SABAHATTİN İSMAİL - 23 MAYIS ANLAŞMASI KKTC′Yİ YOKETMEYE YÖNELİK 2. BİR SEVR′DİR(1)
Haziran 12, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
Mehmetali Talat′ın 23 Mayıs′ta Hristofyas′la imzaladığı Kıbrıs sorununun çözüm çerçevesini belirleyen ÖN ANLAŞMA′yı günlerdir eleştiriyoruz…Bu anlaşmayı kabul ederek Kıbrıs davasına son yılların en büyük darbesini vurduğunu belirtiyoruz…Rum milli tezlerini kabul ederek, Kıbrıs Türk Halkı ve Türkiye′ye en büyük dayatmayı yaptığını ısrarla belirtiyoruz…Yapabileceğimiz en ağır suçlamaları yapıyoruz…
Ne ilginçtir ki Talat, yaptığımız ağır eleştiri ve çok ciddi suçlamalar karşısında susuyor, çünkü kendini savunacak durumda değil…İnadı, birikimsizliği, etrafına danışman diye topladığı kişilerin çapsızlığı ve KKTC′ye sahip çıkma vizyonlarının bulunmayışı nedeni ile bir çuval inciri berbat etmiş ve bastığımız sağlam zemini yok etmiş durumdadır…
Gerek 8 Temmuz, gerek 21 Mart ve gerekse 23 Mayıs öncesi kendisini ısrarla uyararak, kırmızı çizgileri belirlemeden, müzakere koşullarımızı saptamadan, KKTC Meclisi′nden bu yönde karar çıkartmadan masaya oturmamasını söyledik…Yapmadı…
MGK kararı eline verilince, bu karara ters bir anlaşmayı kabul etmemesi için yine uyardık…Ne ki yine dinlemedi…
KKTC′yi, egemenliği, bağımsızlığı, iki egemen devlete ve iki egemen Halka dayalı yeni bir ortaklık devleti ilkelerini savunma kararlılığı olmadan “her şeyi müzakereye hazırım” diyerek masaya oturdu, Hristofyas′ın önüne getirdiği Rum Ulusal Konseyi kararlarını kabul ederek masadan kalktı…
Hritofyas da onun kabul ettiklerini alarak İngiliz′in kapısına dayandı ve ” bak ben Talat′la şu konularda anlaştım, sen de buna destek vererek Talat′ı güçlendir, Türkiye′ye Talat′ı serbest bırakması için mesaj verelim, Talat′la kabul ettiğimiz çözüm zeminini Türkiye de kabul etsin, tarihte ilk kez Kıbrıslıların yapacağı bir anlaşmaya engel olmasın” dedi…
Sonuçta Rum-İngiliz memorandumu, ne eksik, ne fazla, Talat′ın kabul ettiği nihai çözüm çerçevesine ilişkin ÖN ANLAŞMA′ya yüzde yüz uyumlu olarak imzalandı…
Türkiye′nin ve Talat′ın sözcüsü aracılığı ile gösterdiği tepkilere verdiği yanıtta da İngiltere, ” niye tepki gösteriyorsunuz, bu memorandum 23 Mayıs′ta kabul ettiklerinin teyididir” yanıtını verdi…
TUTARSIZ SAVUNMA
Talat susmaya devam ediyor…Ama geçtiğimiz günlerde konuştuğum ve yaptığım eleştirileri okuyan yakın bir çalışma arkadaşı, şu savunmayı yaptı:
- 23 Mayıs anlaşması Talat′ın başarısıdır…Orada ilk kez oluşturulacak federal devletin iki kurucu devletin ortaklığına dayalı olacağını Hristofyas′a kabul ettirdi…Ayrıca BM kararlarına atıf yapılırken de, o kararların öngördüğü siyasi eşitlik temelinde iki kesimli-iki toplumlu federasyona vurgu yapıldı…Tek uluslar arası kimlikten söz edildi ama tek egemenlikten söz edilmedi…
Tam bir “kandır çocuğu da taksim istesin” savunması…
Bu savunmayla ancak çocuklar, Kıbrıs sorunu konusunda hiçbirşey bilmeyenler, BM kararlarının içeriklerinden haberdar olmayanlar ve besleme şakşakçı yalakalar kandırılabilir…
Bu savunmayı yerle bir eden eleştirileri günlerdir yapıyoruz…Bir kez daha anımsatmakta zarar yok…
Herşeyden önce “BM kararlarının öngördüğü siyasi eşitliğe dayalı iki kesimli-iki toplumlu federasyon” demek, Rum işgalindeki mevcut “Kıbrıs Cumhuriyeti” çatısı altındaki bir federal yönetim demektir…Çünkü ilgili tüm BM kararları, Kıbrıs Cumhuriyeti adlı Rum devleti′nin Anayasasının federal ilkelere göre değiştirilmesini ve iki federe vilayete dayalı bir federasyon kurulmasını öngörüyor, BİRİ KKTC OLACAK, İKİ EGEMEN DEVLETE ve İKİ HALKA DAYALI YENİ BİR ORTAKLIK kurulmasını değil…Bir başka deyişle KKTC tasfiye edilecek, Kıbrıs Cumhuriyeti adlı Rum devleti federal yapıda devam edecek, Türk cemaatı da bu devlete yamalanacaktır…BM kararlarının öngördüğü siyasi eşitlik de, Kıbrıs Cumhuriyeti adlı Rum devletinin TEK HALKI′nı oluşturan İKİ CEMAAT′ın Anayasal eşitliğidir…Hiçbir şekilde KKTC′nin ve Kıbrıs Türk HALKININ EGEMEN EŞİTLİĞİ değildir…
ULUÇEVİK, BM KARARLARINI AÇIKLADI
Nitekim, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs işlerinden de sorumlu eski müsteşar yardımcısı emekli Büyükelçi Tugay Uluçevik, Talat′ın 23 Mayıs′ta kabul ettiği ÖN ANLAŞMA′da atıf yapılan “ilgili BM kararlarının” orijinal İngilizce metinlerini aktararak Kıbrıs davasına vurulan büyük darbeyi belgeleriyle gözler önüne sermiştir…
Talat′ın 23 Mayıs′ta “büyük zafer” elde ettiğini iddia edenler, Tugay Uluçevik′in aşağıda aktardığım değerlendirmesinin bu bölümünü bir kez daha okumalıdır…Uluçevik şöyle diyor:
*******
” Ortak Bildiri′nin can alıcı unsuru “Güvenlik Konseyi kararlarınca tarif edilen” ibaresi ve bu suretle Güvenlik Konseyi kararlarına atıf yapılmış olmasıdır. Bu sebeple, öncelikle, Güvenlik Konseyi Kararlarının Kıbrıs için öngörülen çözüm şeklini nasıl tarif ettiğine bakmak lâzımdır.
