Şükran Soner - Kanlı Petrol…
Haziran 08, 2008 - ŞÜKRAN SONER
Kanlı petrolün önlenemez fiyat yükselişinden beslenen piyasalar, piyasa düzeni en sonunda gelişmiş ülkelerden başlayan yeni bir isyan dalgasına yol açtı. Biz kaçınılmaz kendi siyasi dertlerimiz içinde boğuşur, Anayasa Mahkemesi türban kararının sonuçlarını, AKP kapatma davasını ana gündemimize taşırken, bu gibi konularda zaten duyarsız olan kamuoyumuzla olup bitenin dışında kaldık. Ne de olsa, Erdoğan hükümeti icraatlarında giderek tırmandırılan, vergi toplamanın odağına oturtulan akaryakıt zamlarında dünya rekorları kırmaya, vatandaş olarak da bunu kader kabul edip susmaya alışkın, talimliyiz…
Tabii ki siyaseten, cumhuriyet rejimimiz, insan hakları, demokrasi, laiklik düzenimizin geleceği için, bir dönemeç noktası olan Anayasa Mahkemesi kararını hafife alıyor değilim. Kaçınılmaz gündemin yaşamsal önemi bağlantılı tartışmalar öylesine yoğun, öylesine çelişkili mantık, eksenler üzerinden, taraflı yürütülüyor ki… söylenenlerin bütününden gerçekleri görebilmek, kavramları yerli yerine oturtabilmek giderek zorlaşıyor; giderek cepheleşme, önyargılarla bakışlar pekiştiriliyor. Gerçekten bilimsel, dürüst yaklaşımlar arada kaynayıp gidiyor…
Belki bir kez daha laikliğin demokrasi, insan haklarının olmazsa olmaz ilkelerinden biri olduğunun, yaratılan kavram karmaşasında, demokratiklik, çoğunluk adına, laikliğin özünü, anlamını ortadan kaldıracak, laik devlet kimliğini ılımlı İslamla değiştirecek sivil darbelere izin verilemeyeceği gerçeğini Cumhuriyet okurları ile paylaşmakta yarar olabilir. Dışardan ve içerden ne kadar polemik, algılama çarpıtması yaratılırsa yaratılsın, rejimlerin, demokrasilerin kendilerini savunma hakları vardır. Çoğunluk iradesi ancak insan hakları, demokrasinin olmazsa olmaz anayasal, hukuk ilkelerinin korunması çerçevesinde geçerlidir. Yasama, yürütme, yargı üçlü güçler ayrılığı, bağımsızlığı, özgür Meclis iradesi ile anayasal değişikliklerin rejimin var oluş ilkelerini yok edemeyeceği gerçekleri göz ardı edilemeyecekse, Anayasa Mahkemesi’nin elbette siyasal içerikli kararı üzerine de söylenecek fazla sözün olmaması gerekir. Gereğinin yerine getirilmesi halinde ise öne sürüldüğü üzere toplumda gerilimi, cepheleşmeyi, siyasi sorunların boyutlarını tırmandırması değil, hele de taraflar bu kararla gereken dersleri almışlarsa, yaratılmış yapay gerilimleri ortadan kaldırması gerekir.
***
Bu bizim için yaşamsal konuda söyleyebilecek daha fazla bir sözüm olmadığı içindir ki, uysal uysal teslim olduğumuz, kanlı petrolün önlenemez fiyat yükselişi bahane.. Erdoğan hükümeti icraatlarına, dünyanın en yüksek vergili, en yüksek akaryakıt fiyatları uygulaması konusuna dönmek istiyorum; piyasacılar hemen hemen her gün dünya piyasalar gelişmelerini anlatır, yorumlarlarken, kanlı petrolün önlenemez fiyat yükselişinin, dünya ölçeğinde bol para yaratılmasının eksenine oturduğunu anlatıp duruyorlar…
Tabii insan eksenli reel ekonomiler geriye giderken, insanlığın önemli çoğunluğu yoksullaşıp yoksunlaşırken, dahası çoğunluk açlıkla yüz yüze gelmişken, giderek daha az sayıda insan için daha az sayıda tekelin elinde, piyasalarda müthiş bir zenginleşme, paranın bollaşması olgusu yaşanmakta. Kanlı petrolden gelen bol sıcak paraya en yüksek kazancı, izlediği faiz-döviz politikaları ile veren, Cumhuriyetin öz kaynaklarının dışarıya akışına en çok hizmet eden Erdoğan hükümeti icraatları sayesinde de, bu sıcak paradan, Türkiye de pay aldı. Sistemin kendi iç krizini doğurmasına kadar. Bu yılın başında çarkların dönüşü zorlaşınca, ülkenin ekonomisi için gözetilmeyen tüm olumsuz göstergeler devleşmiş sorunlar olarak karşımıza çıkmaya başladılar. AKP iktidarı sözcüleri kamuoyu oluşturmasında olumsuzlukları AKP kapatma davası ile ilişkilendirmede seferber olsalar da, Türkiye’de satılık fabrikalar, patlayan işsizlik gerçeği saklanamıyor.
Türkiye; dünyada kanlı petrolün önlenemez fiyat yükselişi bahane, akaryakıttan en yüksek vergiyi alan, halkına en pahalıya akaryakıt satan ülke olduğu halde, halkımız bu olguyu kader gibi sesiz kabulleniyor, soluksuz gelen yüksek vergili akaryakıt zamlarına, sonuçlarına katlanıyor..
İşte tam da bu noktada ve bugünlerde, dünyada gelişmiş ekonomilerin halklarından başlayan dünyaya yayılan bir isyan dalgası gündemde… Bizden çok daha düşük oranlı vergiler ve akaryakıt zamlarına önce AB ülkelerinden, orta sınıflardan peş peşe ayaklanmalar, direniş ve eylemler gündemde.. Kısacık haber ve görüntü olarak yer alsalar da, bir gün motosikletlilerin yolları tıkamaları, bir başka gün nakliyatçıların, taksicilerin direnişleri AB ülkelerinin hemen hemen tümünde yaşanıyor. Bağlantılı gelen enflasyona, fiyat patlamasına, işsizliğe, yoksullaşma, yoksunlaşmaya isyan dalgası bu… Gün geçmiyor, gelişmekte olan ülkeler zincirinde Hindistan’a sıçrıyor… Türkiye daha ne kadar, bu konudaki en acımasız, vicdansız iktidar uygulamalarına rağmen, bu büyük isyan, patlama dalgasının dışında tutulabilir ki…
Şükran Soner
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.