Öztin Akgüç - Şu Çılgın Türkler Kaç Kişi?
Haziran 08, 2008 - ÖZTİN AKGÜÇ
Bağımsızlık Savaşı’nda yaşananlara, halen Osmanlı dönemine duyulan özlemlere, niçin ABD mandasına yıllarca önce girmedik diye gizli ve açık hayıflanmalara, Atatürk’e sövmelere, Cumhuriyet’in temel ilke ve kurumlarına saldırılara, karşıdevrim diye Cumhuriyet’in yıkılışına düzülen övgülere bakarak, ister istemez şu soruyu kafamdan atamıyorum. Bağımsızlık Savaşı’nı gerçekte kaç kişi yaptı? Toplumun yüzde kaçı Bağımsızlık Savaşı’nı candan, gönülden destekledi?
Vatansever, onurlu, cesur, yetenekli bir azınlığın, büyük bir özveri ile Mustafa Kemal gibi gerçek bir kumandan, gerçek bir devlet adamı, gerçek bir lider yönetiminde, Bağımsızlık Savaşı’nı başarı ile gerçekleştirdiğini düşünüyorum. Bundan dolayı onlara karşı sonsuz bir saygı, minnet, hayranlık duyuyorum.
Açık söyleyeyim, onlara karşı yapılan saygısızlıklara, nankörlüğe bakarak da toplum adına utanç duyuyorum. Bir toplum en azından kadirşinas, değerbilir olmalı; kendisine bir vatan bırakmak için savaşanlara, bu yolda can verenlere saygı, minnet duygusu beslemeli; yaratık değil, insan olmanın en temel gereğini yapmalı.
Ben, iç isyanlara, davranışlara, Cumhuriyet karşıtlarına verilen oylara, desteklere, kişilere bakarak, toplumumuzun çok sınırlı bir bölümünün Bağımsızlık Savaşı’nı ve Cumhuriyet’i benimsediğini düşünüyorum. Gerçi Bağımsızlık Savaşı’nın kazanılmasından sonra büyük bir destek varmış gibi bir görüntü verilmiş, sanki toplumun büyük kısmı savaşa katılmış, devrimleri benimsemiş gibi izlenim yaratılmıştır. Bu görüntü ne kadar gerçekçidir? Savaş sonrası Cumhuriyeti destekler görünenlerin yüzde kaçı samimidir, içtendir? Kimileri, “Devir değişti, Cumhuriyet’i destekler gibi görünmek çıkarımızadır” diye düşünmüş; kimileri korkudan kendilerine Cumhuriyetçi süsü vermiş; kimileri devran değişir, isteklerimizi gerçekleştiririz art düşüncesi ile gizlenmiş, takıyye yapmış; en azından başlangıçta Cumhuriyet’le kavgaya girişmemişlerdir.
Bağımsızlık Savaşı’nın hemen sonrası Serbest Fırka denemesi, toplumun gerçek eğilimini, Cumhuriyet karşıtlığını, bence vatandaş olarak özgür yaşamayı benimsemediğini ortaya koymuştur. 1950’de DP’nin yüzde 50’nin üstünde aldığı oy, yalnız savaş yıllarında çekilen sıkıntıların, yapılan vaatlerin, CHP’ye karşı hoşnutsuzluğun bir sonucu değil; Cumhuriyet ve Atatürk karşıtlığının bir göstergesidir. DP sözcüleri İsmet İnönü dönemini değil, büyük bölümü Atatürk dönemi olan 27 yılı, 1923-1950 dönemini eleştirmişler, hatta daha ileri giderek sövmüşlerdir. 1950’de oylanan, bir yerde Atatürk dönemi olmuştur. Son seçimde AKP’nin yüzde 47 oyu da, halkımızın gözünde bağımsızlığın, ülke saygınlığının, Cumhuriyet’in ne derece değersiz olduğunu; bir torba erzak kadar, bir ton kömür, ürününe verilen bir iki YTL zam, bir kriz korkusu kadar bile değer taşımadığını ortaya koymuştur.
Bugün -kendimizi aldatmayalım- Cumhuriyet’ten, Atatürk’ten geriye ne kalmıştır?
Devrimcilik, yerini ABD ve AB istekleri, dayatmaları doğrultusunda yapılan reformlara (!) bırakmıştır. Devletçiliğin yerini neoliberal olarak nitelenen politikalar almış; devletçiliğin yarattığı eserler, tesisler, söve saya, babalar gibi satılmış, peşkeş çekilmiş kamu mülksüzleştirilmiş, ekonomik bağımsızlık kökten dinamitlenmiştir. Halkçılık, yoz bir popülizme, sadaka ekonomisine, halkın parası ile halkın oyunu satın alma oyununa dönüştürülmüştür. Milliyetçilik, emperyalizmin bir alalaması olan globalizmle silinmiş, ilkel bir yaklaşım derekesine düşürül-müştür. Sıra Cumhuriyet’in en temel dayanağı olan laikliğe gelmiştir. Din, türban diye laikliğe saldırılmaktadır. Laiklik temeli de yıkıldığında Cumhuriyet bir kabuk halinde kalacak, ABD denetiminde Ilımlı İslam devletinin yolu tümüyle açılacaktır.
Bu gelişmelere karşın, özde değil ama sözde Atatürkçülüğümüz, Cumhuriyetçiliğimiz sürmekte, Ata’nın izinde yürümekte, içimizdesin diye bağırmakta, Anıtkabir’de defter imzalayarak Ata’mıza saygı sunmaktayız.
Öncelikle kendimizle samimi biçimde yüzleşelim. Övünmeyi bırakıp Bağımsızlık Savaşı’nı kaç kişi yaptı? Çılgın Türkler nerede? Bu soruların yanıtını arayalım.
Öztin Akgüç
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.