Orhan Birgit - Erdoğan Gerçek Hedefini Gizledi
Haziran 11, 2008 - ORHAN BİRGİT
Toplumun önemli bir kesimi, Başbakan’ın AKP grubunda dün, yapacağı konuşmadan Cumhuriyetin anayasanın güvencesi altında olan temel ilkelerine, bundan sonra olsun; bağlı olup olmayacağı konusunda kesin ve açık görüşler bekliyordu. Erdoğan öyle bir konuşma yapmak yerine, ana muhalefet partisini taşlamayı yeğledi. Cumhuriyet Halk Partisi’ni, “siyaseti içeriden kuşatmaya gayret etmekle” suçladı.
Ana muhalefet partisine yöneltilen bu sözlerle daha çok, anayasada türban için yapılan son değişiklik karşısında, CHP ve DSP’li milletvekillerinin yüksek mahkemeye açtıkları iptal davası sonucunda verilen kararı hedefliyor olmalıdır. Bu nedenle, 11 Haziran konuşması, o ünlü özdeyişimizdeki gibi “kızım sana söylüyorum ama gelinim sen anla” olarak da değerlendirilebilir.
Öyle anlaşılıyor ki Başbakan, örneğin Anayasa Mahkemesi’nin son kararının asıl dayanağı olan laiklik ilkesinin sessiz ve örtülü girişimlerle yok edilmesinin belgelenmiş olmasının ancak parlamento ile yargı, daha doğrusu Anayasa Mahkemesi arasında sürekli bir çatışma oluşmasının yöntemlerini arıyor. Bu tür bir çatışmayı, kapatılma olasılığı ile karşı karşıya bulunan partisi ile tek başına sürdüremeyeceğini elbette biliyor. MHP Genel Başkanı’nın bazı girişimleri, değerlendirmeleri ve demeçleri ile bir ölçüde de olsa, bu olayda desteğini alabileceğini ümit etmek istiyor. Ama CHP’nin ve DSP’nin son değişikliğin iptali için açtıkları davayı omuzlamış olmaları karşısında TBMM’yi bu iki parti dışındaki kimliği ile yargı ile sürtüşmeye sokmayı amaçlıyor.
İyimaya’dan göle maya denemesi..
Bana göre eski Çillerci Ahmet İyimaya’nın Anayasa Mahkemesi’nin bazı kararlarını TBMM’nin vesayetine sunmayı amaçlayan o son garip girişim denemesi de, AKP liderliği için sürpriz değildir. Yayımlandıktan sonra bilgi sahibi de olunmuş değildir. Zira böylesine hassas dönemlerde üstelik lider komutası altındaki partilerde, bir Adalet Komisyonu Başkanı, “büyüklerimize danışmadan” mikrofon karşısına geçip böylesine ahkâm kesemez. Kesmez.
Sık sık yineliyorum. Milletvekili olabilmek için, bırakınız geniş seçmen kitlesini; parti örgütünü bile by-pass ederek sadece liderin buyruğu ile aday olunan bir sistem içinde, Ahmet İyimaya ve öteki İyimaya’lar; oluşum amaçlarının başında parlamentonun yaptığı yasaların denetimi gelen Anayasa Mahkemesi’ne, böylesine gülünç öneriler ile aba altından sopa gösterebilirler mi?
Ama, öyle bir öneri tartışmaya açılabilir ve Hoca’nın gölü mayalamasında olduğu gibi ya tutarsa hesabı ile bir bekleme dönemine girilir.
Erdoğan dün o üstü kapalı konuşmasında, Anayasa Mahkemesi’ni ideolojik hukuk yorumları ile TBMM’nin iradesini bloke etmekle suçladı. Ama öte yandan, Türkiye’nin erkler arasında çatışmaya tahammülü olmadığını da söylemeye özellikle dikkat etti. O ideolojik hukuki yorum deyimi, 148. maddenin arkasına sığınılarak yapılmak istenilen bir değişikliğe yüksek mahkemenin müdahale edemeyeceği gibi bir yanlış hesabın mahkemeden dönmüş olmasını amaçlıyordu.
AKP’nin anayasa uzmanlarının kılavuzluğu ile yapılmış olan o hesaptaki küçük bir atlamayı Başbakan hâlâ göremiyor. 148. madde Anayasa Mahkemesi’ne, sadece anayasanın değiştirilmesinin teklif edilmesinde bir sakınca bulunmayan hükümler için o kırmızı ışığı yakıyor. Sen parlamentonun bu konudaki iradesine karışma. Sadece şekil koşullarının oluşup oluşmadığını araştır diyor.
Ama gerçekten ideolojik bir başka yorum için yüksek hâkimler özellikle özgürdür. Nedir o ideolojik yorum?
Kurucu irade tarafından cumhuriyetin değiştirilmez denilen temel ilkeleridir. Laiklik elbette bu temel ilkelerin içindedir. Hiç kimsenin Arınç yöntemleri ile bu ilkeyi sulandırmasına olanak verilmez. O tür girişimler karşısında yargı en büyük güvence olmayı sürdürmelidir.
Erdoğan dünkü konuşmasında yasama ve yürütmenin yaptığı yanlışların hem yargıdan hem de sandıktan döndüğünü söyleyerek, ilk bakışta haklı olarak karşılanabilecek bir soruyu yönetti. Yargı erkinin yaptığı yanlışların nereden döneceğini sordu. Onun düşündüğü adres, elbette parlamento olmalıydı. Ama Başbakan sorunun yanıtını vermeyi doğru bulmadığı için tartışmaya bıraktı.
Yargı da elbette hata yapar. Yanlış yapar. O yanlışlar karşısında başvuru adresi yine yargıdır. Yansız, özellikle Adalet Bakanı’nın başkanlığından arındırılmış olması gereken Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu’dur.
Korkarım olanak bulacak olursa, Erdoğan’ın yapacağı icraatların başında, yargıyı denetim altına alabilmek için hazırlanacak yaptırımlar gelecektir.
Acaba grubun kapalı toplantısında daha ötesi için neler konuştu?
Faks: 0 216 302 82 08 obirgit@e-kolay.net
Orhan Birgit
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.