Taylan Sorgun - “Vesayetçilikler”- Brüksel’de Acil Toplantı- Ve Sanki Haziran 1919 “4 Ler Meclisi” Sorgusu- Teröre İRA Modeli…
Haziran 13, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN
“Suhuletle çözülebilecek, siyaset gündemine sorun tartışması olarak oturtulmuş” bir mesele bakın ne hallere getirilmiştir. Siyasi iktidar “rejim konusunda güvence verememiştir”. Birinci iktidarları dönemindeki tarihsel hatalı siyasetleri nedeniyle siyasi iktidarın “rejim değişikliği” siyaseti olduğu gündeme daha ilk başlarda oturmuştu. Başbakan Erdoğan, “…Ben yaptım oldu, anlayışı demokratik hukuk devletinin kimyasını bozar…” demiştir. Peki siyasi iktidarın “…Ben yaptım olduculukları…” yok mudur? Milletin kutsal din duygularının siyaset arenalarına taşınması asıl sorunlardan birisidir. Brüksel’de Türkiye’nin limanlarının Kıbrıs Rum Kesimi’ne açılabilmesi imzası “ben yaptım olduculuk” değil miydi?
1- BRÜKSEL VESAYETİ…
Şimdi gelinen şu yere bakınız. Tartışılan mesele Türkiye’nin “dahili bir meselesi”dir. Şimdi dikkat: Milliyet Gazetesi’nde meslekdaşımız Güven Özalp’in bir haberi çıkmıştır. (Safya 14) O habere göre Avrupa Parlamentosu “Türkiye’deki demokratik kurumların işleyişini” acil bir gündem maddesi olarak ele almayı kararlaştırmıştır. Peki, Türkiye Avrupa Parlamentosu’nun vesayeti altında mıdır? Şimdi sormak gerekmektedir, “Türkiye üzerindeki bu vesayetçi siyasete” ne demek gerekmektedir?
2- ANAYASA ABD’YE…
Siyasi iktidarın hazırlattığı anayasa taslağının herkesten önce, siyasi partilerden önce ABD’ne gönderilmesi ve orada Gülen cemaatinin de katılımı ile tartışılması, ardından Brüksel’e gönderilip orada tartışılmasına ne demek gerekmketedir? Şimdi Anayasa Mahkemesi kararı tartışılmaktadır. Tartışmalar “saygılı bir üslup” içinde olabilirdi, bu da tabii olurdu. Ama, siyasi iktidarın ve çevresinin “cübbeli darbe” diyebilecek kadar hakarete varan sözleri nedir? 3- ALMAN HEYETİ BURNU…
Evet şimdi dikkat: Tartışılan mesele Türkiye’nin dahili bir meselesidir. Ama bakınız ne olmuştur? Uta Left başkanlığında Alman sosyalist partisi heyeti Türkiye’ye gelmiştir. Almanya Parlamentosu dış işleri heyeti, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Aysel Tuğluk, Akın Birdal ile buluşmuşlardır. Alman heyet esmiş gürlemiştir, “Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu” söylemişlerdir. Bunlar Türkiye’nin “vesayetçisi midirler?” Haydi bakalım cevap gelsin. Heyet, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı davalara da burnunu sokmuştur. Peki, buna ne diyeceksiniz?
4- TERÖRE İRA MODELİ…
Cumhuriyet Gazetesi’nin dünkü 4′üncü sayfasındaki haberlerine göre, Alman Dışişleri Heyeti, DTP’liler ile görüşürlerken, Anayasa Mahkemesi kararını eleştirmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı davlardan da söz ederek, terörle ilgili olarak, “silahın çözüm yolu olmadığını, İrlanda Kurtuluş Örgütü’ne de (İRA) yıllarca terör örgütü denildiğini, ama devlet masaya oturunca sorunun çözüme ulaştığını” söylemişlerdir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti, emperyalizmin tetikçisi terör örgütü ile masaya oturmalıdır. Bakın siz şu sözlere.
5- İNGİLTERE VE MİSİLLEME…
Bakınız tarih 20 Şubat 1993′dür. Zamanın ABD Başkanı Clinton, İngiltere’ye İRA meselesi için bir heyet göndermeye kalkışmıştır. Ama ne olmuştur? İngiltere parlamentosu ayağa kalkmıştır. Ve demişlerdir ki “O zaman biz de ABD’ye İspanyol, zenci meseleleri teftişi için bir heyet göndeririz”. Clinton susmak zorunda kalmıştır. Bunun bir anlamı olsa gerektir. Peki şimdi Washington ve Brüksel’in Türkiye’nin ulus devlet, milli devlet, üniter yapı esasına karşı siyasetleri ne olmaktadır?
