İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Erol Manisalı - Gümrük Birliği’ni Gerçekten Biliyor muyuz?

Haziran 09, 2008 - CUMHURİYET, EROL MANİSALI

Ankaranın 6 Mart 1995te AB ile imzaladığı Gümrük Birliğibelgesi son aylarda değişik çevreler tarafından tartışılmaya başlandı. 

- Koç Holding gibi TÜSİADın ağır topları Gümrük Birliğinin bir hata olduğunu, “davulun bizde tokmağın onlarda bulunduğunusöylemeye başladılar. Tek yanlı bağların haksız rekabet yarattığınıhaklı olarak vurgulayanlar arttı. Tekstilden demir-çeliğe pek çok sektör ezilmeye başladı. İlk ciddi tepkiyi 2001 yılında tekstil sanayicileri adına Halit Narin yıllar önce göstermişti. (*)
- Buna karşılık AKPnin AB sürecinisavunan kimi akademisyen ve köşe yazarları, sadece AB ile Türkiye arasındaki dış ticarete bakarak”, durumun o kadar da kötü olmadığını öne sürüyorlar.
- Benim gibi düşünen konunun uzmanları ise Gümrük Birliğine tek yanlı bağlanan Türkiyenin, yalnız AB ile değil bütün dünya ile ilişkilerine olan etkilerini değerlendiriyorlar. Bu aynen, kullanılan bir ilacın çok önemli yan etkilerinigöz önüne almak gibidir. Kan şekerine iyi gelen bir ilaç kanser yapıyorsa, derhal kesilmesi gerekir.
İktisadi olaylar ve ilişkiler bütünleştirilmiş doğrudan ve dolaylı etkileriyle değerlendirilmedikleri zamanolağanüstü büyük hatalar yapılır. Fil de fare de dört ayaklıdır, o halde fil ve fare aynı şeydirdiyenlerle karşılaşırız.
Gümrük Birliğindeki çarpıklık ve stratejik hataları tekrarlayalım:
1) Türkiyenin yalnız AB ile değil tüm dünya ile ticari ilişkileri (ve dış ticaret politikaları) AB tarafından belirlenir ve yönlendirilir hale geldi. Türkiyenin dünya ile ilişkileri ipotek altına alındı.
2) Bu durum olağanüstü anormallikler ve gariplikler doğurdu”. ABnin ikili ticaret anlaşması yaptığı ABD, Çin, Meksika, Kuzey Afrika ülkeleri ile Türkiye arasındaki ticaret, tam bir sömürge düzenine döndü”. Türkiye bu ülkelere mal satarken üçüncü ülke, mal alırken AB üyesi gibi ele alınıyor ve farklı gümrük tarifeleri uygulanıyor. Türkiye, ABye dışardan yükümlülük altına sokulmuş bir muz cumhuriyeti haline dönüştürüldü.
3) ABnin ikili anlaşma yapmadığı ülkelerle Türkiye kendi başına anlaşma yapamıyor, yasak. ABnin ikili anlaşma yaptığı ülkeler ise, Siz tam üye değilsiniz, sizinle anlaşma yaparsak tek yanlı kazancımız ve avantajımız elden giderdiyerek normal ilişki kurmak istemiyorlar. Bu iğfaliyıllardır, içimizdeki oligarşi çok iyi bildiği halde susar. Kral çıplakdemek AByi (ve Batıyı) rahatsız edeceği için kepazeliğe göz yumar.
AByi arkalarına alan AKP üst yönetimi, benim bugün söylediklerimi, 1994-1996 döneminde çok daha şiddetli olarak savunuyorlardı”, başta Abdullah Gül olmak üzere.
Türkiyenin dış ticaret politikalarında tek yanlı biçimde ABye, içimizdeki oligarşi tarafından bağlanması sonucu”, 1.1.1996’dan itibaren Türkiyenin dış ticaret açığı kronik olarak artmaya başladı.
Dünya ile dış ticaretimiz AB ipoteği altına sokulurken dış ticaret açığımız yıllık 60 milyar dolar dolayına geldi.
Gümrük Birliği, Batı tekellerinin Türk pazarına yerleşmelerinin de yolunu açtı. Bugün ABnin dev tekelleri Türkiyede kendi ülkelerinden daha da rahat bir ortamda faaliyette bulunuyorlar.
- İşçilerin sosyal hakları ve grevler ABye oranla çok geride, istismar olanağı geniş. Türkiyede vergi avantajları var.
- ABde çevre için uygulanan yasaklar Türkiyede bulunmuyor, bedelini uzun vadede Türkiye ödüyor.
Ticaret politikaları ve siyaset
Ticaret politikaları ülkelerin, iktisadi ve siyasi ilişkilerinin en önemli parçası ve aracıdır”. 6 Mart 1995 tarihli Gümrük Birliğini bu nedenle, Brükselden çok Washington desteklemiştir. (**)
- Türkiye AKP öncesinde de, Gümrük Birliği ile Batının yedeğine alındı”.
- Başlangıçta Gümrük Birliğine karşı çıkan İslamcılar ise gömlek değiştirip işbirlikçi olunca, bugün ona dört elle sarıldılar. Hatta AByi tamamen arkalarına almak için, 2004 ve 2005 çerçeve anlaşmaları ile onlara, istediklerinden daha fazlasını sundular. Ali Babacan bugün Türkiyeyi ABye şikâyet edebiliyor.
Ali Babacanın tutumu ve açıklamaları Türkiye-AB sürecinin, AKPnin AB süreciolduğunu açık olarak gösteriyor. Gümrük Birliğine dokunmayın, iyidirdiye yazanlar, aslında AKPnin AB sürecini destekliyorlar. AKP kendi yolunu ABye açtırıyor.
Kıbrıs, Güneydoğu Anadolu, Ermeni tasarıları, Patrikhane, nehirler, limanlar, stratejik iktisadi tesisler ABD ve ABnin talepleri doğrultusunda ele alınırken, karşılığında onlar, AKPnin arkasında duruyor.
Bu stratejik bir alışveriştir. Gümrük Birliğini bu geniş resim içinde görmek gerekir. Abdullah Gülün, Gümrük Birliği ve ABye ilişkin olarak ortaya koyduğu U dönüşü, her şeyi açıklamaya yeter.
İşin ticaret boyutunda sadece Türkiye-AB ticaretine bakmak”, cehalet değilse aptalı oynamaktan başka ne olabilir?
Gümrük Birliğini değerlendirenler şunları görmelidirler:
- Toplam dış ticaret açığı üzerindeki etkisi,
- Yarattığı haksız rekabet,
- İç piyasanın Batı tekellerinin eline geçmesi,
- Makro (ve ulusal) politika izleme olanağını ortadan kaldırması,
- Ticari ve iktisadi kayıplar yanında yarattığı dış politika kayıpları”.
Bir de tabii, Türkiye gibi tek yanlı Gümrük Birliği yükümlülüğü altına sokulan bir başka ülkenin bulunmaması gerçeği. Gümrük Birliğinin bedelini hâlâ anlamak istemeyen kimilerinin gözüne sokmak için, bir daha yazmak zorunda kaldım.

(*) Halit Narinin Nisan 2001de Kemerdeki Tekstil Sanayi Konferansında yaptığı açış konuşması, “Avrupanın Askerle Kavgası içinde, sayfa 230
(**) Türkiyenin Askersiz İşgali, Erol Manisalı, 2007

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS