İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Orhan Birgit - Tuzla Grevi Başlarken…

Haziran 13, 2008 - ORHAN BİRGİT

Başka türlü seslerini duyuramadılar. Daha doğrusu, aralarından sürekli olarak ölüme gönderilen arkadaşlarının sayısındaki artışın TBMMyi nihayet harekete geçirmesi sonunda kurulan Araştırma Komisyonunun tersanelerde yaptığı çalışmalardan somut sonuçlara ve çözüm önerilerine ulaşılamadığını öğrenince, bugünkü topluma hem yabancı; hem de bazılarına çok ters gelen bir yöntemle yaşadıkları tehlikenin öyle işleri ağırdan almaya elverişli olmadığını anlatmayı kararlaştırdılar.

44 işveren, 503 alt işveren tersanesinde çalışan 33 bin işçinin bulunduğu Tuzla doklarındaki tek örgütlü sendika olan Limter-İşin çağrısına evet deyip grev yapacaklar.

Sendika yöneticileri grev tarihi olarak 16 Haziran Pazartesi gününü belirlerken, baba ya da amcalarının düzenlediği 15-16 Haziran 1970 işçi olayları olarak çalışma tarihimizin en büyük işçi hareketini çağrıştırmak mı istediler? Bunu bilmiyorum.

Ama bu hafta başında başlatılacak olan Tuzla tersaneleri grevinin olaysız ve başarılı geçmesini diliyorum.

Olay artık hiç kimse için bir bilinmeyenler denklemi değil. Zira pazartesi günü yapılacak grevi daha geniş kitlelere duyurabilmek için çağrı yapan Limter-İş yöneticilerinin de vurguladığı gibi, grevi düzenleyenler, o bir sürü içinde giden koyunların en öndekini izleyerek tek tek boşluğa atladıklarını anımsatan bir söylem yöntemi ile koyun saymıyoruz; insan sayıyoruz diyorlar.

İki yıl önce ilk ölümler başladığı sırada, olanları kaza ya da kader gibi algılayanların başında hem politikacılar ve özellikle elbette siyasi iktidar geldi. Hem de günümüzün medyası. O ölümlerin, gemi inşa sektöründeki hızlı büyümeyi omuzlamak için yoğun siparişlerin altına girmekten çekinmeyen gemi inşaatçılarımız, sektörlerine adeta amele pazarlarından toplanmış, sektörün özellikle aradığı özel eğitimden yoksun kimseleri işçi olarak çalıştırdıklarını görmek istemediler.

Büyüme ama nasıl?

Dünya gemi inşa sipariş defteri, son 3 yılda yüzde 89 oranında büyüme gösterirken bizim girişimcilerimizin kurduğu işyerlerindeki büyüme yüzdesi 360 oluverdi. Bu büyümenin sadece sayısal yönü ile ilgili olan siyasal iktidar, Başbakanını kürsüye çıkartıp AKP sayesinde nereden nereye geldiğimizi kulakları olup duymayanlara, gözleri olup görmek istemeyenlere anlatırken gemi inşaat sektörümüzü övünçle örnek gösterdi.

Tuzla tersanelerindeki büyümeyi görmeyen yok. O büyümenin olumlu yanlarını da. Ama sektörün 44 işvereni ve özellikle alt işveren olarak kendilerini tanıtan 503 kuruluşun çoğunluğunun tezgâhlarının evlere şenlik olduğunu TBMM Araştırma Komisyonu bile görebildi.

Niçin görebildi tanımını kullandığımı söyleyeyim.

Tuzla dokları için ayrılmış olan yer belli bir sınır içinde. Oraya gelen her yeni girişimci giderek üst üste yığılmış bir çalışma ambarı oluşturmuş. Açın Meclis tutanaklarını, orada parti sözcülerinin de Çalışma Bakanı tarafından sorunu siyasal yönü ile kürsüye getirdiği için hafiften tariz ettiği Ufuk Urasın konuşmalarını okuyun. Elektrik kablolarının yerlerde yığın kümeleri halinde görüldüğü, tezgâhlara ilave olarak yapılan yenilerinin de birbiri üstünde bulunduğunu da.

Kürsüye bu inanılmaz görünümleri getiren parlamenteri yanıtlamak için kürsüye çıkan Çalışma Bakanı Faruk Çelik, tüm içtenliği ile kendisinin de doklara gittiğini ama bu söylenenleri, bakan geliyor haberini alanların o manzarayı saklamış olduklarını söyler.

Bakandan ayıplarını kaçıran o biçim işveren, daha doğrusu taşeron yeni talepleri de hızlı bir şekilde paraya çevirmek amacıyla gecekondu tarzında tezgâhlarda ne iş bulursa yapabileceğine inanmış işsiz adayları ölüm tehlikesi ile karşı karşıya getirmekten gocunmaz.

Tuzla için kurulmuş olan Araştırma Komisyonu bu gördüklerinden somut bir çözüme ulaşamayacağına inanmış ve uzun bir araştırma seferine çıkmayı vatan görevi olarak üstlenmiş. Bu işler, Ukrayna ve Güney Korede nasıl yapılıyor merakı içinde bu ülkelere gidilecekmiş.

Ukraynayı bilmiyorum; ama Güney Koredeki tezgâhları Seulde 1978’de görme olanağını bulmuştum. Tam bir acımasız kapitalist ekonomi kurallarının uygulandığı işyerlerinde sendika yoktu. Toplusözleşme yoktu. Sosyal güvence yoktu. Bir iş kazası halinde o günün kurbanının sıradan bir dispanserde acılarının bir an önce dinmesini beklemekten başka yapabilecek bir şey olmadığını bana ev sahipliği yapan Güney Kore Parlamento yetkilisi söylemekten çekinmiyordu.

Dokların genel müdürü uzun uzun dünyanın en büyük ve en fazla iş yapan tezgâhlarının başında olmakla övünüyordu.

Bizim Araştırma Komisyonumuz bakalım hangi yeniliklerle dönecek o Uzakdoğu seferinden?

Ve onlar gidip gelene kadar daha kaç kişiyi Tuzla tezgâhlarında kurban vereceğiz?

Cumhuriyet okurları, eliniz değdikçe pazartesi günü başlayacak olan Tuzla grevindeki emekçileri ziyaret etmelisiniz. Hatırlarını sorarak onlara moral vermelisiniz.

Faks: 0 216 302 82 08 obirgit@e-kolay.net

Orhan Birgit

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS