İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Orhan Erinç - Bilim Diyor ki…

Haziran 12, 2008 - ORHAN ERİNÇ

Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılması istemiyle açılan dava ve sıkmabaşı (türban) bir araç olarak kullanarak laiklik ilkesini anayasa değişikliğiyle delme girişimine dur denilmesi yeni bilimsel(!) önerileri de gündeme getirdi.

Bir bölümü, söylenecek sözlerin hukuksal değeri olmadığını görenlerin Ne şiş yansın ne kebap deyişini yansıtan önerileriydi.

Anayasa Mahkemesine kızanlar ise, sureti haktan görünerek, mahkemeyi benzer yeni girişimlerini engellemeyecek bir konuma getirmeyi amaçlayan önerilerini politika pazarına sürmekte gecikmediler.

Medya çoğunluğu da, meslek ilkelerini yok saymayı bile yeğleyerek koroya katılmış durumda.

Her konuda uzman olduğuna inananların var olduğu bir ortamda bugün sözü bilime bırakmak en doğru yaklaşım gibi geliyor.

Prof. Dr. Yaşar Gürbüz, gençlik yıllarımızın genç ve seçkin asistanlarından biriydi.

Yıllar sonra yeni bir bilimsel çalışması daha yayımlandı. (Siyasal Sosyoloji - Filiz Kitabevi / Mart 2008).

Gelin kitabın Sonuç bölümündeki bazı paragrafları birlikte okuyalım:

***

(…) Gerçekten de yeryüzünde yazılı olmayan hiçbir şey yoktur. O nedenle, hangi konuda olursa olsun, başarılı olunmak isteniyorsa okumak, çok okumak gerekir. Pozitif bilimler alanında insanlar bunun gereğini bir ölçüde anlarlar ama, sosyal bilimlere gelince iş değişir. Genel kanı, sosyal alanda olaylar ve olguların varlığı, fakat bilimin yokluğudur. Onun için bizim memleketimizde herkes sosyolog, herkes politologdur. Hele politikacılarımız sadece sosyolog, politolog değil fakat her biri aynı zamanda bir anayasa hukuku uzmanıdır da. Kamu hukuku alanında bile bilgiye gerek olmadığını, aklı çalışan herkesin kamu hukukçusu sayılabileceğini düşünen zihniyetle başarılı olmaya imkân olmadığı açıktır.

***

Örneğin bizdeki adaletsiz seçim sisteminin sonucu olarak seçmen kitlesinden elde ettiği oy yüzdesinden çok daha kabarık bir yüzdeyle yasama organında temsil edilen partiler, özellikle iktidar partileri, çoğunluklarına dayanarak istedikleri politikaları uygulayabilecekleri kanısındadırlar. Çünkü akıllarındaki imaj, demokrasinin çoğunluğun yönetimi olduğudur. Parlamentoda çoğunluğa sahip olan, onlara göre, bütün istediklerini gerçekleştirebilir.

Oysa siyaset bilimi, bizde olduğu gibi, aldıkları oy oranlarından daha büyük oranlarla parlamento çoğunluğunu ele geçiren partilerin, hele diğerlerinden radikal farklılık gösteren bir görüşün temsilcileriyseler, kendi görüşlerini bir yana bırakıp sadece rutin yönetsel kararlar almaları gerektiğini söyler.

Siyaset bilimi, aksi davranışların, yani kendi radikal görüşleri doğrultusunda yasama ve idareyle ilgili kararlar almaya kalkışmalarının ülkede büyük huzursuzluklara ve çalkantılara yol açacağını ve bunun ülkeyi bir kaos ortamına götüreceğini belirtir.

***

Bugün de ABD tarafından ülkemiz için biçilen, adınıIlımlı İslam (soft İslam) koydukları bir modelin laik Türkiye Cumhuriyetinde herhangi bir iktidar tarafından yavaş da olsa uygulamaya konulmak istenmesi, siyaset bilimi ve siyasal sosyoloji açısından son derece tehlikeli bir davranıştır. Kaldı ki böyle bir iktidar nüfusun çoğunluğunu yanına alsa bile, Türkiyenin değişmez anayasal düzeninin değişmesi anlamına gelecek böyle bir girişimde bulunamaz, bulunmamalıdır.

***

2008’in mart ayında yayımlandığına göre daha önce yazıldığı belli olan kitap, Türkiyede bilimsellikten uzak bir yaklaşımın egemen kılınmaya çalışıldığını da ortaya koyuyor.

oerinc@cumhuriyet.com.tr

Orhan Erinç

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS