Taylan Sorgun - “Değişim Ve Dönüşüm”- Hasan Cemal Ve Dönüşüm- İkinciciler- Tarihsel Geçmişe Bakmadan Konuşmak…
Haziran 05, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN
“Değişim ve dönüşüm” devam etmektedir. Enflasyonda da “dönüşüm” başlamış, rakamlar çift haneye çıkmıştır. Özellikle gıda fiyatlarındaki artış “dar gelirler” için yeni bir “dönüşüm” sorunudur. Çünkü, bütçeler “daha geriye dönüşmüş”tür. Tabii “Tarım ürünleri, Türk milli tarımı, yabancı tarım ürünleri ithalatı karşısında “üretimsizlikten geriye dönüşür ise” olacağı buydu.
1- KILIF ARAMAK…
Dün piyasa haberleri, enflasyon haberleri verilirken bir de bakılmıştır ki, “gıda enflasyonuna kılıflar” aranmaktadır. Neymiş, “kuraklık da etki yapmışmış”. Kimi kandıracaksınız? Köylü tarlasını doğru dürüst ekebildi mi ki, tarım girdilerini doğru dürüst alabildi mi ki? Giderek zamamlanan “tarım girdileri” giderek “dönüşümde olan tarıma destek” ortadan kalkar da göstermelik destek olursa işte olacağı da budur. “Dönüşülsün” bakalım. “Değişilsin” bakalım.
2- BAHÇELİ VE İNANÇ…
MHP Lideri Devlet Bahçeli, geçtiğimiz günlerde partisinin grubunda yaptığı konuşmada “Korku iktidarından” söz etmişti. Salı günkü grup konuşmasında siyasi iktidarın dini inançları istismar ettiğini söylemiştir. Onun yanında bir başka dönüşümden söz etmiştir. MHP Lideri Bahçeli siyasi iktidarın “çok dilliliğe” dayalı Kürtçe ve başka dillerde yayını serbest bırakması siyasetini değerlendirirken, “Bu tavır, önce devlet adım atsın diyen PKK’nın dağ kadrosuna Başbakan tarafından yapılmış siyasi bir jesttir” görüşünü ortaya koymuştur.
3- O DA “DÖNÜŞÜM”…
İşta bu da siyasi iktidarın “Değişim ve dönüşüm” siyaseti dahiliyetinde olsa gerektir. Tabii, bu tarihsel hata da, yeni bir “Dönüşüm ve değişim” olarak Türkiye’nin karşısına çıkmaktadır. İki değişim ve dönüşüm: 1- Milletin kutsal din duygularının siyaseten istismarı, 2- Çok dillilik dönüşümü. Bakalım başka ne gibi “değişim ve dönüşümler” gelecektir.
4- DİNLEME DÖNÜŞÜMÜ…
Dinleme. Tartışmalar sürmektedir. CHP Lideri Baykal partisi grubunda yaptığı konuşmada önemli bir iddia ortaya koymuştur. Baykal, dinleme olayları ile ilgili olarak, “Başbakan’a bağlı yeni bir dinleme düzeni ve burada çok özel bir cemaat kadrolaşması oluşturularak 70 milyon izlemeye alındı, her türlü şantaja açık bilgiler birilerinin elinde” iddiasını ileriye sürmüştür. Devlet, kanunlar çerçevesinde “belli şartlarda” dinleme yapabilir. Buna da kimsenin itirazı yoktur. Ama, Baykal’ın iddiası “dinleme de dönüşüm”ü ortaya koymaktadır.
5- CEMAL DÖNÜŞÜMÜ…
Meslekdaşımız Hasan Cemal, Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde, “Dini özgürlüklerle ilgili sorunlar var” başlıklı yazısında, Avrupa Parlamentosu’ndaki Türkiye’yi şikayet eden konuşması nedeniyle Dışişleri Bakanı Babacan’a arka çıkmaktadır. Eh bu da bir “dönüşümdür” denilebilecektir. Meslekdaşımız Hasan Cemal bunun yanında “Cemaatle ve tarikatların” sorun yaşadığından da söz etmektedir. Bugünlerde öne çıkan cemaat “Gülen” cemaatidir. 6- CEMAL PAŞA VE…
Hasan Cemal’in dedesi Cemal Paşa ile Babam ve Amcam aynı dönemin insanlarıdır. 1908 öncesi aynı “Cemiyete yeminli olarak” katılmışlardır. Bayar, İnönü, Atatürk, Rauf Bey, Ali Fuat Paşa, Rafet Paşa, Yusuf Akçura, Şükrü Saraçoğlu, ve daha birçok önemli isim, Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nin önde gelen kadroları, Cumhuriyet döneminin önde gelen isimleri, Hasan Tahsin, Mustafa Necati Bey gibi isimler o Cemiyet içinde bulunmuşlardır. Tabii Talat Paşa Enver Paşa da. (Bak: Taylan Sorgun. İttihat ve Terakki. Devlet Kavgası. Kum Saati Yayınları) 7- 31 MART VE CEMAL…
Hasan Cemal meslekdaşımız, “Tarikatların” sorunları olduğundan söz etmekte ve bunu eleştirmektedir. Ama, 31 Mart 1909′daki zamanın Nakşibendi tarikatının önde gelen ismi Derviş Vahdeti ayaklandırılmasına acaba ne demektedir? Arkasında İngiliz istihbaratı olan o ayaklandırma İstanbul ve Anadolu’da kan dökmüştü “Mektepli subaylar Galata köprüsü üzerinde linç edilmişlerdi.” O ayaklanmayı bastıranlar Hareket Ordusu içinde Hasan Cemal’in dedesi Cemal Paşa da vardı. (Bak, Taylan Sorgun: İttihat ve Terakki. Devlet Kavgası)
8- ŞEYH SAİT DÖNÜŞÜMÜ…
Hasan Cemal tarikatların sorunu olduğundan söz etmektedir. Tekke ve zavilerin kapatılmış olmasını eleştirmektedir. Ama peki, Musul Meselesi zamanın Cemat-i Akvam’ında yani bugünkü BM’de görüşülürken zamanın Nakşibendi Tarikatı’nın önde gelen ismi Seyyit Abdülkadir’e bağlı Şeyh Sait ayaklandırmasına ne demelidir?
9- PEKİ YA MENEMEN… 23 Aralık 1930 günü İzmir’in Menemen ilçesinde ortaya çıkarılan ve genç subay Kubilay’ın başının kesilerek şehid edilmesi yaşanılan ayaklandırmaya ne demelidir? O ayaklandırmanın zamanın Nakşibendi tarikatınca düzenlendiği belgelerle tesbit edilmiştir. (Ayaklandırmanın tarihi ve zabıtı için, bak, Taylan Sorgun: İmparatorluktan Cumhuriyete. Kum Saati Yayınları)
10- SOSYAL YAPI…
Sosyal yapı ayrıdır, kimi tarikatlaşmalar ayrıdır. Ama meslekdaşımız Hasan Cemal şimdi sanki geçmiş olaylar yokmuş gibi bir dönüşüm yapmakta ve Cumhuriyet’in hataları olduğunu söylemektedir. Daha doğrusu Cumhuriyet’i eleştirmektedir. Eh hadi buna da “dönüşüm” mü desek acaba? “Milletin kutsal din duygularını istismar ederek” ortaya çıkarılan kimi tarikatların milletin kutsal din duygularını istismar ederek nasıl bir yaşam içinde olduklarına iyi bakmak gerekmiyor mu? Aslında kimsenin ibadetine kimsenin karıştığı yoktur. Ama, kimi tarikatlar milletin kutsal din duygularını kendi cendereleri altına alarak onun üzerine “taht kurmak” sevdasındadırlar. işte cumhuriyet’in temel kavramları buna karşıdır. 11- ŞEYH SAİT VE PKK…
Zamanın Nakşibendi tarikatının başındaki isimlerden Şeyh Sait ayaklandırması öncesinde İngiliz istihbaratı Şeyh Sait’e Güneydoğu Anadolu coğrafyamızda “Emaret” kurulmasına yardım edecekleri vaadinde bulunmuşlar, 250 bin altın da pazarlık edilmişti. Emaret’in yani “Devletçik bölgesinin” Akdeniz’e açılacak kapısı da olacaktı ki o kapı da İskenderun Limanı idi. İngiltere o tarihte bir de “Şark Masası” kurmuştu. İngiliz İstihbarat Servisi’ne bağlıydı. Şimdi dönelim emperyalizmin tetikçisi PKK ya. PKK ne istemektedir? Şeyh Sait haritası peşindedir. 12- EMPERYALİZM VE OYUN…
Emperyalizm, dünden bugüne 1- Milletin dini duygularını istismar ederek kendi istediği sonuçlara varmak istemiştir. 2- Etnik siyaseti istismar ederek, kullanarak istediği sonuçlara varmak istemiştir. Peki şimdi, 1- Washington’un uyduruk Ilımlı İslam Siyaseti, 2- Brüksel’in Tetikçi terör ve tetikçi terörün ortaya çıkarılmasının ardından icad iettiği “Kürt sorunu” nedir? 13- İKİNCİCİLER…
İkinciciler, “İkinci Cumhuriyetçi” kimileri de “dönüşümcüdür”ler. Akılları sıra “Cumhuriyet’i kendi maksatlarına matlup dönüştüreceklerdir.” Eh zamanın emperyalizmi de “İkinci Şark Meselesi” dahiliyetinde aynı siyasetin peşindedirler. Milli devlet, üniter yapı, ulus devlet esası üzerinde kendi maksatlarına matlup dönüşüp durmaktadırlar. CUMHURİYET VE “DÖNÜŞTÜRME”…
Ne diyelim ki? Cumhuriyet’in temel kavramları kimilerince “Dönüştürülmek” istenilmektedir. Tetikçi terörün arkasından icad edilen “Kürt sorunu” ile etnisite siyaseti peş peşe gelmekte, ulus devlet, milli devlet, üniter yapı dönüştürülmek istenilmektedir. Kimileri, kimi ikinciciler ise zaten “dönüşmüşler”dir. Amma, velakin son tahlilde acaba güçleri yetecek midir? Sanki geçmişin, emperyalizmin “İkinci Şark Meselesi” zamanındaki Türkiye üzerindeki siyasetinin tarihsel hata ve yanılgıları ile mirasçısı gibi olmuşlardır. Ama tarihsel yanılgıları kendi yanılgılarıdır.


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.