Orhan Bursalı - Anlıyorsunuz, Değil mi?
Haziran 12, 2008 - ORHAN BURSALI
Sanki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı tartışılıyor!
Hiç ilgisi yok! Tartışılan sadece “iki farklı sistem”! Hâlâ anlamadınız mı?
Sistemlerden biri, Anayasal sistem… 6. maddesi, “Türk Milleti, egemenliğini, anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” diyor… Başlangı’ında, “Türk Milleti, egemenliğini, anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” diyen…
İkincisi ise, AKP’nin, destekçilerinin arzuladığı “sistem”..
Bu sistemde “milli irade” var. “Milli irade” dedikleri, Meclis’te oyçokluğunu ele geçiren iktidarların, her şeyi yapma hakkı olduğudur! Meclis’i tek yetkili kılan, burada alınan her kararı, “Arkasında milletin siyasi tercihi var” diyerek haklı, doğru ve kabul edilmesi şart… olarak dayatan… Bu kararlara karşı çıkanları da “darbeci, gerici, vesayetçi, faşizan” olarak nitelendiren…
***
Hâlâ anlamıyor musunuz ne istenildiğini!?
AKP’nin çekirdeğinden Bülent Arınç’ın “ilk Meclis” arzusunu bilmiyor musunuz? Kurtuluş Savaşı koşullarında Meclis’in bizzat kendisinin “anayasa”, “yasa” olduğu Meclis türü-tipi istediğini…
İktidarın gönlünde, bir “Meclis” diktatörlüğü yattığını görmüyor musunuz?
Arınç’ın, Erdoğan’ın, bir zamanların solcusu Ethem Sancak’ın Genel Yayın Yönetmeni’nin Star gazetesinde, anayasanın ve toplumsal sözleşmenin artık bittiğini ve savaşın başladığını ilan ettiği yazısında, ne istendiğini görmüyor musunuz?
AKP medyasının, solcu eskileri ve liberallerin, “akil adamlık” pozunda TV’lere çıkan ve geçmişi yabancı-İngiliz severlikle lekeli Dışişleri eskilerinin, “dünyanın hiçbir yerinde böyle anayasa, böyle başsavcı, böyle kapatma yetkisi yoktur” gibi zırvalıklar ileri sürmesi…
… topunun birden üstelik “dış ittifakla” Anayasa Mahkemesi’nin ipini çekmesi…
…“sonuna kadar” sürdürülecek, dinci iktidarın tam boyunduruğu kurulmadan da asla bitmeyecek yeminli bir meydan muharebesi olduğunu… göstermiyor mu?
***
Anayasayi taradım: İçinde, yetkilendirilmiş bir organ olarak “milli irade” diye bir şey yok! İktidarlar, partiler, hiçbir kimse, “milli irade”ye dayanarak bir yetki kullanamaz! Anayasanın tarif ettiği demokratik parlamenter sistem ve organların bir parçası olarak, Millet Meclisi, partiler “çalışır”.. Hepsi, anayasanın birer parçasıdır!..
Şüphesiz anayasalar değişmez değildir! Meclis bu değişiklikleri zaten yapıyor! Yapabildiklerini, yaptıklarını beğenmiyorlar; o zaman bu anayasayı yıkmanız ve ortadan kaldırmanız gerekiyor… Şüphesiz ki yöntemlerden biri de “kanlı” olabilir… (Ethem Sancak’ın Star gazetesi buna mı çağrı yapıyor?!)
Bu Haçlı Seferi’ni başlatanların hepsinin, yetkisini, gücünü, çıgırtkanlıklarının dozunu iktidardan aldığını, arkalarında iktidar desteği olduğunu, Erdoğan aksini açıklamadığı sürece, varsayacağız!
***
Anayasa Mahkemesi’nin “kararının yanlışlığı” değil, tartışılan!
AKP’nin Türkiye’yi soktuğu siyasal kriz, Anayasa Mahkemesi’nin “türban” değişikliğini iptaliyle başlamadı!
AKP türbanı (sadece üniversitede değil!) bütün okullarda serbest bırakmak (yani ilkokuldan liseye bütün kızları türbanlamak) amacıyla anayasa değişikliğini Meclis’ten geçirdiği gün, Türkiye’yi krize soktu!
Artık, iktidar yardakçılarının Anayasa Mahkemesi’ne, anayasaya, Cumhuriyet kurucularına karşı bu görülmemiş, arkasında bir alçaklık bulunduğuna ilişkin işaretlerin yoğunlaştığı büyük meydan muharebesinin önceden tasarlanmış olduğuna inanmaya başladım:
Bu yasanın iptal edileceğini biliyorlardı!
Bütün amaçları, okları, hedefleri, son bir haftadır kopardıkları yaygaraya bakılacak olursa, Anayasa Mahkemesi’ydi! Hukuktu, yargıydı!
AKP, devleti bütünüyle kendisileştirdi!
Sivil toplum örgütlerini hemen hemen kendisileştirdi!
Medya’yı büyük ölçüde kendisileştirdi!
Cumhurbaşkanlığı’nı kendisileştirdi!
Kendisileştiremidiği en büyük sivil, anayasal güç olarak, yargı, hukuk, Anayasa Mahkemesi vb. kalmıştı!
Verdiği karar değil tartışılan, Anayasa Mahkemesi’nin henüz yeterince AKP’leştirilememiş, kendisileştirilmişler kervanına katılamamış olması!
Anlıyorsunuz, değil mi! Büyük, yıkıcı, yok edici kampanyanın amacını!
Ondan sonrasi Allah kerim! Çevrilmiş ve tecrit edilmiş bir ordunun da artık Arınç’a, Feto’ya, maltanlara ve dışarıdaki alçaklara teslim olmaktan başka çaresi mi kalır?!
Orhan Bursalı
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.