Hikmet Çetinkaya - Vardiya…
Haziran 11, 2008 - HİKMET ÇETİNKAYA
Yaşamak için kullanılan sözcükler, zamansız ölümleri çağrıştırır insana…
Bir gece rüzgârı, vardiya saatlerinde ölümle buluşunca yabancı bir lacivert, suların üzerinde belirir…
Tuzla tersaneleri’nde ölen bu kaçıncı işçi?
Bir ay içinde dört, dokuz ayda 26…
Sönmüş gözleriyle yürüyen karartının, bunca acılarla yoğurulmuş çaresizliğine düşen insanlar, ölümü göze alıp bir lokma ekmek parası için çalışıyorlar.
Ağrı, Ardahan, Bitlis, Hakkâri, Iğdır, Kars, Muş ve Van gibi kentlerde her dört işçiden üçü sigortasız…
Yani kayıt dışı!..
Yani sosyal güvencesi yok!..
Ankara’da üç işçiden birisi kaçak…
Ne dersiniz?
Ege‘den Akdeniz’e; Karadeniz’den Trakya’ya dek kaçak işçi oranı yüzde 50 Türkiye’de…
Marmara Bölgesi sanayinin can damarı…
Bu yörede kaçak çalıştırılan işçi oranı yüzde 42.4…
Bir ülkenin insanları asgari ücretin bile altında çalışmak zorunda kalıyorlar…
İş ve aş!..
Güneydoğu’yu kuşatan yoksulluk İstanbul’un, Ankara’nın, İzmir’in varoşlarını kuşatıyor…
Erzak torbalarıyla doyurulan halk, din eksenli bir siyasal partiyi “kurtarıcı” olarak görürken, sol partiler olup bitenleri sadece seyrediyor…
Talan ve vurgun düzeni işliyor “Allah rızası” için, havuzlarda toplanan paralarla yeni bir sermaye sınıfı yaratılıyor…
Daha dün adı sanı belli olmayan firmalar ortaya ıkıyor…
İşsiz kalan bir babanın iki yaşındaki kızını öldürüp intihar etmesinin nedenlerini tartışmayan bir toplum, bu gibi olayları önemsemez!..
Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 2 bin 300 lira…
Çukurova’da, Gediz’de, Amik’te, Söke’de pamuk çapalamaya giden ırgatların gündeliği 15 lira değil mi?
Tuzla tersanelerinde kaçak çalışan işçiler ne alıyor günde?
17 lira!..
Köşe dönücüler, Hazine ve orman alanlarını talan edenler, Kaz Dağları’nı, Madra Dağı’nı, Kozak Yaylası’nı, Toroslar’ı, Efemçukuru’nu, Turgutlu Dağları’nı çokuluslu şirketlere teslim edenler bu gerçeği neden görmezler?
Kadını kapatan, yaşamdan uzaklaştırıp evine tutsak eden kafa “Allah rızası” için küplerini doldurduklarından…
***
Gök gürültüsüyle uyandığım bir sabah, yağmur olanca hızıyla yağıyor, ardından dolu salonun pencere camlarına vuruyordu…
Televizyon açıktı…
Sönmüş gözleriyle genç bir adam uzatılan mikrofona şöyle diyordu:
“Bir ekmek 1 YTL oldu; beş ekmek 5 YTL… Ben ayda 500 YTL alıyorum…”
O anda yaşamak için kullanılan sözcükleri aramaya başladım ama bulamadım.
Derin bir uykunun kapısında bekler gibi oldum genç adamın sözlerini duyunca…
Sonra uzun uzun düşündüm…
O genç insan için “laiklik kavramı”, “demokrasi”, “özgürlük”lerin bir anlamı olabilir miydi?
Evine beş ekmek götürmek zorunda olan genç, salt ekmek derdine düşmüştü…
Dört kişilik ailenin açlık sınırının 2 bin 300 YTL olduğu Türkiye’de genç adam 500 YTL kazanıyordu ayda…
Ben yaşamı eski aşk şiirlerine benzetmeye başladım artık…
Devlet, açlık sınırını 2 bin 300 YTL olarak açıklarken, bu ülke nüfusunun yüzde 80’inin aç olduğunu vurguluyor…
Böyle bir toplumda nasıl geliştireceğiz demokrasimizi, söyler misiniz?
Çocuklarımızın yarınlarından kuşku duyar olduk!..
Din eksenli siyasetçiler işte bu olguyu bildikleri için, yoksul varoşlarda, kırsal kesimde “tarikatçı yapılanmaya” destek veriyorlar…
Amaç örgütsüz bir toplum yaratmak, dinsel öğeleri yaşamın bir parçası haline dönüştürmek…
Başardılar bunu!..
Erzak kamyonları şimdiden dolaşmaya başladı Anadolu’da, büyük kentlerin varoşlarında…
Sol partiler ise bu olguyu kavrayamadılar…
Örgütsüz bir toplum…
Örgütsüz bir sol..
***
Günlerdir 30 yaşındaki işsiz babanın iki yaşındaki çocuğunu öldürüp intihar etmesini düşünüyorum…
Hiç kimse derinliğine inmedi, hiçbir TV kanalı bu olayı irdeleyen tartışma programı yapmadı…
Ben bir an için gözlerimi kapadım…
Tuzla tersanelerindeki ölümler… Batman’da, Iğdır’da şafak sökmeden iş bekleyen işsizler…
Yıllar önce Adana’da ırgat pazarına gitmiştim…
Şafak sökmek üzereydi…
Onların öyküsünü anlatmıştım Çukurova’yı yazarken…
Şimdi Adana’nın, İzmir’in, İstanbul’un, Ankara’nın ve Türkiye’nin her kentinin ırgat pazarı var…
Bir ekmek 1 YTL…
Yaşamak için kullanılan sözcükler, zamansız ölümleri çağrıştırıyor bana…
Vardiya saatleri, yabancı lacivertin suların üstüne düştüğü vakitlerde…
hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr
Faks numaramız: 02126 343 72 69
Hikmet Çetinkaya
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.