzerle dolaşan Antep kadınlarındandır. Hep şöyle derdi, “…Biz Gazi Paşa’nın Atatürk’ün emrinde düşmanı yendik…”

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS