İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Server Tanilli - Prof. Aydın Aybay 80 Yaşında…

Haziran 06, 2008 - CUMHURİYET, SERVER TANİLLİ

1953’te bir sonbahar günüydü. Cumhuriyet’te bir ilandan, İstanbul Hukuk Fakültesi’ne birkaç medeni hukuk asistanı alınacağını öğrenmiş, dilekçemi vermeye gidiyordum. İstanbul Üniversitesi’nin, -Beyazıt Meydanına açılan- görkemli kapısından girerken, baktım Aydın Aybay.
O da aynı arzuda…
İkimiz de, elimizde diplomalarımız, içimiz umutlarla dolu, uzun bahçeyi geçip dev binanın üst katında fakülte kalemine girdik ve dilekçelerimizi verdik. Kısa bir süre sonra dil sınavından geçtik, ikimiz de akademik kariyere girmiş olduk ve Mukayaseli Hukuk Enstitüsü’nde bir odaya yerleştik.
İstanbul Hukuk Fakültesi ünlü kişilerin ve onların kürsülerinin ocağıydı.
Bahtımıza Prof. Kemalettin Birsen düşmüştü.
Ne var ki, enstitüde bir asistan vardı ki, ünü bütün fakültede yaygındı: İsmet Sungurbey! Onunla hemen kaynaştık ve rahle-i tedrisine oturduk: İsmet Hoca’nın dilinde bir başka medeni hukuk canlanıyordu. Ondan çok şey öğrendik, ki anlatılması ayrı bir konudur…
Nur içinde yatsın!..
Daha sonra kürsülerimiz değişti; ben, pek sevmemiş olacağım ki medenî hukuku da bırakıp anayasa hukuku dalında karar kıldım. Aydın Aybay ise, alanında çok başarılı çalışmalar yaptı, fakültede doçent, arkasından profesör oldu ve Türkiye’nin mümtaz hukukçularından biri olarak tanındı ve arandı. İstanbul Hukuk Fakültesi’nden emekli olduktan sonra da, yıllardır, Maltepe Üniversitesi’nde öğrencilerine -durmadan, yorulmadan- ilminin balını tattırır durur…
Bir yandan da, gazetemizde, okurların aradığı bir kalemdir: Yurdumuzun sorunlarına, hukuk, tarih, felsefe ve siyaset ayırmadan eğilip çarpıcı yanıtlar verir.
Konuşmalarından eksik etmediği nükteyi yazılarına da katarak…
Ve Prof. Aydın Aybay, iki günden beri de 80 yaşındadır…
*
Batı dünyasında, dinle devleti birbirinden ayırma yolunda Fransa’nın açtığı çığıra, 20. yüzyılın başlarında Türkiye de katıldı. Gerçekten, 1923 Devrimi’ni yapanlar, bağımsızlığın yanı sıra, devleti laik ve demokratik Cumhuriyet ilkesine göre yeniden kurdular; bunu yaparken, kültüre ve topluma da yeni bir içerik kazandırdılar.
Niçin bu yenilik, bu farklılık”?
Prof. Aydın Aybay’ın Şeriatı Hukuka Sokma Çabaları adlı yazısı (Cumhuriyet, 13 Kasım 1999) okunmadan anlaşılmaz.
Profesörün belirttiği gibi, 1923 Devrimi’ni yapanlar, Batı dünyasında olup biteni biliyorlardı; ama toplumumuzda dinsel-dünyasal kurallar ikiliği de sürüyordu ve buna son vermek gerekiyordu.
Özetle, yaşam laikliği dayatıyordu.
Egemenlik kuramımilli egemenlik diye adlandırıldığında, laik düzenin temeli atılır: Laiklik temelinde ğretim birliği”, “yargı ve hukuk birliği kurulur.
Ne var ki, olan, sıradan bir laiklik değildir.
Kurulan Cumhuriyetin bir hedefi vardı: “Çağdaş uygarlığa ulaşmak”!
Laiklik, yalnız devleti değil, bireyi ve toplumu da yeniden biçimlendirme görevini yüklenince, ister istemez radikal ve militan bir renge bürünür; toplum, bir kültür devrimini yaşar.
Bunun örnekleri görülür; ne var ki, 1950lerden başlayarak ihanete uğrar.
Bugün yaşadığımız, işte bu ihanetin sonuçlarıdır.
Ne var ki, bu ihanet değil, laiklik suçlanıyor.
Ve Batı‘dan kimileri, aydın kisvesiyle geliyor, bu suçlamaya katılıyorlar. Şunun farkında değillerdir: Türkiye bir İslamlaştırma baskısı altındadır. Ancak, laikliğin geçerli olmadığı bir İslam toplumunda demokrasi rafta kalır; laik eğitimin bulunmadığı bir eğitim düzeninde de inanç özgürlüğü yoktur.
Çağımızın hatırlatmalarıdır bunlar!
Mustafa Kemal‘in -6 Mart 1922 tarihinde- yaptığı bir seslenmesini de hatırlatmanın yeridir: … Hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatlarıyla, yabancıların planlarıyla yükselebilsin?”
Ey herif-i na-şerif anlıyor musun?

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS