İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Mehmet Sucu - Gözetime Karşı Çıkan, Toplum Zararlısıdır

Haziran 10, 2008 - CUMHURİYET

İki haftadır gözetim toplumu üzerine yazıp duruyoruz. Özellikle Türkiye Bilişim Derneğinin Kişisel Verilerin Korunması konusundaki çalışma grubunun raporu hakkında çok sayıda olumlu e-posta aldık.

TBDnin Kişisel Verilerin Korunması Çalışma Grubunun başkanı Dr. Muammer Ketizmen de bir katkıda bulunmuş. Şöyle diyor Sayın Ketizmen: Bugünkü yazını okudum. Neden bu hale geldik biz diye düşünmekten başka çaremiz yok demişiniz. Biz de (Eşref Küçük ve ben) bu konuda konuşuyorduk. Bu tür konularda, dinlenemez, kaydedilemez gibi olumsuz cümlelerin insanlara pek bir anlam ifade etmediğini düşündük. Sonrasında şöyle bir not aldık.. belki bunun üzerine yazarız diye:Gözetim ya da gözetlenmenin meşruluğunun tartışılması, sorgulanması ancak gözetilenin buna doğrudan ya da dolaylı olarak katkıda bulunmadığı ya da bulunmak istemediği bir ortamda mümkündür. Bireyin ya da grupların Saklayacak neyim var kiyaklaşımı, gözetenin arayıp da bulamayacağı bir olanaktır; gözetime en büyük katkıdır. Bu şekilde, gözetimin kendisi, işin başında içselleştirilmiş, kabullenilmiştir; gözetim olağan olarak görülmeye başlanmıştır. Birileri benim hakkımda bilgilere sahip olsa ne olur; somut olarak ne sorunlar yaratır soruları sorulur hep. 

Bu yüzden karşı çıkışların çoğu yüzeysel ve samimi değildir ya da Canım kötüye kullanmasınlar şeklindedir. Gözetime karşı çıkılması, anti-sosyal bir hal alır; istenmeyen, dışlanılan bir durumdur.Önceden kabullenişin diğer yüzü, gözetime gerçekten karşı çıkanın, toplum ya da düzen için zararlı bazı şeyleri sakladığı karinesinin geçerli olmasıdır. Gözetime karşı çıkan, aslında toplum  zararlısıdır. Sayın Ketizmen, saklayacak neyim var ki yaklaşımının bizim gibi toplumlar açısından geçerli olduğunu düşününce olumsuz cümlelerden vazgeçmeyi düşündüklerini yazıyor. Saklayacak bir şeyimiz yok, o zaman daha fazlasını istemekte ne sakınca var? Gözetim bizim iyiliğimiz için değil mi? Ketizmenin e-postası bir fıkra ile bitiyor:

Timur, Anadoluya gelince Akşehir’e de uğrar. Beraberinde filini de getirir. Sultan’ın fili, serbest bırakıldığı için bağa bahçeye zarar verir. Komşuları toplanmış- Hocam düş önümüze de şu fili şikâyetedelim. Bağımızı, bahçemizi perişan etti, demişler. Hoca düşmüş ahalinin önüne, varmış Timurun kapısına. Beraberce Timurun konağına varan ahali, Hoca kapıdan içeri girince, korkudan kaçar. Ve Hoca, Timurun huzurunda yapayalnız kalır. Timur, Hocaya isteğini sorar. Hoca da:- Sultanım der, sizin filin canı sıkılıyor galiba, uygun görürseniz yanına bir fil daha istiyorum.

mehmet@cumhuriyet.com.tr

Mehmet Sucu

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS