Deniz Som - Koalisyon
Haziran 11, 2008 - DENİZ SOM
“SORUN giyim tarzına indirgenince, onları birbirinden ayırmak da güçleşiyor; ama asıl konu giderek militanlaşanlardır” diyor Mustafa Yıldırım ve şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Genç kızlar, ortaokul çağında çocuklar, binlerce yıllık örtünme geleneklerini bir yana bırakarak kendi kendilerine karar vermişler ve başlarını sıkı sıkıya sarmışlar. Sonra kendi kendilerine örgütlenmişler; Cuma namazı çıkışlarında gösterilere başlamışlar; kendiliklerinden ‘Müslüman Kadınlar Günü’ düzenlemişler; Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi Humeyni’nin kızı kendiliğinden İstanbul’a gelip toplantılarda konuşmuş.
Genç kızlar, kendiliğinden zincirleme eylemlere başlamışlar; ilkokul çağındaki çocuklar alınlarına kendiliğinden kızıl bant çekmişler.
Gösterilerde ‘kahrolsun laik diktatörlük’ pankartları kendi buluşları olmuş. Bunca kurumlaşma, örgütlenme, gösteri, sayısız yayın hep hayırseverlerin para yardımıyla başarılmış.
İnandırıcı geldiyse sorun yok.
O zaman televizyonlarda seslendirilen ‘türbana yandaş’ ya da ‘türbana karşı’ fetvalarına kapılıp kendinizi de yurttaşları da kandırmayı sürdürebilirsiniz.
Sorun şurada ki, ‘İslam devrimcisi’nin siyaseten attığı her adım, Müslümanların bir İmametin emri altında birliği ve şeytanın yok edilmesi hedefine uygundur.
Bakmayın siz emperyalizme gönülden bağlı liberal(!) sosyologların örümcek gevezesi profesör hanımların kıvırtmalarına; asıl olan ‘İslam devrimcileri’nin ne dediği ve yaptığıdır. Gerisi kendini aldatmaktır.
İşin aslının, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı cihat olduğunu anlamak için bir ‘imamın zuhur’ ederek iktidarı ele almasını beklemek mi gerek?
Amerika’nın oyununa gelince: İslam devrimciliğini demokrasi içinde yumuşatma inancı ve bağımlı-uyumlu Müslümanları da kullanarak ulus devletten kurtulmaktır! Uyumlulaşmış Müslümanlar da akılları sıra ABD’yi kullanarak düşlerindeki İslam devrimini reformlarla gerçekleştirecekler.
Sonuç olarak İslam cihatçısı da uyumlu görünen İslamcı da ulus devleti istemiyor. Koalisyon hedefe yaklaşıyor.
İzin verilmez mi dediniz? İşin birkaç yargıca ve savcıya kalması da sizi uyandırmıyor mu?”
AKP tipi demokratlara müjde!
BİR haberden söz ediyor Kemal Öncü; Avrupa’nın göbeğinden gelmiş bir haberden:
“Demokrasiyi parmak hesabına indirgeyen, azınlığın hak ve özgürlüklerini koruyacak hukuksal bir denetimi demokrasi dışı sayan ve çoğunluğun kararına boyun eğilmesi gerektiğini öngören AKP tipi demokrasi anlayışının İsviçre’de ‘minareler’ konusunu referanduma götürmek üzere gerekli imzayı topladığını yazıyor gazeteler. AKP demokratlarının, biat etmiş hukukçularının ve medyadaki tetikçilerinin bu konudaki görüş ve değerlendirmelerini dehşetli merak etmekteyim! Eğer referandum yapılır, çoğunluk minare yapılmaması yönünde oy kullanırsa, İsviçre’de bu karara karşı Müslümanlar tepki gösterdiğinde bizim AKP tipi demokratlarımızın tepkisi ne olacak?
‘Referandum yapılmış, milli irade bu yönde karar vermiştir. Demokrasi budur’ diyerek kararı alkışlayacaklar mı?
Yoksa ‘Çoğunluk her şey değildir, azınlıkların da hakları vardır, bu karar demokrasiye aykırı bir karardır, İsviçre’de bu yanlışı denetleyecek bir hukuk kurumu yok mu’ diyerek ortalığı ayağa mı kaldıracaklar?
AKP tipi demokratlar şimdiden açıklasalar da öğrensek. Şu bizdeki son Anayasa Mahkemesi kararının tartışılmasında da yararı olur belki!”
Karga
Vahdi Bingöl: “Anayasa Mahkemesi ne yaptı? Recep’in kılavuzlarının ‘karga’ olduğuna karar verdi!”
Yağmur Deniz
Fatih Hoca’ya slogan önerisi:
Benim adım
Fatih Terim.
Gerisi Allah kerim!
Kurban
Behzat Eren: “Kızların kafasına zorla geçirdi türbanı; şimdi seyrediyor kurbanları!”
Toptan
Erol Barutçugil: “Turgut Özal zihniyetinin bakiyesi, toptan çözebilir sorunu: Kapat mahkemeyi, aç senatoyu!”
Dilli
Muhsin Salman: “Mahkeme kararı üzerine tüyleri diken diken olanların, dilleri hâlâ pabuç gibi dışarıda!”
- BM eliyle Kürdistan tasarlanıyormuş…
“Acaba kimin parmaklamasıyla!”
Deniz Som
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.