İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Ali Sirmen - ABD’nin Zaferi

Haziran 08, 2008 - ALİ SİRMEN

Sevgili,

ABDye ilki 1979 yazında olmak üzere beş kez gittim; toplam altı aydan fazla süre geçirdim ve doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, birkaç kent hariç belli başlı yerlerinin hepsini gezdim, birçok kişi tanıdım, biri de benimki olan aileler ile yakın ilişkiler kurdum, ülkeyi ve insanlarını elimden geldiğince, her yönleriyle tanımaya çalıştım.

Bir frenk sözü vardır,İlk izlenimler en doğrularıdırdiye. 1979 yılındaki üç aylık gezimin son yazısı şöyle bitiyordu:

ABD bayrağının elli yıldızı var, hepsi de birbiriyle eşit, Amerikan yaşamının da, elli değişik yüzü var, hepsi de birbiri kadar gerçek ve geçerli…

Daha sonraki gezilerimde de bu görüşümde çok fazla değişiklik olmadı. ABD kadar ilk bakışta her yönü ve insanları birbirine benzer gibi görünen ama biraz daha dikkatle bakınca, büyük çelişkiler barındıran bir ülke görmek, gerçekten güç. Ama bu çelişkili yönlerden birine ağırlık verip, öbürlerini görmezden gelmek çok yanıltıcı olacaktır.

Amerikan başkanlık seçimlerini izlediğimiz 2008 yılında doğrusu, Irakın gaddar işgalcisi ABD hakkında çok olumlu şeyler düşünmek ve yazmak oldukça zor. Hatta diyebiliriz ki, bugün dünyamızın karşı karşıya bulunduğu önemli sorunların, küresel ısınma da dahil, hiç de küçümsenmeyecek bir bölümü ABDden kaynaklanıyor.

***

İnsan türünün geleceğini de tehdit eden çarpık küreselleşmenin kalesi emperyalist ABD için ileri sürülebilecek eleştirilerin büyük çoğunluğuna katılmamak mümkün değil.

Ama bütün bunları ileri sürüp tartışırken, Demokratların başkan adayı olması kesinleşmiş Barack Obamanın durumunu da göz ardı etmemek gerek.

Barack Obama, Beyaz Saraya ulaşabilir mi, ABD Kenya kökenli bir zenciyi başkan seçecek aşamaya geldi mi, bu kişi seçilirse, Washingtonın politikalarında ve dünyaya bakışında, hepimize rahat nefes aldırabilecek bir değişiklik olabilir mi?

Bu soruları burada ele alacak değilim, yalnızca bunların yanıtları konusunda fazla iyimser olmadığımı söylemekle yetineyim.

Hele hele koskoca emperyal bir mekanizma olan ABDnin politikalarında kişiler yüzünden köklü değişiklikler oluşacağını düşünmenin yanıltıcı olduğu kesin. Zaten, konunun bu türlü politik yanları değil beni ilgilendiren.

Ama Obamanın Demokrat Parti başkan adaylığını kazanmasının, şöyle bir geriye doğru dönüp baktığımızda hiç de küçümsenecek bir olay olmadığını, o toplumun hâlâ değişime ne kadar açık olduğunu söyleyebiliriz.

Değişime açık olmak, gelişmenin ve varlığını sürdürmenin en önde gelen öğesi.

***

Çok değil, yarım yüzyıl öncesine 1950li yılların ikinci yarılarına doğru gidelim.

ABDde zenci beyaz ayırımı bütün şiddetiyle sürmekteydi. Altmışlı yılların başlarında ABDde bulunan Haluk Şahinin de belirttiği gibi, kimi yerlerde, restoranların kapılarında Köpekler ve zenciler giremezibaresi hâlâ asılı duruyordu. Kimi yerlerde, otobüslerde, beyazlar önde zenciler arkada, sinemalarda beyazlar perdede, zenciler balkonda oturuyorlardı.

1963’te öldürülen Kennedynin iktidar döneminde, zencilerin üniversiteye federal polislerin himayesinde girdikleri görüntüler daha elli yıllık bile değil. Bugün Barack Obamaya bakarken, bu toplumun bu alanda elli yılda aldığı mesafenin büyüklüğünü görmemek mümkün değil.

Bütün bunları söylemekten amacım, ne Amerikan politikasını irdelemek, ne de hâlâ çok şanslı görmediğim Obamanın şansı hakkında tahmin yürütmek.

Amacım olaylara bakarken birçok yönünü birden görmek, kimileri öne çıkarırken, kimilerini de görmezden gelme yanlışına düşmemek.

Bu tür bir bakışa çok ihtiyacımız var, hele hele son zamanlarda…

Amerikan politikasını ve onun simgesi olduğu dünya görüşünü sevmiyorum. Ama yine de, o toplumdan alacağımız dersler olduğunu bir kez daha görüyorum.

asirmen@cumhuriyet.com.tr

Ali Sirmen

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS