Deniz Som - Laf ebeleri
Haziran 12, 2008 - DENİZ SOM
HUKUK, anayasa hukuku, hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik gibi derslerden sınıfta kalmaktan başı dönenler için AKP’li Baş Müslüman RTE’nin yaşı kadar hukukçuluğu olan Prof. Dr. Aydın Aybay bütünleme sınavlarına hazırlık olsun diye özel ders vermeye devam ediyor:
“Çoğu mezun oldukları bir meslek okulunda meslek dersleri arasında iki satır da hukuk dersi görmüş olmanın verdiği ‘cahil cesareti’ ile bir takım yaveler bir şeyler yumurtluyorlar. Ama onları bir yana bırakalım da, öğrencilikleri sırasında İstanbul ve Ankara’da sadece iki hukuk fakültesi varken, bunlardan birinden mezun olanlardan bazılarının da koroya katılmasına ne diyelim? Benim tanıdığım Cemil Çiçek, Köksal Toptan, Ahmet İyimaya, Ertuğrul Günay ve adlarını anımsamadığım diğerleri neden laf çevirip dururlar?
Sözü uzatmadan iki noktaya değinelim. Birincisi, bir ülkenin yüksek mahkemeleri mevcut kuralları yorumlayarak, kendi yetki alanlarını bizzat belirlerler. Bunun en zengin örnekleri Jefferson, Lincoln, T. Roosvelt, F. Roossvelt gibi ABD Cumhurbaşkanları ile ters düşen ABD Yüksek Mahkemesi kararlarıdır. İkinci husus şudur: ‘Mahkeme nasıl olur da yasamanın yaptığını bozar’ kadar saçma bir söz yoktur. Çünkü anayasa yargısının kuruluş nedeni ve işlevi her demokratik ülkede budur; anayasaya ve demokrasiye uygun bulmadığı durumlarda yasamanın yaptığını bozmak!
Son olarak şunu da belirteyim: Türk Anayasa Mahkemesi 1976 yılında verdiği bir kararla, anayasada yapılan bir değişikliği ‘Anayasa’nın 9. maddesinde yer alan devlet şeklinin cumhuriyet olduğu hakkında anayasa hükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez yolundaki biçim kuralına aykırı olduğu’ gerekçesiyle iptal etmiştir.
Son günlerde türban konusuyla ilgili beyanda bulunmak için kararın gerekçesini bekleyen laf ebelerine bir küçük not da vereyim. 12.10.1976 tarihli kararın ayrıntılı gerekçesinde anayasa yargısı o tarihte de şekil şartlarına uygunluk yönünden denetleyeceği hükmü varken ‘cumhuriyetin temel ilkelerinden sapma nitelikleri taşıyan bir anayasa değişikliği hem teklif edilemez hem de yasama meclislerince kabul olunamaz’ demiştir.”
Sıkmabaşlı sömürge olmak isterken
SIKMABAŞLI iki kız öğrenci Fatih Altaylı’ya Kanal 1’deki televizyon programında gururla açıklıyor: Humeyni’yi seviyoruz, Atatürk’ü sevmiyoruz.
Saygısızlık yapmadıktan sonra kimse Atatürk’ü sevmek zorunda değil. Ama sıkmabaşlı kızlardan birinin söylediği ve diğerinin de itiraz etmediği bir başka laf var ki inanılır gibi değil. Kızcağız mealen “Dinimi özgürce yaşamak için ülkemin İngiliz sömürgesi olmasını tercih ederim” diyor.
Türkiye işte bu noktaya geldi, getirildi. Bu noktaya gelişte büyük katkıları olan Çetin Altan’ın oğlu Mehmet Altan’ı ayrıca ve hassaten kutlamak gerek.
Birkaç yıl öncesinden anımsayacaksınız, Mehmet Altan biraderimiz okyanustaki küçük bir ada ülkesinde bağımsızlık isteyenler ve sömürge kalmak isteyenler olduğunu yazmış; sömürge kalmayı yeğleyen halkın, bağımsızlığını kazananlara fersah fersah fark atarak refah içinde yaşadığını ballandıra ballandıra anlatmıştı. Ne diyelim; Allah’ın izniyle darısı Türkiye’nin başına!
Askı
Mustafa Pınar:
“AKP, Anayasa Mahkemesi’ni askıya almak için ‘Yüksek Anayasa Mahkemesi’ kursun!”
Yağmur Deniz
Ekonomimiz
kayıt dışıymış.
Olsun, konuşmalarımız kayıt içi ya!
Zümre
Nami Tepe: “RTE ‘Egemenlik kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz’ demiş. Tam olarak Anayasa Mahkemesi’nin yaptığı da budur!”
Tahsil
Nail Muzaç: “Anayasa Mahkemesi’ne salya sümük saldıranların cehaleti ancak tahsille mümkündür. Cumhuriyete ihanet tahsili!”
Klon
Yaşar Şengel: “Devlet Bahçeli biraz daha ‘değiş tonton’ hareketi yaparsa AKP’yi klonlamaya gerek kalmayacak!”
- Arap sermayesi İstanbul’da buluşacakmış…
“Erkekler Beyoğlu’na kadınlar Harem’e!”
Köksal Toptan iki meclisli sistem önerdi:
Erkekseniz teker teker gelin!
Yüksek Yerilim Hattı
Deniz Som
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.