Necati Doğru - Vah… Vah…Ya para kaçarsa!
Haziran 09, 2008 - NECATİ DOĞRU, VATAN
Aldı bazılarını bir deli telaş, acı hüzün, kara karamsarlık. Neredeyse Türkiye batacak ve batması da Anayasa Mahkemesi’nin 9 üyesinin aldığı; “Türbanın üniversiteye girişini iptal eden” kararı yüzünden olacak.
Sövüyorlar üyelere..
Anayasa Mahkemesi’ne…
Aşırı kızıyorlar…
Ve “eskiden darbeyi generaller yapıyordu, Meclis’i feshediyor ‘demokrasinin üzerine şal geçiriyorlardı’ şimdi darbeyi ‘Anayasa Mahkemesi üyeleri’ yapıyor, Meclis’in millet adına aldığı kararları iptal ediyor” diye söyleyip, yazıyorlar…
Büyük haksızlık.
Kör çarpıtma.
Kaba demagoji.
Anayasa Mahkemesi üyeleri aldıkları bu kararla; “aslında demokrasiyi korumuş” oluyor ve “AKP’yi demokrasi içinde kalarak” siyaset yapması için uyarıyorlar. Türban üniversiteye girerse yarın bayan hâkimin başına da girer, bayan öğretmenin, bayan polis komiserinin, bayan avukatın, bayan doktorun, bayan tapu müdürünün, bayan valinin, bayan gardiyanın ve bütün devletin başına da girer.
Ne var bunda?
İslam değil miyiz?
İslam örtünmeyi emretmiyor mu? Bayan devlet memurları başlarına türban giyerlerse “kıyamet mi kopar?” diyorlar.
Anayasa Mahkemesi böyle düşünmüyor. Mahkeme, bu adımın laikliği zedeleyecek büyük tehlike olduğunu ve laikliğin zedenlendiği düzenlerin demokrasiden (egemenlik kayıtsız şartsız milletindir rejimi) çıkarak teokrasiye (egemenlik kayıtsız şartsız Allah adına parti başkanı, din konseyi başkanı, tarikat başkanınındır rejimi) olmaya kayacağını düşünüyor.
Bunun için iptal etti.
Evham olabilir.
Paranoya diyebilirsiniz.
Size göre öyle olabilir.
Anayasa Mahkemesi, “türbanla üniversiteye bayan öğrenci sokmayı laikliği zedeleyecek bir adım” olarak gördü. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararına saygı göstermek, “demokratlığa” yakışan tavırdır. Bu kararı aldı diye Anayasa Mahkemesi üyelerine küfür dozunda saldırılar yapmak “din faşistliğini kabul etmeye” kapı aralar. Din faşistliği, bir takım kişilerin çıkıp “Allah adına” ülkeyi yönetmeye soyunmasıdır.
Demokrat mı?
Din faşisti mi?
Olacağız…
Demokratlıktan ve “seçimle gelenler sadece seçimle gitmelidir” esasına dayalı; “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesinden yana olanlar, Anayasa Mahkemesi’nin son kararını alkışlıyor.
Anayasa Mahkemesi’ni anlıyorlar.
Onu anlamak lazım.
Vah… Vah… çekiciler(!)
Hüzünlenenler.
Karalar bağlayanlar.
Anayasa Mahkemesi bu kararı aldığı için “sıcak para Türkiye’den kaçacak, yeni taze paranın gelişi de duracak, krize gireceğiz” diye hayıflananlar, yaptığınız ayıptır.
Halka baskıdır.
Türkiye’ye şantajdır.
Para kaçmasın diye Anayasa Mahkemesi görevini yapmasın istiyorsunuz. Bundan daha büyük teslimiyetçilik olur mu?
Mandacılığa razısınız.
Oturalım!
Prof. Ergun Özbudun ile Prof. Zafer Üskül’e ve Prof. Burhan Kuzu’ya; “para kaçırmayacak bir anayasa yapmaları” ricasında bulunalım.
Vah… Vah…çılar!
Bir liste yapın.
Tek tek sayın.
Para kaçmasın diye neleri yapmalıyız, neleri yapmamalıyız!


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.