Sebahattin İSMAİL - Bakoyanni’nin “Kıbrıslıca çözüm”ü, Türkiye’yi Kıbrıs’tan dışlamayı amaçlayan bir tuzaktır (2)
Haziran 06, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
Dünkü yazımda giderek, Türkiye’yi müzakere sürecinden ve Kıbrıs’tan dışlamaya yönelik art niyetli ve düşmanca bir kampanyaya dönüşen “Kıbrıslıca Çözüm” stratejisini değerlendirmiş veTürkiye-Yunanistan, KKTC ve Güney Kıbrıs‘ta bu yönde yapılan tek merkezli açıklamalardan örnekler vermiştim…Konuyu değerlendirmeye bugün de devam ediyorum…
EN ESKİ RUM TEZİ
- “Kıbrıslıca Çözüm!..”
İlk anda kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi?
Oysa bu, aslında en eski Rum tezidir…
“Kıbrıslıca Çözüm”, en sağdan en sola kadar tüm Rum partilerinin ve kilisenin sloganı olan Kıbrıs Kıbrıslılarındır” sloganının değiştirilmiş şeklidir…
- Buna göre, Kıbrıs’ta Rum, Türk, Maronit, Latin ve Ermenilerden oluşan bir TEK KIBRISLI HALK vardır…Başta Türkiye olmak üzere emperyalist dış güçler bu Halkı bölmüştür. Dış güçler karışmazsa bu KIBRISLI HALK kendi sorununu çözer, yeniden birleşir. Kıbrıs Kıbrıslılarındır, Garanti ve İttifak Anlaşmaları ile Kıbrıs’ta Türk askeri ve TC kökenli nüfus bulunmasına gerek yoktur…
Görüldüğü gibi, Almanya‘da Almanya Almanlarındır” diyen yabancı düşmanı ırkçı-faşist Neo Nazilerin sloganı, Kıbrıs’ta dış güçlerin güdümündeki sözde solcular tarafından, sözümona barışçılık, ilericilik, solculuk” adına, Kıbrıs Türk Halkını Türkiye’den koparmak, TC kökenli kardeşlerimizi adadan çıkarmak ve Kıbrıslı Türkleri %80′i Rumlardan oluşanKıbrıslı Milleti” içinde etkisiz bir etnik gurup yapmak için kullanılmaktadır…
“Kıbrıslıca Çözüm” işte bu hedefe yöneliktir…
- “Kıbrıs’ta tek Halk vardır, tek bir Kıbrıslı kimliği ve tek bir Kıbrıs vatandaşlığı vardır, Kıbrıs Kıbrıslılarındır, çözüm Kıbrıslılar tarafından bulunacak Kıbrıslıca bir çözüm olmalıdır, Türkiye’nin garantisine gerek yoktur, Ana’lar ve Dadı’lardan kurtulmalıyız vb.” söylemler hep aynı zihniyetin ürünüdür ve birbirinin devamıdır, birbiri ile doğrudan bağlantılıdır…
Nitekim Talat da 23 Mayıs 2008′de Hristofyas’la belirlediği ortak vizyonda, BM Güvenlik Konseyi kararlarında öngörüldüğü gibi, “tek Halka, tek egemenliğe, tek kimliğe, tek vatandaşlığa, tek temsiliyete dayanan iki bölgeli-iki toplumlu federasyon”u çözüm olarak kabul etmiştir…Yani, 40 yıldır reddettiğimiz ve bir emrivakiyle kabul ettiği BM Güvenlik Konseyi kararlarının da öngördüğü gibi, Rumlarla TEK DEVLET ALTINDA TEK HALK OLMAYI, BİR BAŞKA DEYİŞLE %80 RUM ÇOĞUNLUĞUN EGEMENLİĞİNE GİRMEYİ KABUL ETMİŞTİR…
AMAÇ TÜRK HALKINI TÜRKİYE’DEN KOPARMAK
Bütün amaç, “Kıbrıslıca Çözüm” adı altında Türkiye’yi müzakere sürecinden, çözümden ve Kıbrıs’tan dışlamaktır…
Böylece, Hristofyas ile Talat’ın, geçmişte kendi başkanlıkları altındaki AKEL ve CTP’nin imzaladığı 10 protokol çerçevesinde yoldaşça Kıbrıs sorununu sözümona “çözmeleridir”…
AKEL-CTP anlaşmasını, Yoldaş imzaları ile “Kıbrıslıca Çözüm” olarak empoze etmektir…
Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü yok etmek veya bunu yapamazlarsa ilk aşamada sulandırmaktır…
Garantör Yunanistan’ın geçtiğimiz haftalarda yaptığı resmi bir açıklama ile, Hristofyas’a tam destek vererek Garanti Anlaşmasına gerek yoktur, iptal edilmelidir” demesi, AB ile özel anlaşma yaparak üslerini garantiye alan İngiltere‘nin, buna sessiz kalması, hep bu bütünlük içinde değerlendirilmelidir…
Talat’ın, bağımsız-egemen KKTC‘nin sonsuza dek yaşamasını ve olası bir anlaşmanın iki eşit-egemen kurucu devletinden biri olmasını, Türkiye’nin meşru hak ve çıkarlarını ve ada üzerindeki Türk-Yunan dengesinin korunmasını savunan ulusal güçleri müzakere sürecinden dışlamasının nedeni de bu hedefe engelsiz yürüme isteğidir…
KKTC‘yi tasfiye ederek “iki toplumlu-iki bölgeli federasyon” kurulmasını öngören 8 Temmuz Anlaşması adlı safsatayı, bunun ardından 21 Mart mutabakatını ve son olarak 23 Mayıs’ta Hristofyas’la belirlediği ve 40 yıldır reddettiğimiz gıyabımızda alınan Rum yanlısı tüm BM Güvenlik Konseyi kararlarını kabul ettiği ortak vizyonu, Türkiye ve Kıbrıs Türk halkına bir emrivakiyle dayatmasının nedeni de budur…
Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, Talat’ın 8 Temmuz anlaşması ile yaptığı emrivakiye Türkiye karşı çıkmıştır…
Aynı şekilde 23 Mayıs’ta yaptığı emrivakiyle Türk milli çıkarlarına ve ulusal Kıbrıs davasına büyük darbe vurduğu için, yayınlanan ortak açıklamaya Türkiye destek vermemiştir…Bilindiği gibi MGK kararlarına da tümüyle ters olan 23 Mayıs Mutabakatı konusunda açıklama yapan Türkiye Dışişleri Bakanlığı, “Talat-Hristofyas Ortak Vizyonuna destek vermek yerine, MGK bildirisinde yer alan Türkiye-KKTC milli vizyonu olan iki halka-iki devlete ve adanın gerçeklerine dayanan adil ve kalıcı bir çözüm”e destek vermiştir…
TÜRKİYE’YE “GİT” DİYECEKLER
Türkiye’nin 1960 Anlaşmaları ile Kıbrıs üzerinde elde ettiği meşru hak ve çıkarları vardır…Lozan‘da tesis edilen ve 1960′da Kıbrıs’a da yansıtılan Türk-Yunan dengesinin korunması için Garanti Anlaşmasının devamı şarttır ve asla pazarlık konusu bile değildir…
Rum-Yunan ikilisi ve dış güçler işte “KIBRISLICA ÇÖZÜM” kurnazlığını bunun için bulmuşlardır…Neticede Türkiye’ye Kıbrıslılar anlaştı, sana ne oluyor, askerini al ve git” demeye hazırlanmaktadırlar…Hristofyas’ın dediği gibi, yeter ki Talat, müzakere sürecinde Türkiye’den bağımsız hareket etsin ve cesaret gösterip bir emrivakiyle o son imzayı atarak “KIBRISLICA ÇÖZÜM”ü yaratsın…
BM Güvenlik Konseyi’nin, ABD, Fransa, Almanya, Rusya, Çin, İngiltere ve AB’ın, Talat’ın arkasında durarak Türkiye’ye bu “KIBRISLICA ÇÖZÜMÜ” kabul ettirmeleri kolay olacaktır…
AKP hükümetinin teslimiyetçiliği ve Kıbrıs davasını bir kambur görerek bir an önce bu kamburdan kurtulmak istemesi, bu cüretkar oyunlarında onları cesaretlendirmektedir…
Yarınki yazımda “KIBRISLICA ÇÖZÜM” oyunu üzerinde durmaya devam edecek ve bu oyunun nasıl bozulabileceği konusundaki görüşlerimi ortaya koyacağım…


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.