Ali Sirmen - Bu Yaşta Bu Zekâ Akıllara Seza
Haziran 12, 2008 - ALİ SİRMEN
Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili kararının AKP üzerinde yarattığı şokun sürmekte olduğu görülüyor.
Şokun nedeni kararın bizatihi kendisi olmanın ötesinde, bunun AKP’nin kapatılması davası için ipucu oluşturuyor olması.
Türban ile ilgili iptal kararı, özellikle AKP’liler arasında, yüksek mahkemenin partilerinin kapatılması eğiliminde olduğu izlenimi yarattı.
Meclis Başkanlığı görevine başladığı andan beri, “dikkatli” bir çizgide gitmeye özen gösteren Köksal Toptan da ya bu şokun etkisiyle ya da o etki altında olan Tayyip Erdoğan’ın telkiniyle mevkiinin tarafsızlığıyla bağdaşmayan bir açıklama yaparak mahkemenin görev sınırını aştığını, daha kararın gerekçesini bile görmeden ileri sürebildi.
TBMM Başkanı, “işinin çok olduğunu” ileri sürdüğü Anayasa Mahkemesi’nin yükünü hafifletmek için, yeniden iki meclisli sisteme dönülmesini, Senato’nun tekrar yaşama geçirilmesini teklif etti.
Buradaki mantığı anlamak zordur, iki meclisli sistemlerde, ikinci meclisler anayasa mahkemelerinin işlevini yüklenmezler ki. Nitekim, 1961 Anayasası ile getirilen sistem içinde hem Senato vardı, hem de Anayasa Mahkemesi…
Gelişmiş Batı demokrasilerinde de uygulamanın aynı olduğunu görüyoruz. Oralarda da, senatoların varlığı, anayasal yargıyı ortadan kaldıran bir etken olarak algılanmıyor, kimse de böyle bir uygulama önerisi ile ortaya çıkmıyor.
***
Daha kamuoyu Meclis Başkanı’nın sözlerini tartışırken TBMM Adalet Komisyonu Başkanı AKP Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya yeni bir öneriyle ortaya çıktı. İyimaya da bütün AKP’liler gibi Anayasa Mahkemesi’ni “kriz üreten bir başka iktidar” sözleriyle suçladı ve yüksek mahkemenin “anayasayı unuttuğunu” rahatlıkla söyleyebildi.
Zaten başka türlüsü şaşırtıcı olurdu. Anayasal yargıyı içine sindirememek, onu her fırsatta yıpratıp tırpanlamaya çalışmak, AKP lilerin ortak paydası haline gelmiş durumda.
İyimaya, önerisinin tuhaflığını kendisi de anlamış olsa gerek ki, “zihin duvarını aşan şaşırtıcı bir reform” önerdiğini söylüyor.
İyimaya’nın formülü, Anayasa Mahkemesi kararlarının 184 milletvekilinin önerisi ve gizli oylama sonucu 330 milletvekilinin oyunu alması halinde, geçersiz sayılmasını içeriyor.
Doğrusu buradaki hukuksal mantığı anlamak olanaksızdır.
Çağdaş demokrasilerde, anayasa mahkemeleri yasamanın kararlarının anayasaya uygunluğunu denetlemek için getirilmiş olan kurumlardır.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkmış olan bu kurumlar, zaman zaman milli iradenin temsilcilerinin kararlarının da, demokrasi ve toplumsal uzlaşma senedi anayasalar ile çelişebileceğinin acı şekilde yaşanması yüzünden oluşturulmuşlardır.
***
Şimdi bu kurumların kararlarının uygulanmasını, denetlediği organa vermek, anayasa mahkemelerinin kararlarının istişari olduğunu söylemekle eşanlamlıdır.
İstişari yargı kararı olur mu?
Yaptırımı olmayan yargının ne işlevi kalır ki?
İyimaya, lafı döndürüp dolaştıracağı yerde, kestirmeden “bu Anayasa Mahkemesi denen kurumu ortadan kaldıralım, çünkü milli iradenin temsilcisi olan, en fazla oyu alanların parlamento çoğunluğu, dilediği zaman hukuku da çiğneyebilir, anayasayı da hiçe sayabilir” deseydi, çok daha dürüst davranmış olur, insanlar da boşu boşuna abesle iştigal etmek durumunda kalmamış olurlardı.
AKP sivil darbesini ne pahasına olursa olsun sürdürürken girişimine hukuki kılıf geçirebilmek için gerçekten akıl mantık ve siyaset biliminde asla yeri olmayan önerilerle kamuoyunu meşgul etmekte, kafaları karıştırmaya çalışmaktadır.
Bu girişimlerin, salt bir şoktan ya da umarsızlıktan kaynaklandığını sanmayın sakın!
Aslında bilinçli bir şekilde kafa karıştırmaya çalışıyorlar. Çünkü biliyorlar ki, sivil darbeler, kavram karmaşasının egemen olduğu kafası karışık toplumsal ortamlarda filizlenip boy atabilirler ancak.
asirmen@cumhuriyet.com.tr
Ali Sirmen
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.