Cüneyt Arcayürek - Bellek
Haziran 12, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK
Günlerce sustuktan sonra uzun ve saldırgan bir konuşma yapıyor.
“Anayasanın 148. maddesinde açıkça yapılamayacağı yazılı olduğu halde, hangi gerekçeyle bir anayasa değişikliğinin esastan görüşülerek karara bağlandığı hususu mutlaka açıklığa kavuşmalıdır” diyor.
Diyor ama, bir an önce açıklanmasını istediği karar gerekçesini beklemeden bir saati aşan konuşmanın büyük bölümünü Anayasa Mahkemesi’ni sert biçimde eleştirmeye ayırıyor.
Yüksek Mahkeme’nin şekil yönünden inceleme yapacak yerde, esasa girerek türbanla ilgili anayasa değişikliğini iptal edemeyeceği görüşünü savunuyor.
***
RTE’nin AKP grubunu heyecanlandıran konuşmasını ne perhiz ne lahana turşusu diye değerlendirme gereği doğuyor.
Üstelik Anayasa Mahkemesi’ni bugüne kadarki davranışlarına bakarak tanımlayan “Ben yaptım, oldu” sloganı ile suçluyor.
Son bir hafta on gün içinde olan bitenlere, kimin ne söylediğine göz atalım.
Türban yasağını kaldıracak olan anayasa değişikliği iptal edildiği günden beri AKP çevreleri, AKP yalakaları Anayasa Mahkemesi’ne, yargı erkine söylemediğini bırakmadı.
Yargı erkine anlamsız ve ahlaksız saldırıları yatıştıracağı yerde, RTE ne yaptı? Salı grubunda bu saldırıları yineledi!
Bu kadroda yukardan aşağıya kafa, aynı kafa.
Türban peşinde ikinci önde giden siyasetçi Çankaya’daki AKP’li de RTE’nin söylediklerine yakın irdelemeler yapıyor.
Yüksekten konuşuyor, sanki türban konusunu ve türbana serbestlik verecek yasayı savunmuyor, Anayasa Mahkemesi’ni eleştirmiyor gibi bir üslupla… “kurumların anayasanın belirlediği sınırlar içinde görev yapmasını ve kurumlar arası işbirliği yapılması gerektiğini” savunuyor.
Oysa bu söylemleriyle RTE gibi, Çankaya’daki de, Anayasa Mahkemesi’nin anayasanın çizdiği sınırları aştığını söylüyor.
***
RTE kadar sorumluluğu başkalarına yüklemekte ustalaşmış başka bir siyasetçi yok.
RTE’ye göre, erkler arasındaki çatışmanın kaynağı da, sorumlusu da AKP değil, CHP!
“CHP sözcüleri ne istiyor? Ben size söyleyeyim; anayasamızda yetki sınırları açıkça yazılan yasama ve yargı erklerini karşı karşıya getirmeyi istiyorlar. Erkler arasında …yetki çatışması meydana getirmek istiyorlar.”
Bu ifadeleri kullanan RTE; oysa tam bir bellek zafiyeti içinde.
İptal kararı açıklandığı günden beri AKP’nin önde giden sözcülerinin Anayasa Mahkemesi’ne yönelttikleri saldırılar sadece belleklerde değil, gazete sayfalarında, haber bültenlerinde bütün canlılığıyla yerlerini muhafaza ediyor.
Yasama erkini yargı erkine karşı kışkırtan, yargı erkinin anayasada yazılı görev sınırlarını aştığını öne sürerek Yüksek Mahkeme’yi aşağılayıcı ifadeler içeren saldırılar AKP sözcülerine ait değil sanki.
Akıl kabul etmez bir vurdumduymazlığın, sağduyunun sindiremeyeceği bir mantığın tutsağı durumuna düşen RTE de, yargı ve yasama erklerini karşı karşıya getirmeye ana muhalefetin çalıştığını iddia edebiliyor.
Gönül rahatlığıyla yargı erkine sahip çıkarken, Anayasa Mahkemesi kararını sindiremediğini kanıtlayan bir görüş ortaya atıyor:
“ …Yargıyı kim denetleyecek?..” diyor.
Kafasında yargı erkini kendi hizasına getirmeyi öngören bin bir “çare”nin anahtarı bu cümle… Yargıyı denetim altına nasıl alacağını hesaplayan bir kafanın ürünü bu cümle…
Bu kafa ile bunalımlardan kurtulmak, özlenen demokrasi şarkıları söylemek olanaksız!
Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.