İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

Cüneyt Arcayürek - Bir Salı Günü

Haziran 10, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK

Boşuna gayret. Değiştik gibi göründüler, görünecekler.

Sonra?.. Yargı kararı düşlerinden uyandırınca haylaz, arsız bir çocuk gibi ağlamaya, sızlanmaya başladılar.

Anayasa Mahkemesi’nin türban yasağını bir kez daha onaylayan kararına karşı günlerdir söylemedikleri kalmadı.

Sine-i millete gitmekten, yeni bir anayasa serüveni başlatarak yeni bir bunalımın kapılarını zorlamaya kadar türlü çeşit söylemler, öneriler, hatta tehditler…

Son umutları TBMM Başkanı Köksal Toptan’dı. Anayasa Mahkemesi’ne, türban yasağını savunanlara saldıran bir konuşma yapmasını, partileri Yüksek Mahkeme kararını yok sayacak içerikte yeni bir yasa yapmaya çağırmasını istediler.

Bir de baktılar ki, Meclis Başkanı oralı değil. 1960’tan sonra kurulan Cumhuriyet Senatosu gibi Türkiye’de yaşanan siyaset anlayışına göre gereksiz bir Meclis görüşünü tazelemiş, piyasaya sürüyor.

Baktılar ki, Anayasa Mahkemesi’ni AKP’li mantığına koşut biçimde eleştirmekten öteye geçmiyor.

Baktılar ki, güvendikleri dağa kar yağmış.

Meclis başkanlarının açıklamalarını, çaresiz kalmışlara özgü duygusal bir davranışla karşıladılar.

Cumartesi, pazar… İki gün tek seçici genel başkanlarının güvendikleri üstün zekâsının salı günü (bugün) AKP grubunda içine düştükleri yargı açmazından nasıl kurtulacaklarını içeren konuşmasını bekliyorlar.

RTE de partisinin güvenini boş çıkarmamak için hafta sonu evine kapandı, iki gün derin derin düşündü.

Öyle bir açmaz içinde ki, yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal!

Çare? İkide bir söylediğini yinelemek: Bizzz, çıktığımızzzz yoldaaa yürümeyeee devam edeeceğizzz. Kimse biziii alıkoyamazzz!

Gelsin alkışlar, kalsın türban hasreti bir başka bahara!

***

RTE’nin hemen her sorunun çözümünde çarşaflayan siyaset dehasını küçümsemeyelim. Bir de bakarsınız bugün Türkiye’yi yine üç-beş ay bunalımlar içine sürükleyecek, tartışmalarla uğraştıracak akla en son gelmesi olası bir öneri ile karşımıza çıkabilir.

RTE’de olmaz, olmaz yok! Her olmaza olur diye bakan bir anlayış egemen. Şakşakçısı da bol, yalakası da… Sonucu yine hüsranla bitecek bir öneriye karşı uyarılara kulaklar kapalı. Hep böyle olmadı mı?

Hangi sorunu diyalogla çözümleme yolunu seçti? Zaten sıkıştığı zaman ana muhalefetle diyalogdan söz eden, ama kafasına uygun çıkış yolu bulunca sırtını dönüp giden bir siyaset adamıyla konuşarak sorunlara çare bulmak olanaksız.

Adamın her soruna karşı çıkardığı, cepheye sürdüğü piyadeler yine sahnede.

Vakıf adı altında başı türbanlı, yüzü sakallı ve kafası dünyaya kapalı grupları sokağa salıverdi.

Anayasa Mahkemesi önüne kara bağlı çelenk bırakan, yüzleri çirkin, vicdanları uygar dünya gerçeklerine karşı, kadınlı-erkekli bir avuç mürteci: Biz 9 kişinin kulu değiliz. Allahın kuluyuz. Allahın emirlerini yerine getiririz. İnançlarımızı yok sayan bir kararı asla kabul etmeyiz diye bağırıyorlar.

Eğitim alanında daha geniş özgürlük isteyen gençlere sopalı, gazlı önlemlerle karşı çıkan polis… yobazın azgın saldırılar içeren sloganlarına ve eylemlerine aynı hiddeti, şiddeti göstermiyor.

Asıl sıkıntımız nedir biliyor musunuz? Devlet içindeki etkili kurumların ne olduğunu, kime hizmet ettiğini bilememek!

Cüneyt Arcayürek

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS