Deniz Som - Peynir ekmek
Haziran 10, 2008 - DENİZ SOM
LAF olsun torba dolsun türünden bir laf vardır: Onu öyle demezler, peynir ekmek yemezler! Öyle dediler; böyle dediler; demediklerini bırakmadılar. Türbanı üniversiteye sokmak için İslamcı ve Türk-İslamcı koalisyonu ile yapılan anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’nin iptal etmesi üzerine ağızlarına geleni söylediler. Yetmedi, demokrasiyi yozlaştırdıkları gibi “darbe”yi de ayağa düşürmekten kendilerini alamadılar.
Neymiş, “cüppeli darbe”ymiş; Meclis’in kararını yok sayan mahkemenin kararı “yok” hükmündeymiş… Bedava kömür ve erzak torbalarıyla kazanılmış milletvekili çoğunluğuna dayanarak bütün gücü kendinde görüyorsan kürsüye çıkar “Anayasa Mahkemesi’nin kararı yok hükmünde olduğu için uygulanmayacaktır” dersin ve hatta yeni bir mahkeme kurup Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına imza atan hukukçu dokuz üyesini “darbe” yapmaktan yargılarsın. Dilin kemiği yok hesabıyla konuşmakla olmuyor. Çünkü onu öyle demezler, peynir ekmek yemezler!
Meclis Başkanı Köksal Toptan da bunun farkına varmış olmalı ki Anayasa Mahkemesi üyelerine hukuki yaptırım uygulanmasını isteyenlere karşı “Yok artık, o kadar da değil” demek gereğini duymuş. Fakat Köksal Toptan’ın farkında olmadığı başka bir durum var; Meclis Başkanı sıfatıyla tarafsız olması gerektiği, AKP’li Müslüman kardeşlerden biri olmadığı! Sen git bu işin başındaki kişi AKP Genel Başkanı RTE ile baş başa görüş ve sonra basın toplantısı düzenleyip Anayasa Mahkemesi’nin kararını “yetki aşımı” olarak tanımla; ardından da Meclis’teki partilerin genel başkanlarıyla konuyu görüşeceğini açıkla. Nerede kaldı senin tarafsızlığın. Cumhurbaşkanı AKP’den, Başbakan AKP’den, Meclis Başkanı AKP’den. Bu üç koltuğun bir partide toplanmasının demokrasiye hayır getirmeyeceği söylenmişti. Dinlemediler. Dinleme deyince; AKP’liler polis marifetiyle bütün Türkiye’yi dinliyorlar.
Bu arada, Köksal Toptan’ın Meclis’in yanına “senato” kurulması düşüncesi de konuyu daha dramatik bir hale getiriyor. Senato; Demokrat Parti diktatörlüğüne karşı 27 Mayıs Devrimi’nin demokratik açılımıydı. Eski bir “darbe”den medet ummak ne hazin! Görülmekte olduğu gibi; onu öyle demezler, peynir ekmek yemezler!
Hayvan hakları ve mollanın türban hakkı!
TELEVİZYON kanallarında düzenlenen “türlü-çeşitli” programlarla Anayasa Mahkemesi’nin türban kararı tartışılırken Sıtkı Ergüney de uzaktan kumanda aletiyle kanaldan kanala dolaşıyor:
“Piyasaya yeni çıkan ‘Ülke’ diye bir kanalda da türban konuşuluyor. Konuşmacılardan Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyesi bir bayan doçent ‘türbana özgürlük kadınlar tarafından ortaya atılan, talep edilen bir hak arama konusu olmamıştır’ şeklinde bir görüş ortaya attı. Vay efendim vay! Molla kılıklı bir erkek konuşmacı cevap vermek için söz aldı ve ‘hayvan hakları da hayvanlar tarafından dile getirilmiştir diyebilir miyiz’ dedi. Evet, aynen böyle dedi ve ben de ‘ş’ diyerek başka bir televizyon kanalına geçtim.”
Televizyon kanalları deyince… Anayasa Mahkemesi’nin kararının açıklandığı saatten itibaren yüksek yargıya hararet etmek üzere ekranlara çıkan “tip”leri fark etmiş olmalısınız. O kanal senin bu kanal benim gezip durdular. Üstlendikleri “görev”i hakkıyla yerine getirdiler!
Diken
Erdal Yücel: “Türban kararı üzerine Bülent Arınç’ın tüyleri diken diken olmuş. Ne güzel… Ya kazık gibi olsaydı!”
Yağmur Deniz
Portekiz
maçını
alırız demiştik…
Ders aldık!
Güdümlü
Necati Cebe: “Anayasa Mahkemesi’nin türban kararına ‘cüppeli darbe’ demek, güdümlü yargı özleminin dışa vurumudur.”
Yorumsal
Mehmet Ünal: “Devletlünün yorumu: Siyasilerin çıkardığı yasa hukukidir, hukukçuların kararı siyasidir.”
Hilebaz
Can Tekeli: “Kanuna karşı hile önererek yola devam etme derdindekilerin kanun yapıcı olmasından daha acı ne olabilir!”
- AKP toplantı üstüne toplantı yapıyormuş…
“Beraber toplandık
biz bu masalarda!”
Korku diktatörlüğü yaratsalar da boşuna:
Korkutmanın ecele faydası yok!
Deniz Som
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.