BMGS Perez de Cuellar, 8 Mart 1990 tarihli ve S/21183 sayılı raporunun 11 inci paragrafında Güvenlik Konseyi tarafından 12 Mart 1975 tarihli ve 367 sayılı kararla BMGS′ne Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak verilen “iyi niyet görevini” (good offices) şu sözlerle tarif etmiştir:
“…Güvenlik Konseyi BMGS′nin Kıbrıs hakkındaki iyi niyet görevine ilişkin talimatı düzenlerken iki toplum ihtiva eden bir ( one ) Kıbrıs Devleti′nin mevcudiyetine dayalı çözüm öngörmüştür.”
(…in drawing up its mandate for the Secretary-General′s good offices on Cyprus, the Security Council had thus posited a solution based on the existence of one State of Cyprus comprising two communities.)
Görüleceği üzere “bir Kıbrıs Devleti” ibaresinde baş harfler büyük harfle yazılmıştır. “Bir Kıbrıs Devleti” kavramıyla kastedilen iki toplumlu 1960 “Kıbrıs Cumhuriyeti′dir”.
BMGS aynı raporunun 12 inci paragrafında da şunu ifade etmiştir:
“…..iyi niyet görevinin ifasında güdülen hedef, Kıbrıs Devleti için, Kıbrıs′taki iki toplum arasındaki ilişkileri federal, iki toplumlu ve iki kesimli temel üzerinde düzenleyecek yeni bir anayasadır. Bu çalışmaya her toplum eşit düzeyde katılacaktır…”
(…..the objective of the exercise of good offices is a new constitution for the State of Cyprus that would regulate the relations between the two communities in Cyprus on a federal, bi-communal and bi-zonal basis. In this effort each community would participate on an equal footing….”
Görüleceği üzere, BMGS, iyi niyet göreviyle ilgili anlayışını ortaya koyarken, açık ve seçik olarak, “Ortada tek bir Kıbrıs Devleti vardır. Güvenlik Konseyi bana iki toplumdan oluşan bu Kıbrıs Devleti′ne dayalı bir çözüm aranması için görev vermiştir. İyi niyet görevimi ifa ederken, var olan bu Kıbrıs Devlet′i için iki toplum arasındaki ilişkilerin bu defa federal, iki toplumlu ve iki kesimli temel üzerinde düzenlenmesini sağlayacak yeni bir anayasa hedefini gütmekteyiz” demektedir.
BMGS′nin anılan raporunun EK:I′inde BMGS′nin “iki toplumun siyasî eşitliği” kavaramı hakkındaki tarifi de yer almaktadır. Bu tarif şöyledir:
“İki toplumun siyasî eşitliği ve federasyonun iki toplumlu şekli kabul edilmelidir. Siyasî eşitlik federal hükûmetin organlarına ve idaresine sayısal eşitlikle katılım anlamına gelmemekle birlikte, siyasî eşitlik çeşitli şekillerde yansıtılmalıdır: Kıbrıs Devleti′nin ( State of Cyprus ) federal anayasasının iki toplum tarafından onaylaması ve tadil edilmesi gereği; her iki toplumun federal hükûmetin bütün organlarına ve kararlarına etkili (fiilî/effective) katılımı; federal hükûmetin bir toplumun çıkarları aleyhine karar alabilecek yetkiye sahip olmamasını sağlayacak güvencelerin bulunması ve iki federe devletin eşit ve aynı yetkilere ve işlevlere sahip olmaları.”
TALAT NE DİYEBİLİR?
Evet, işte İngilizce orijinal metinleri ile Talat′ın 23 Mayıs′ta kabul ettiği “ilgili BM kararları”nın öngördüğü çözüm bu…
MGK kararının belirlediği milli politika ve kırmızı çizgi olan “ADADAKİ GERÇEKLERE, YANİ İKİ EGEMEN DEVLETE, İKİ EGEMEN HALKA DAYALI YENİ BİR ORTAKLIK DEVLETİ” ilkesi Talat tarafından pas pas yapılmış, Rum devletinin Anayasasının değiştirilmesi, KKTC′nin tasfiyesi ve Türk Halkının “cemaat-toplum” statüsü ile bu devlete katılması Talat tarafından kabul edilmiştir…
Talat, bu yazdıklarımızın yanlış olduğunu iddia ediyorsa, o zaman “ilgili BM kararlarını” açıklamalı ve kendisinin 23 Mayıs anlaşmasını nasıl yorumladığını Ulusumuza ve Halkımıza izah etmelidir…
Konuya yarın da, Emekli Büyükelçi Uluçevik′in aktardığı “ilgili BM kararları”nın devamını aktararak devam edeceğim…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.