MEHMET ALİ KIŞLALI - Gül’ü engellemek
Haziran 14, 2008 - Genel, M.ALİ KIŞLALI
Askerin ‘özde ve sözde’ anayasal rejimi özümseme önerisine uygun bir cumhurbaşkanı adayı olmadığı bilinen Abdullah Gül’ün adaylığı acaba önlenebilir, seçimi engellenebilir miydi?
Ülkenin içine girdiği karmaşa ortamında AKP kapatıldığında olacaklar hakkında öngörüde bulunan Şevket Kazan, “Erdoğan ve Gül’ün liderliğinde ikiye bölünürler” deyince, kaçırılmış olabilen bir fırsat yeniden gündeme geldi.
Son yılda olayları yakından izleyebilecek durumda olanlar ‘Gül’ün cumhurbaşkanlığına seçilmesi engellenebilirdi’ neticesine varıyorlar.
Tabii uygulanması gereken planın kahramanının Erdoğan olması gerekiyordu. Erdoğan’a, tüm ülkeyi kucaklayabilecek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de içine sindirebileceği bir adayı saptaması ikna edilebilirdi.
Bunu yapabilecek kişilerin, uygulamaları gereken taktiklerin saptandığı ama uygulamayı yapması gerekenlerin yetersiz kaldıkları şimdi tartışılıyor.
Erdoğan’ın kimi etkili çevreden yeterli desteği alamayarak, Gül’ün seçilmek için baskı yapacak desteği partisi içinde bulur görünmesinin, planı bozduğu kanısı var.
Gül’ün adaylığını Erdoğan’a kabul ettirmesi, Başbakan’ın sonu şimdi ortada olan çıkmaza sapmasına yol açıyor. Çünkü Erdoğan, Çankaya’daki Gül’ün attığı adımların sadece orada değil AKP içinde de etki yapmaya başladığını görüyor.
AKP’nin birinci iktidar döneminde “Bu konuda asla vaatte bulunmadım” dediği türban ile ilgili baskılar artınca yanlış ilk adım atılıyor.
Gül ile ilişkiler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın AKP’yi kapatma iddianamesi açıklandığında, Gül’ün ilk tepkisi, ‘Ben siyaset üstüyüm’ olduğunda, Erdoğan’dan açıkça ayrılma hareketi başlıyor.
Şimdi geçen yılın ilkbaharına, tüm ülkenin cumhurbaşkanı olabilecek adayın aranması sürecine dönelim.
Olayları yakından izleyen, gelişmelerden haberi olabilecek konumda olanlar “Erdoğan’ın Gül’e adaylığı konusunda mutlaka direnmesi gerektiği fikrini verebilecek unsurlar özendirilen hareketi gerçekleştirecek cesareti gösteremedi” diyorlar.
“Erdoğan ile grup halinde konuşup ülkenin içinde bulunduğu koşulların anlatılması gerekirken bu temas etkisiz koşullar içinde kişisel olarak atıldı.”
Başbakanın, Gül’ün adaylığını engellemek konusunda, AKP içinden beklediği desteği bulamadığını hatırlatanlar şimdi; AKP’nin bünyesi hakkında bilgi sahibi Şevket Kazan’ın ‘AKP kapatıldığında bölünür. Erdoğan ve Gül’ün liderliğinde ikiye ayrılır’ değerlendirmesine katılıyor. Bu öngörüyü doğrulayacak işaretleri Erdoğan ve Gül’ün son günlerdeki hareketlerinde bulduklarını belirtiyorlar.
Gül, özellikle Dışişleri Bakanlığı döneminde oluşturduğu dışilişkileri de kullanarak, Erdoğan’ın yabancısı olduğu bu alanda Çankaya’dan inisiyatif almayı sürdürüyor. Kendisine sınırların ötesinde, uluslararası itibar kazandırmaya çalışıyor. Böylece Anayasa Mahkemesi kararı açıklandığında, partiyi kapatacak karara esas teşkil edecek iddianamede siyasi yasaklanması istenen 71 kişilik grubun dışında kalmaya çalışıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, özellikle 22 Temmuz neticeleri ve Gül’ün Çankaya’ya seçilmesinden sonra, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt komutasında geri plana, buna askeri deyimle ‘sütre gerisi’ de deniyor, çekildi. Ama anayasal rejimi savunma misyonunu üstlenen yüksek yargının her adımını büyük dikkatle izleniyor. Bu adımların arkasında olunduğunun işaretleri veriliyor.
Yüksek yargı kurumlarının başkanlarının Anıtkabir ziyaretlerinde, deftere yazılan Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in temel prensiplerini savunma antlarından haberdar olunduğunda, başkanlar kutlanıyor.
Anayasal rejimin savunucusu anayasal kurumlar mücadelelerinde dirsek temasını muhafaza ederken, Gül’ün yerine uzlaşmayla bulunacak bir adayın bütün bu gerginlikleri engellemiş olacağı da düşünülüyor.
“Kim Gül’ü engelleyecek adımı atmadı? Neden atmadı” sorularının irdelenmesi için galiba bu dönemin sona ermesi bekleniyor.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.