Orhan Birgit - Gerekçeli Kararı Beklemeden Ahkâm Kesenler
Haziran 10, 2008 - ORHAN BİRGİT
Anayasa Mahkemesi’nin türban kararının gerekçesi, henüz yayımlanmadı.
Yüksek Mahkeme üyelerinin tehdit, sövgü seslerine kulaklarını olabildiğince tıkayarak, aldıkları kararın hangi hukuksal temeller üzerine oturtulduğunu anlatacak gerekçeyi beklemeden özellikle yetki tartışmaları açılması tek kelime ile gülünçtür.
Olup bitenleri, 24 Mayıs’ta geçirdiğim bir kaza nedeni ile üç yerinden kırılan sol ayak bileğime yapılan cerrahi müdahale yüzünden yatakta izlemek zorunda kaldım.
İktidar medyasında çalıştıkları için kendilerine AKP’nin savunmanlığı görevini verenler; Erdoğan’ın izlediği yol haritasının bu ihtiras yüklü politikacıyı nereye götüreceğini çok iyi bildikleri halde, sürekli olarak gaza basmasını öğütleyen bir kısım bilim adamı etiketliden oluşan uzmanlar ekibi. Ve kamuoyunun kendilerini Başbakan’ın yakın kurmayları olarak 7 yıldır yakından tanığı kimseler.
Yakın geleceğin Türkiye’si, bu üçlü oluşumun iktidar partisi lideri üstünde yaratacağı etkileşimle karşı karşıya olacak. Anayasa Mahkemesi’nin türban kararına karşı tepki olarak cihat çağrısı benzeri yöntemler öğütleyen iktidar gazetecisi, ya da anayasa değişikliğindeki asıl amacın, cumhuriyetin değişmez temel ilkelerini, hülle yolu ile ortadan kaldırmanın gizlenebileceğini savunan uzmanların hem Erdoğan’ı; hem de AKP yi o 7 yıl içerisinde hangi zor noktaya getirdiğini Başbakan’ın fark edip etmediği bu gün toplanacak olan AKP Meclis Grubu’ndaki konuşması ile belli olacaktır.
Yakın tarihten yararlanmayı bilmek…
Erdoğan hem kendisinin hem de partisinin yeni yol haritasını çizmeden önce Türkiye’nin yakın tarihine bakmalıdır.
Rahmetli Menderes, on yıllık DP iktidarı dönemi içinde kendisine iktidar olma olanağını veren oyların sayısal gücünü, aynı zamanda Milli İrade’nin de partisi tarafından temsil yetkisinin verilmiş olması gibi algıladı. Ve kuvvetler ayrılığının ne anlama geldiğini göremedi.
Bu yanlışlık 1960 Nisanı’nda TBMM içinden on beş DP’li milletvekilinden oluşan ve sulh ceza mahkemesinin kullandığı yetkilerle donatılmış ünlü Tahkikat Komisyonu’nun görevlendirilmesi ile daha da pekleştirildi. O dönemde Türkiye’de bir Anayasa Mahkemesi görev yapmış olsaydı, öyle bir komisyonun varlığına geçit tanınmazdı ve elbette 27 Mayıs 1960 müdahalesi de gündeme gelemezdi.
Takıyye ya da hülle yolu ile
148. maddenin Anayasa Mahkemesi’ne, anayasada yapılacak değişiklikleri sadece şekil yönünden denetleme olanağı verdiğini söyleyerek, cumhuriyetin değiştirilemeyecek ilkelerine yeni tanımlar getirmek amacıyla seçilen yolun çıkmaz olduğunu o sözde anayasa danışmanları elbette biliyorlardı. Ama nabza göre şerbet vermekten vazgeçmediler. Bu nedenle hâlâ cumhuriyetin temel ilkelerine “kurucu irade”nin bakışı dışında farklı olarak yeni yorumlar getirmenin hem ülkeye hem de AKP iktidarına nelere mal olacağını hâlâ anlamamak, tek kelime ile abes olacaktır.
Faraza o değiştirilmeyecek hükümler içinde bulunan ve Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğunu belirten maddeye “Haziran ile kasım ayları arasında ve geçici olarak TBMM ile Hükümet çalışmaları için bu işlevler İstanbul’da da yürütülebilir” denilmek istenilirse, girişimin adı ne olur? Ve Anayasa Mahkemesi “Canım bunda ne var?” diyebilir mi?
Milli İrade kavramını, seçilmiş iktidarın üç kuvveti de çeşitli yöntemlerle denetimine alarak Parlamentolar tarafından temsil edileceğini savunanlar, zahmet olmazsa o parlamentoyu oluşturan milletvekillerinin tek liderin iki dudağı arasından çıkan açıklamalar ile belirlenen adayları seçmenin doğrudan onayına sunarak göreve getirilmesinin demokratik olup olmadığını da tartışsınlar.
Özellikle anayasa uzmanı olarak açıklamalar yapan sözde bilim adamları bu doğrultudaki referansları bir an önce açıklasınlar.
Demokrasinin savunucusu olarak gösterilen Başbakan, seçim ve partiler kanunlarına tam demokrasi ilkelerini yerleştirmek, seçim barajını kaldırmak için ne zaman harekete geçeceğini, mesela bir Madrid gezisinde müjdeleyebilse…
***
AKP’nin bugünkü Meclis Grubu’nda Başbakan’ın yapacağı konuşma, birçok bakımdan önem taşıyor. AKP’nin ve özellikle Erdoğan’ın, yeni ve geçmişteki yanlışlarını unutturacak bir politika izleyip izlemeyeceğini göstereceği için.
Açıkçası, aynı anda iki Erdoğan’ı temsil eden liderin bunlardan hangisini vatandaşlık kütüğünden sildireceğinin ipuçlarını yakalayabilmek için.
Hatta, kapatma davasının nasıl sonuçlanabileceği hakkında daha güçlü tahminler yapabilmek için…
Faks: 0 216 302 82 08 obirgit@e-kolay.net
Orhan Birgit
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.