6- AP VESAYETÇİLİĞİ…
Türkiye vesayet kabul edemez. Ama, bakınız hiç peşini bırakmam ne olmuştur? Tarih 26 Kasım 2004′dür. Daha önce de yazmıştım. Avrupa Parlamentosu’ndan 7 kişilik bir heyet Diyarbakır’a gitmiş ve Belediye Başkanı Baydemir’in odasında, “…Buraya Kürdistan davanıza yardımcı olmaya geldik. Desteğimiz devam edecek…” demişlerdir. (Belge: 27 Kasım 2005 Cumhuriyet Gazetesi manşeti) Şimdi soru bu kışkırtıcı beyanlara karşı o zamanlar Dışişleri Bakanlığı ve siyasi iktidar ne demiştir? Eğer bir karşı cevap eğer “siz kimsiniz” gibi bir tepki oldu ise ne zaman ve nasıl olmuştur? Bu soruyu defalarca sormuştum, cevap alamamıştım. Peki bu nasıl bir “vesayetçilik”tir? 7- KIBRIS’TAN ANAYASA’YA…
Brüksel, Washington Türkiye’nin Kıbrıs KKTC siyasetinden, Anayasası’na kadar herşeye karışmaktadırlar. İşte gelen Alman Heyeti. İşte Brüksel siyasetleri. İşte AB’li Komiserlerin beyanları. İşte Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin son aldığı acil toplantı kararı. O toplantıya Dışişleri Bakanı Babacan da oturumda sunum yapmak üzere acele çağrılmıştır? Bunlar kendilerini ne sanmaktadırlar? 8- HAZİRAN 1919 YARGILAMASI…
Şimdi bakınız: 30 kim 1918 Mondros Teslimiyet Anlaşması’ndan sonra, Mustafa Kemal Paşa Mayıs 1919′da, Adana’da 7-8 Kasım 1918 günü aldığı karar gereğince Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlatmıştı. Haziran 1919′da da zamanın İstanbul hükümeti Sadrazam’ı Damat Ferit, Paris Sulh Konferansı için Paris’e çağrılmıştır. 6 Haziran 1919 günü Dolmabahçe’den Fransızlar’ın “Demokrasi” adını taşıyan zırhlısı ile Fransa’ya hareket etmiştir. Paris’te Sulh Konferansı başlamıştır. Adı Sulh Konferansı’dır, ama masada Anadolu’nun parçalanması haritası vardır. 9- VERSAY TERZİSİ…
Anadolu’nun da işgali başlamıştı. Ama bakınız Damat Ferit ne yapmıştı biliyor musunuz? Benim arşivimdeki kesin bilgilere göre Damat Ferit Paris’te Versay’da çok methedilen bir terziye gitmiş şıkır da şıkır Fransız kumaşı elbiseler siparişi vermişti. Ama Anadolu işgal ediliyordu… 10- “DÖRTLER MECLİSİ”…
Şimdi bakınız, Paris Sulh Konferansı’nda önce “10 Lar Meclisi” denilen bir meclis kurulmuştu. Sonra bunun adı “4 Ler Meclisi” olmuştur. O 4 Ler Meclisi’nin başı şunlardı: 1- Zamanın ABD Başkanı Wilson, 2- İngiltere Başvekili Llyod George, 3- Zamanın Fransız Başvekili Clamenceau, 4- İtalyan Temsilci Orlando. Bunlar Türkiye’yi yargılamaya başlamışlardı. Peki şimdi neler olmaktadır. Brüksel heyetleri, Washington, Fransa, İngiltere Kıbrıs meselesinden Türkiye’nin Anayasası’na açılan davalara kadar herşeye müdahale etmektedirler. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi “Türkiye’deki demokratik kurumların işleyişi” ile iligili olarak acil bir toplantı düzenlemektedir.
11- KİM BUNLAR VE ZAMAN…
Kimdir bunlar? Bunlar kendilerini hangi zamanda görmektedirler? Türkiye kendi içinde meselelerini tartışır. Siyaset tartışır. Ama böylesine “Vesayetçi”lik ne olmaktadır? Bakınız Babacan’ın acil olarak davet edildiği toplantıda “Denetim mekanizmalarının işleyişine başlamasından da söz edilmektedir.” Yani Türkiye “Denetim mekanizması” altına daha başka seviyelerde alınacaktır. Peki bu nasıl bir “vesayetcilik” halidir? Önce bunları reddetmek gerekmektedir. 12- “BEN YAPTIM OLDU”…
Başbakan Erdoğan, “…Ben yaptım oldu anlayışının demokratik hukuk devletinin kimyasını bozduğunu…” söylemiştir. Doğrudur. Ama, peki şu son tarihsel hatalı Vakıflar Kanunu TBMM’den AKP Grubu oyları ile MHP ve CHP’nin sert itirazlarına, adeta kapitülasyon kanununun geri döndüğü itirazlarına rağmen nasıl geçmiştir? O da hatalı bir “Ben yaptım oldu” değil midir?
13- İKTİDAR VE YANLIŞLAR…
Başbakan Erdoğan, iktidarın yaptığı yanlışların seçimlerde döndüğünü söylemektedir. Ama siyasi iktidarların yanlış yaptıkları işler gelecek seçimlere kadar “atı alanın Üsküdar’ı geçmesi” gibi olmaktadır. Şimdi mesela, 1- Bütün iktisadiyat yabancılaşmıştır. Tarihsel hatalı iktisadiyat siyasetleri yeni Kapitülasyon benzeri gibidir. 2- Milli tarım, milli endüstri yok olmaktadır. 3- KKTC tarihe gömülmek üzeredir. 4- Bütün limanlarımız yabancılaştırılmış ve tarihsel hatalar burada da yapılmıştır. 5- Emeklisi, işçisi, memuru perişandır. Saymakla bitmez. Peki buraya nasıl gelinmiştir? “…Ben seçildim, kurumlar yoktur ben varım. Dediğim dediktir. İstediğim kanunu çıkarırım. Çoğunluk bendedir de…” siyasi hatalı anlayışı ile vaziyet budur.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.