Mümtaz Soysal - ‘Tam’ın Tamamlanması
Haziran 11, 2008 - MÜMTAZ SOYSAL
İPİN ucunu kaçıranların yönettiği bir Türkiye, saçmalıklar ortamına sürüklenerek büsbütün şaşkınlaştırılıyor.
İnsan vücudunda ipin ucu akıldadır. Başka yerlere, örneğin mideye ve daha aşağılara kaçtı mı, olmayacak şey kalmaz. Nitekim, olanlar, bu ülkeyi yönetme sorumluluğunu taşıyanlar ipin ucunu kaçırdığı için olmaktadır. İktidar nimetini kendilerine sunarak halka hizmet etme fırsatı sağlayan cumhuriyet sisteminin “kucağına oturup sakalını çekmeye kalkıştıkları için” şaşırdılar.
Tam bir keşmekeş.
Seferber edilmiş hukukçular, içte dışta, yanlış tutumlara gerekçe arıyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararını geçersizleştirmeye yönelik formüllerin bini bir para. Dışişleri Bakanı Avrupa’nın Batı ucunu, hatta okyanusun öbür yakasını arşınlayıp yardım istiyor. Oraların insanları da bu ülkenin sorunları konusunda edindikleri birkaç düşünce kırıntısıyla bilir bilmez akıl karıştırmaktalar.
Ana muhalefet ise doğruya öncülük etmek yerine, önce “Başbakan konuşsun da yanlışını düzeltelim” beklentisiyle pusuda. Böyle bir ortamda, dünkü Cumhuriyet’in 6. sayfasından bir ışık: Orhan Bursalı, Savunma Sanayii Müsteşarı’nın teknik konuşmasından önemli bir müjde aktarıyor: Ordu, dışa bağımlı yapıdan yerli üretime dayalı yapıya geçmek üzere.
Meydanlarda “tam bağımsızlık” sloganı çok haykırıldı. Ama teknolojik bağımlılık, bırakın tam bağımsızlığın öbür boyutlarını, somut önem taşıyan savunma boyutu açısından bile haykırışlara belli bir çekingenlik eklemekteydi.
Bunun yalnız o alanla sınırlı kaldığını söylemek yanlış olur. Olumsuzluğu ve ezikliği şiar edinmiş çevreler, ordunun toplumda ve ülkenin yazgısında ağırlıklı rolünü kabul etmekle birlikte, teknolojik bağımlılık sürdükçe özellikle dış ilişkilerde ve savunmada “Amerika istemeden hiçbir şey yapılamaz” düşüncesini yaydıkça yaydılar. Ekonomi ve eğitim alanlarındaki bağımlılıklara bir de bu katılınca, bağımsızlığı değil de dışa bağımlılığı neredeyse yaşam felsefesi olarak benimsemiş olanların topluma aşıladıkları karamsarlık ve çaresizlik daha da pekiştirilmiş olmaktaydı.Olan, bağımsızlığın gerçek temeline, düşünce bağımsızlığına oldu.
Artık, savunma sanayiinin öbür dallarıyla birlikte, en kritik ve şimdiye kadar hep dışa bağımlı sayılan elektronik haberleşme sisteminde de yerli üretim ve yazılıma geçiş, süreci tersine çevirerek sonuçta tam düşünce bağımsızlığına kadar uzanacak bir dirilişin başlangıcı sayılabilir.
Böyle olduğu içindir ki, yakında “MilGem projesi”nin tamamlanması, yani elektronik sistemleri de dahil her şeyiyle “yüzde yüz yerli ürün” olan bir firkateynin hizmete girmesi, herhalde bu toplumun İkinci Meşrutiyet’ten beri özlemini çektiği gerçek “donanma bayramı” olarak kutlanmalıdır.
Mümtaz Soysal
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.