Hikmet Çetinkaya - Yüce Yargıya Saygı…
Haziran 10, 2008 - HİKMET ÇETİNKAYA
Bugün laik Cumhuriyetin, yargının, hukukun güvencesi altında olmadan Türkiye’de demokrasi ve özgürlükler genişleyebilir mi?
Peki, Anayasa Mahkemesi’nin görevi nedir benim ülkemde?
Anayasayı korumak!..
Anayasa Mahkemesi oyçokluğuyla (9-2) “sıkmabaş”a yasal geçişe karşı koyunca dinci medyanın köşe başları, Soros’un Çocukları, numaracı cumhuriyetçiler saldırıya geçtiler…
Laiklik ilkesinin, hukuk devleti, demokrasi, özgürlükler, insan ve yaşama haklarının uyumlu olarak işleyeceğini görmezden gelenler “Şimdi savaş başlıyor” deyip yargıya karşı saldırıya geçtiler:
“Siyasi karar”, “Yargı Darbesi”, “Hâkim Oligarşisi”, “Cüppeli Darbe”…
Dün sabah gazeteye gelirken çiçeklenmiş bir haziranda Türkiye’nin geldiği durumu düşünüyordum…
Din eksenli bir politika 2002 seçimlerinden sonra AKP’yi iktidara getirmişti!..
Gün gün eriyip giden sol çaresizliğin içinde kıvranırken, bir dönemin “sahte solcuları” AKP’ye yaslanıp “demokrasi ve özgürlük” şarkıları söylüyorlardı…
Emek - sermaye çelişkisi bir kıyıya itilmişti…
Hepsi aynı sloganları atıyorlardı:
“Sosyalizm öldü, yaşasın küreselleşme… Yaşasın demokrasinin ve özgürlüklerin simgesi AKP…”
Aynı takım Anayasa Mahkemesi “sıkmabaş”a geçit vermeyince köşelerinde, TV ekranlarında takıntılarını dile getiriyorlar:
“Anayasa Mahkemesi hukuku çiğnemiş, demokrasiyi ve özgürlükleri yok etmiştir…”
***
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde “sıkmabaş”ın serbest olması amacıyla yapılan anayasa değişikliğini iptal etmesine neden tepki gösteriyor bizim dinciler ve onların Soros fonlarıyla beslenen yandaşları?
Prof. Dr. Hakkı Keskin, Federal Almanya Parlamentosu milletvekilidir…
Keskin, 6 Haziran’da yaptığı açıklamada “Anayasa Mahkemesi kararlarına herkes saygılı olmalıdır” deyip ekliyor:
“Türkiye’de başörtüsü konusunda Anayasa Mahkemesi daha önceki yıllarda da benzer kararlar almıştı. Bu kararlar aleyhine ve başörtüsü yasağına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) açılan davalarda da Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararların anayasaya uygun olduğuna ve insan hakları ihlali sayılmayacağına karar verilmiştir. Her hükümetin ve siyasi partinin, hangi çoğunlukla göreve gelirse gelsin, bu yüksek mahkeme kararlarına uyma zorunluluğu vardır. ”
Elbet, Anayasa Mahkemesi’nin kararı siyasidir ama hukuk dışı değildir…
Laikliği bir yaşam biçimi yapamayan düşünce Türkiye’de “demokrasi-özgürlük” maskesiyle dolaşıyor…
Başbakan Tayyip Bey, “Velev ki başörtüsü siyasi simge” diyorsa ortada bir amacın olduğu gerçeğini toplum olarak görmek zorunda değil miyiz?
Dinci medya ve yandaş takımı düzeysiz, saldırgan bir biçemle Anayasa Mahkemesi’ne hakaret ediyor, laik düzenin güvencesi olan yüce yargıyı yerden yere vuruyor…
Anayasa Mahkemesi’nin görevi TBMM’nin çıkardığı yasaları denetlemektir…
***
TBMM’de çoğunluğu elinde bulunduran AKP, “Her istediğimi yaparım, anayasanın ikinci maddesini bile değiştiririm, demokrasi ve özgürlükleri bu yolla getiririm(!)” derse ne yapacağız?
Bunların derdi laik demokratik düzenle!..
“Sıkmabaş” Anadolu kadınının “başörtüsü” değildir. “Sıkmabaş”, laik düzene başkaldıranların taktıkları, “siyasal İslam”ın simgesidir…
Unutmayın!..
hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr
Faks numaramız: 02126 343 72 69
Hikmet Çetinkaya
Cumhuriyet


Sayın Çetinkaya,
Bu gelişme sonrasında elektronik posta ortamında sıkça gördüğümüz bir anektodu makaleniz üzerine sizlerle de paylaşmak istedim.
Neden ‘Cumhuriyet Savcısı’?
Lozan’da doktora yaptıktan sonra Atatürk tarafından ‘Hukuk Reformu yapmakla’ görevlendirilen Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, savcılar için ‘Cumhuriyet Savcısı’ unvanının isim babasıdır.
Ata’nın huzurunda ‘Hukuk Reformu’ için fikir fırtınası yapılırken, Bozkurt’un tepesinde şimşekler çaktırılır:
Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denilir?
Cumhuriyet Başbakanı, Cumhuriyet Bakanı, Cumhuriyet Müsteşarı, Cumhuriyet Valisi, Cumhuriyet Büyükelçisi olmuyor da, neden Cumhuriyet Savcısı?
Savcılara neden bu imtiyaz (ayrıcalık)?’
Atatürk, Bozkurt’a, ‘Ne diyorsun?’ diye sorar.
Bozkurt’un cevabı çok net olur:
‘Çünkü öyle zaman olur ki, cumhuriyeti korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, validen, büyükelçiden bile hesap sormak gerekebilir.
İşte o Cumhuriyet Savcısı’dır.’
Atatürk, gülümseyerek hoşnut kaldığını belli eder.
‘Devam et Bozkurt’ der.
Cumhuriyet Savcısı’nın bu cumhuriyeti korumak ve kollamak yorumu hukuk reformuna ve Atatürk’ün yorumuna kadar uzanır.
Cumhuriyet Başsavcısı üzerinde şimşekler çaktıran bu anın günümüzde sadece bir kez daha hatırlanması gerekti, o kadar…
Hürmetler,
Nurten Akyazılılar
Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.