Öztin Akgüç - Sanaldan Reele
Haziran 06, 2008 - CUMHURİYET, ÖZTİN AKGÜÇ
Mali piyasalarda yaşananlar sanal; su kirliliği, enerji yetersizliği, gıda maddeleri üretiminde azalış, her alanda yaygın yoksulluk ise gerçek. Yıllarca ekonomik analiz olarak, ağırlıklı bir şekilde kur, faiz, hisse senetleri fiyatları üzerinde duruldu, tathminlerde bulunuldu, bazen açık bazen sanal bir şekilde birikim sahiplerine aşılamalar, telkinler yapıldı. Ekonomik programlarda, bilgilendirmede, iç tasarruflardan, yatırımların dağılımından, projelerden pek söz edilmedi. Ağırlıklı konular, çoğunlukla döviz, faiz, kur, banka kârları, şirket kârları oldu. Belki kendi açılarından haklı idiler. Gelirin, servetin çok büyük bir bölümü azınlığın elinde olduğuna göre, hizmet onlara sunulmalı, onların çıkarları korunmalıydı. Açlıkla, hastalıkla boğuşan, günde 1-2 dolar gelirle yaşamaya çalışanların, reklam vererek, para ile adam tutup TV kanallarında koşuşturacak, basında yazı yazdırtacak güçleri yoktu.
Mali piyasalarda kâr sanaldı, bir aktarma, katma değeri olmayan ya da çok sınırlı bir transferdi.
Çoğu büyük işletmenin açıkladığı muhasebe kârları da sanaldı, gerçek ekonomik kârlılığı yansıtmıyordu. Yarattıkları çevre sorunlarının, su, hava, toprak kirliliğinin, üretim kaybının faturasını toplum ödüyor, maliyeti geniş kesimlere yayılıyor; kârı ise şirketlerin bilançolarında gösteriliyordu.
Çevreden, çevrecilikten, doğal kaynakların korunmasından söz edilirken, öte yandan yağmur ormanları kesiliyor, yeşil alan bırakılmıyor, toprak ve hava kirletiliyordu. Bir yandan tarım üretimi engellenirken, öte yandan kirliliğin maliyetini azaltıcı yatırımların yükü geniş kitlelere yükleniyordu. Hava kirliliğini ve ısınmayı bir ölçüde azaltacak, Kyoto Anlaşması, ABD başta olmak üzere birçok ülke tarafından uygulamak bir yana, imzalanmıyordu bile… Özetle, kârlar, ekonomik açıdan sanal; su kirliliği, hava kirliliği, kuraklık, çevre sorunları ise gerçekti. Yaşam kalitesi denirken, su, hava ve toprağın temizliği, doğal güzellikler de buna dahildir. Yaşam kalitesine, temizlik, doğal güzellik, sağlıklı olmak katıldığında, ekonomik büyüme de bir yerde sanal kalmaktadır. Yaşam kalitesini düşüren bir büyüme, en azından çelişkidir. Gelişmelerin reel yönü göz ardı edildiğinde, sanal başarı ile reel başarısızlık çelişkisi yaşanmaktadır.
Ekonomik durumu iyiye gidiyor gibi gösterebilmek ya da ekonomide durgunluk yok değerlemesi yapabilmek için, sanal başarı ölçüleri ortaya konuluyor. Örneğin düşük bir büyüme hızı, yüksek bir dış ticaret açığı, yüksek bir fiyat artışı, yüksek bir işsizlik oranı, düşük bir iş hacmi gibi beklentiler açıklanıyor. Alınan sonuçlar önceki dönemlere göre kötü, olumsuz olsa da “Rakamlar beklentilerden iyi geldi” deyip, özür dilerim, mali piyasalara gaz vermeye çalışılıyor. Böylece geniş kitlelerde kriz yok izlenimi yaratılıyor.
Bu sanal başarı konusunda tartışılacak bir konu da, düşük de olsa ekonomide büyüme, ekonominin bunalıma girmediğini gösterir mi? Günümüzde ABD ekonomisi için bu tür yorumlar yapılıyor. Büyüme hızı geçmiş dönemlerden daha düşük olsa da, “Beklentilerden daha iyi, yavaş da olsa ekonomi büyüyor” değerlendirmesi ile ABD ekonomisinin krize girmediği savunuluyor.
Sadece ekonominin büyüme hızına bakarak, “ekonomi yavaş da olsa büyüyor, kriz yoktur” değerlendirmesi eksik, bazen de yanlış bir değerlendirmedir. Büyüme nereden, hangi sektörlerden kaynaklanıyor? İşsizlik oranı yükseliyor mu? Gelir dağılımı dengeli hale geliyor mu? Eğer büyüme, tarım, imalat sanayii, enerji, madencilik gibi üretken, ileri etkileri yüksek alt sektörlerden kaynaklanmıyorsa; gelir dağılımı daha da bozuluyor ve işsizlik oranı yükseliyorsa, ekonominin yavaş da olsa büyümesi, kriz olmadığının kanıtı olamaz.
Mali piyasalarda kâr sanal; şirketlerde muhasebe kârları aldatıcı, susuzluk, su kirliliği, enerji yetersizliği ve kalitesizliği, kuraklık, yoksulluk, açlık ise gerçektir. Sanal başarılar, ne yazık ki gerçekleri değiştirmiyor.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.