İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Şükran Soner - Uyarılar…

Haziran 10, 2008 - ŞÜKRAN SONER

Gazeteciler Cemiyeti’nin de hukuk danışmanı, mesleğinin duayenlerinden Av. Fikret İlkiz’in dünün tarihi ile bianet’te yayımlanan uyarısına dikkatinizi çekmek istiyorum. Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı yayımlanmadan tartışılmaması gerektiği uyarısının bir kez daha hukukçu olarak altını çiziyor. Yapılan tartışmaların ne kadar havada kaldığını polemiğe girmeden, CHP’lilerin açmış oldukları davanın içeriğinden özetlemiş oluyor. Özetin özetinde ne kadarı ile doğru aktarabilirim bilemiyorum. Fetva verip durmakta olan özellikle biz gazeteciler ve siyasilerin kulaklarına küpe olması umudu ile, elbette meraklılarının söz konusu yazıyı okumaları tavsiyesi ile, sizlerle paylaşmak istiyorum…

Hani şu polemiği en çok yapılan Meclis iradesi, çoğunluğun kararından konuya girelim; “Kaynağını anayasadan almamış yetkinin kullanılamayacağıilkesinin altını çizelim. Tabii yasama işlemiyle mahkeme kararlarının etkisizleştirilemeyeceği ilkesi de var. Anayasa Mahkemesi’nin birden fazla, “dini amaçlı örtünme ile ilgili anayasadaki laiklik ilkesinin çiğnendiği kararları ortada dururken” de, anayasa değişikliği yapılan kanunla, söz konusu kararların etkisizleştirilmesi söz konusu değil mi? Anayasa Mahkemesi kararına değil sadece, işlevine, yargıçlarına yönelik bu saldırgan, yaygara hangi hak ve hukuk üzerinden yürütülüyor? Sivil darbe kültürü, projesi bu kavram kargaşası, algılama oyunları ile mi sahneleniyor?..

***

Tabii Anayasa Mahkemesi kararı üzerinden yaratılan, giderek cepheleşmeyi de tırmandırmayı hedeflemiş tartışmalar arasında Türkiye’nin asıl yaşamsal gündemi sürekli erteleniyor; 2 Haziran günü gazetemizin manşetine de yurt haberlerinin odak illerden haberlerle zenginleştirilmiş olarak yansımıştı. Ancak altını çizince anımsayabileceksiniz; Türkiye’de şirketlerde iflaslar patlaması yaşanıyor. Bu yılın ilk dört ayında, yani AKP liderlik kadrolarının öne sürdükleri üzere, kapatma davasının ekonomik belirleyiciliği, etkisi ortalıkta yokken şirket iflaslarında yüzde 22’lik bir artış yaşanmış. Sanayileşmenin odağındaki illeri de kapsayacak biçimde 15 bin 802 şirket kapanmış. Türkçesi, iflas etmişler. Bölge haberlerinde bütün sektörleri kapsayacak biçimde şirket, fabrika kapanmaları, istihdamdaki gerilemenin illere göre boyutları özetlenmeye çalışılmış.

Yine geçen haftanın içinde televizyon kanallarının haberlerine yansıyan görüntü ve röportajlarla da desteklenmiş, “iflas nedeniyle satılık fabrikalar” başlıklı, içine sansasyon boyutunda renk katılmış olayın mercek altına alınması derlemeleri vardı; daha önce çok yüksek kârlılıkla yıllarca üretim yapmış, ortalama 500 işçi kapasiteli, şimdilerde 80 kadar işçi ile rölantide çalıştırılan, satılmak için müşteri bekleyen fabrikanın patronu konuşuyordu; fabrikayı satılığa çıkarmışlardı. Tabii makineler için hurda fiyatı biçiliyordu. Oysa zamanında çok pahalıya bir bir satın alınmış, uzun süreli taksitli kredilerle borçları ödenmişti. Satışta en büyük getiri umudu fabrikanın binası, arsası üzerindendi. Tabii ki yok pahasına gidecekti, borçlar kapatılacaktı, kalan işçiler de kendilerini sokakta bulacaktı… Kameralar fabrikanın kapanmaması için cansiperane çalışmayı sürdüren işçilere yöneldiğinde; “Kapatılmanın gerçekleşeceğini duymak bile istemiyoruz. Çoluk çocuk, borçlar, kira, okul, karın doyurma… biz nasıl yaşarız?” benzeri haykırışlar dillendiriliyordu. “Sahibinden satılık fabrika” ilan görüntüleri ile birlikte.

***

Geçen hafta önce AB ülkeleri, sonra gelişmekte olan ülkelerde kanlı petrolün önlenemez fiyat yükselişi bağlantılı, son akaryakıt zamlarına orta sınıfın başkaldırısı eylem haberlerinin altını çizmiştim. Bizde en yüksek vergili, en yüksek akaryakıt zamlarına tepkisizlik, duyarsızlığın, Erdoğan hükümetlerinin benzer ekonomi icraatlarında pervasızlığını sürdürmesine ortam yarattığını anımsatmıştım. Okurlardan uyarılar aldım. Dünyada en yüksek vergili, en pahalı akaryakıt zamlarının sürekliliğinin daha etkin orta sınıfı doğrudan ilgilendirdiğinin altını çizmişler. Son ekmek zamlarının yaşamsal sonuçlarına karşın yoksul kesimlerin suskunluğunun sorgulanmasını istemişler. Gerçi akaryakıt zamları da sonuçta tüm gıda ürünlerine, en yoksul kesimin yaşamsal harcamalarına doğrudan ve hızla yansıyor. Yine de daha kolay algılanan ekmek zamlarına bile duyarsızlık muhalefette örgütsüzlüğün yansıması anlamında düşündürücü.

Dün en son Güney Kore’den çok taze bir dip dalgasının görüntüleri ekranlara, haberle yansıdı. Güney Koreliler deli dana hastalığının ülkelerine bulaşmasında rol oynayan ABD’den et ithalatına yeniden yol açılmasına karşı sokaklara dökülmüşlerdi. Hükümetin istifasını öylesine sert kararlı eylemlerle dillendirmişlerdi ki…

AKP daha ne kadar, yandaşı kadrolarla, kamuoyu algılamalarını, gerçek sorunları çarpıtarak, gündem yaratarak, değiştirerek… kendisine inanmış, oy vermiş seçmenler katında bile yüzüne gözüne bulaştırdığı iktidar icraatlarının hesabını vermekten kurtulabilir?

soner@cumhuriyet.com.tr

Şükran Soner

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS