Oktay Akbal - Yargıyı Yargılamak mı?
Haziran 08, 2008 - OKTAY AKBAL
“Yargının hesap verebilir olması…”
Hiç aklınıza gelir miydi böyle bir şey!
Bir yargıcı, bir savcıyı, bir Yargıtay üyesini, başkanını; bir Danıştay üyesini ve başkanını, bir ‘sivil’ mahkeme önüne çağırıp hesap sormak?..
Bakın iş nerelere kadar vardı! Daha doğrusu, bazı yalaka gazeteciler, AKP’ye övgüyü, desteği, korumayı hangi çizgiye, hangi küstahlık, bilgisizlik, kendini bilmezlik sınırına vardırdılar!..
Taraf diye bir gazete var. İşi gücü Atatürk Cumhuriyeti’nin devrimlerine, atılımlarına, uygarlık anıtlarına saldırmak, Atatürk’ü de, yarattığı Cumhuriyeti de küçültmeye çalışmak!..
***
Bunlardan biri, bayan Yasemin Çongar, geçen gün çok ilginç bir yazı yazarak adaletin, yani yargının da yargılanması gerektiğini ileri sürmez mi! AKP’liler daha işin başında söylememişler miydi: “Biz yargıçlara güvenmiyoruz, bu yüzden dokunulmazlıkların kaldırılmasını istemeyiz.” Hele Yargıtay Başsavcısı da AKP’yi kapatma davası açtığından bu yana, AKP’nin en ileri gelenlerinden basındaki şakşakçılarına kadar hepsi, yargıyı, yargıçları, en başta Yargıtay’ı, başkanı, başsavcısıyla kötülemek, yermek çalışmasını başlattılar. Şimdi de Çongar’ın öncülüğüyle, ‘yargıyı sivil güçler’ önünde yargılayabilmekten söz ediyorlar… İşte birkaç alıntı:
***
“Hesap verebilen bir yargı için bir sivil girişim başlatmalıyız”, “Yargıyı hesap vermeye çağırmanın demokratik sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz”, “Yargıçların ve savcıların gerektiğinde Parlamento Komitesi önünde tanıklık yapmaya çağrılması…”, “Türkiye’de yargının her kademesinin demokratik bir kuşatma altında olması…”, “Yargı parlamento tarafından denetlenmeli, toplum karşısında hesap verebilmeli”, “Olli Rehn bile ‘Yargı tarafsız, bağımsız, güvenilir, hesap verebilir olmalı’ diyor.”
***
Bir zamanlar diye başlamak gerekiyor: 1960 yılındaki parlamentoda oluşturulan Tahkikat Encümeni’ni anımsatmak!.. Demokrat Parti çöküş öncesinde iki önemli çareye başvurmaya kalkışmıştı. Biri, “Vatan Cephesi” adı altında tüm halkı, AKP’lilerin sevdiği deyimle “ulusal irade”yi bir arada toplamak, bunun için ölü-sağ kim var kim yok, adları radyoda, basında sıralayarak “İşte, millet benimle birlikte” diyebilmek!.. Öteki çare de parlamentoda en hızlı, en sert, en militan adamlarından bir yüce mahkeme oluşturmak! Yani bir “Tahkikat Encümeni”, bir Meclis soruşturma komitesi kurmak… Ne kadar muhalif gazeteci, yazar, aydın varsa hepsini toplayıp Ankara’ya getirmek, TBMM’nin bir salonunda sorguya çekmek!..
***
Bunu yaptılar. Ama başarılı sonuç alamadılar. Bir süre geçmeden 27 Mayıs devrimi yaşandı. Çok geçmeden başta cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri, özellikle o Tahkikat Encümeni üyeleri, gerçek adaletten, yani yargıdan gereken unutulmaz dersi aldılar…
Menderes’in, aklına Tahkikat Encümeni’ne yargının sorumlularını çağırıp hesap sormak gelmemişti. Şimdi Çongar’lar, Çandar’lar AKP’ye, “Aman yargıyı TBMM önüne çağırmanın yolunu bul, kendini kurtar” ğüdünü vermeye kalkışıyorlar… Yargıyı yargılamak mı? Buyurun gerçekleştirin! Varsa gücünüz!..
Oktay Akbal
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.