MEHMET ALİ KIŞLALI - Asker itham ediyor
Haziran 12, 2008 - Genel, M.ALİ KIŞLALI
İstanbul’da Harp Akademileri’nde yapılan, iki gün süren Ortadoğu ile ilgili güvenlik sorunlarının irdelendiği uluslararası sempozyumda en ilginç konuşmayı Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun yaptı.
Gündemdeki kimi güvenlikle ilgili önemli konu hakkındaki asker görüşünü diplomatik bir dille açıkladı.
Konuşmasında dokunduğu sırayı izlersem öncelikle dinin insanlar için birleştirici bir üst kimlik olarak geçersizliğini, ‘Din üst kimlik kabul edilebilirse de’ ifadesini kullanarak ispatladı. Dinin birleştirici ve katalizör olmadığını gösterdi. Müslüman ülkelerin Türkiye’yi ve KKTC’yi Kıbrıs’ta nasıl büyük çoğunluğunca (Birleşmiş Milletler’deki bir oylamada üç ülke hariç) yalnız bıraktıklarını, Müslüman Türk işçi ve şoförlerin Irak’ta hayatlarını kazanmaya çalışırken, kendi dinlerinden olanlarca nasıl öldürüldüklerini hatırlattı.
Aynı ırktan olmak da dayanışma yaratmıyordu. Ortadoğu’daki 25 ülkenin 22’si Arap iken durum ortadaydı.
Dış güçler ve dış etkiler altındaki Ortadoğu, bu güçlerin etnik çatışmaları tetikleyecek şekildeki sınır saptamalarıyla yaşar olmuştu. Suriye ve Irak ile ortak sınırlarımız bu ülkelerde egemen olan Fransa ve İngiltere tarafından saptanmıştı. Türkiye açısından adeta savunulmaz dağlık bölgelerde çizilmişti.
Politikalarının amacı Türkiye’nin Ortadoğu’ya dönmesini önlemekti.
Ergin Paşa bu noktada, Armed Forces Journal’da yayımlandığı zaman kimilerince ciddiye alınmayan, Türkiye topraklarını parçalanmış gösteren haritaya atıf yaptı. Bu yayından hemen sonra İsrail’in saldırıya geçtiğini, ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın da “Yeni Ortadoğu’nun şekillenmesinin zamanı geldi” dediğini hatırlattı.
Bölgedeki önemli sayılan girişimleri irdelerken bunların zaman zaman yinelenen ve karşılıklı dengeler oluşturmaya yönelik siyasi çabalar olduğu unutulmamalıydı. Türkiye son dönemde hep Akdeniz’in güçlendirilmesi girişimlerinin dışında tutulmuştu.
Genelkurmay Başkanı’nın sempozyumu açış konuşmasında reddettiği ‘Ilımlı İslam’ı 2. Başkan değişik bir zeminde eleştirdi. Olay İslam dünyası içinde aşırılıklar içinde, çatışma çerçevesinde gelişirken buna Batı ‘İslam’ın iç işi’ diye bakıyor, fakat radikal İslam ılımlıların bir kısmını kendi saflarına katıyordu.
Genelkurmay’ın başta ABD olmak üzere bölgede yeni oluşumlar peşinde koşanların yaklaşımını nasıl izleyip nasıl değerlendirdiği ise konuşmada şöyle ifade edildi:
“Bölge insanının ihtiyaçlarından kaynaklanmayan, sosyal dokularına uymayan, kendilerine fayda sağlayıp sağlamayacağı belli olmayan, mevcut devlet yapılarının mesafeli durduğu ve tamamen dış kaynaklı bu tür projelerin beklenen sonuçları vermesi de zaten mümkün görülmemektedir. Tarihsel süreçte bölgede yaşananlar da bu tespitin birer kanıtıdır.”
Irak ile ilgili devletlerin yaptıkları; Ortadoğu için yeni yönetim ve siyasi yapılanma çalışmalarının Genelkurmay’da nasıl değerlendirildiği hakkında bir işaret de bu konuşmada geldi. Asker artık bölgedeki iddialı ülkelerin tek modele bağlı kalınmaması gereğini kabul ettikleri intibaını almıştı.
2. Başkan bölgedeki petrol ve doğalgaz mevcudiyetinin yarattığı enerji güvenlik sorununa ve bu sorunun çözümlenmesinde Türkiye’nin oynayabileceği önemli role nedense pek dokunmadı.
Terörün bölgedeki yeri üzerinde dururken, Yaşar Paşa’nın sempozyumu açarken yaptığı, kimi müttefik ülkenin (başta ABD olmak üzere) PKK’ya verdikleri destekleri eleştirisine atıfta bulunmakla yetindi. Teröristlerin kullandıkları yöntemler üzerindeki analizi ise kanımca konuşmasının en zayıf noktasını oluşturdu.
Çünkü cereyan etmekte olan sadece ‘terörizm’ ile ifade edilemeyecek, bölgede ABD ve İngiltere gibi dünya devlerinin ‘terörist’ dediğimiz direnişçilerle yaptıkları, şimdiye kadar kazanamadıkları asimetrik savaştı.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.