SABAHATTİN İSMAİL - Talat′ın ne söylediği değil, 23 Mayıs′ta Hristofyas′la yaptığı mutabakat önemlidir
Haziran 04, 2008 - SEBAHATTİN İSMAİL, İLK KURŞUN
| Mehmetali Talat′ın, aynı ideolojiyi paylaştığı ve “BM kararlarında öngörülen iki bölgeli-iki toplumlu federasyonu” gerçekleştirmeyi öngören 10 protokol imzaladığı yoldaşı Hristofyas′la belirlediği “Ortak Vizyon”u, 23 Mayıs′tan bu yana her gün eleştiriyoruz… Sadece ben değil, tüm yazarlarımız, UBP, KKTC′ye sahip çıkan tüm örgütler bu ortak vizyonu yerden yere vuruyor… Türkiye Dışişleri Bakanlığı′nın en değerli Kıbrıs uzmanlarından Kıbrıs işlerinden de sorumlu eski müsteşar yardımcısı Tugay Uluçevik′in bir paragraflık Talat-Hristofyas Ortak Vizyonu konusunda yazdığı 20 sayfalık çok önemli inceleme de, yaptığımız eleştirilerin ne denli yerinde olduğunu kanıtladı…Sadece bunu değil, Talat′ın ulusal Kıbrıs davasına vurduğu büyük darbeyi de tartışma kaldırmaz şekilde gözler önüne serdi… YA GAFLET, YA İHANET Şu ana kadar ne Talat′tan, ne şakşakçısı besleme medyadan, yaptığımız eleştirilerin yanlış olduğunu iddia edecek tek satırlık karşı görüş ortaya konamadı… Ne yandaşları ne de Talat, söz konusu Ortak Vizyonda, 40 yıldır reddettiğimiz, KKTC′yi yasadışı ilan eden, Rum devletini, tüm adanın tek meşru devleti kabul eden, tüm Rum tezlerini savunan, gıyabımızda alınmış tek yanlı BM Güvenlik Konseyi kararlarını niye kabul ettiğini, bunun ne anlama geldiğini, “iki egemen kurucu devletin oluşturacağı yeni bir ortaklık devleti” tezinden niye vazgeçtiğini, MGK kararını niye çiğnediğini, Rum işgalindeki “Kıbrıs Cumhuriyeti” adlı yasadışı devletin devamını niye kabul ettiğini izah etmedi, edemedi… Bu anlamda Talat, eğer bilinçsiz olarak, ne içerdiğini bilmeden ve ne anlama geldiğini düşünmeden BM Güvenlik Konseyi kararlarını kabul etmişse, büyük bir gaflet yapmış demektir ve derhal istifa etmelidir… Yok eğer, bu kararların ne anlama geldiğini, bağımsız-egemen KKTC′yi ortadan kaldırdığını bile bile, MGK kararlarına ters olduğunun farkında olarak BM Güvenlik Konseyi kararlarına atıfta bulunmuşsa, bulunduğu makamı istismar ederek Kıbrıs Türk Halkına, Türk Ulusuna, Kıbrıs milli davasına ihanet etmiş demektir… O zaman da tarih onu acımasızca yargılayacaktır ve tarihe, “Halkını, devletini, bağımsızlığını, egemenliğini yok eden kişi” olarak geçecek ve Dünya tarihinde bu türden kişiler nasıl anılırsa, öyle anılacaktır… HRİSTOFYAS VE AKEL′İN AÇIKLAMALARI KARŞISINDA SUSUYOR Belli ki, gelen eleştiriler karşısında Talat′ın aklı karışmıştır…Ya da, yaptığı gafletin psikolojik baskısı altında, yalan-dolanla Halkımızı ve Ulusumuzu bir kez daha aldatmaya çalışmaktadır… Nitekim 23 Mayıs′ta, Hristofyas′la belirlediği ortak vizyona karşın, yaptığı bazı açıklamalarda hala “iki egemen kurucu devlete dayalı olacak ve bakir doğumla oluşacak olan yeni bir ortaklık devletini savunduğunu” iddia etmiştir… Gelen eleştiriler arttıkça Talat bu türden yalana dolana daha çok başvuracaktır…Ne ki, 23 Mayıs′ta Hristofyas′la kabul ettiği ortak vizyon ortadadır ve artık söylediklerinin hiçbir anlamı ve değeri yoktur, çünkü yaptığı mutabakat ve belirledikleri Ortak Vizyon ortadadır… Buna göre Talat, 40 yıldır reddettiğimiz tüm Rum hedeflerini içeren, bağımsız-egemen KKTC′nin ortadan kaldırılmasını ve Kıbrıs Cumhuriyeti adlı Rum devletinin Anayasasının değiştirilmesi suretiyle bu devlete yamalanmamızı, “Kıbrıs Cumhuriyeti” adlı Rum devletinin tek Halka ve iki topluma dayanmasını, tek egemenliği, tek kimliği, tek vatandaşlığı, tek temsiliyeti ve toprak bütünlüğünü öngören tüm BM kararlarını kabul etmiştir. Bu kararlarda ne yeni bir ortaklık devleti vardır, ne bakir doğum vardır, ne iki egemen Halka ve iki egemen devlete dayalı eşit ortaklık vardır, ne de KKTC vardır… Nitekim AKEL basın sözcüsü de dün gazetemizde yer alan açıklamasında ” Talat 23 Mayıs′a kadar iki devlete dayalı yeni bir ortaklık devletini ve bakir doğumu savunuyordu ama, 23 Mayıs′ta Hristofyas′la yaptığı görüşmeden sonra bunlardan vazgeçti, BM Güvenlik Konseyi kararlarının öngördüğü iki toplumlu-iki bölgeli federasyonu kabul etti” demiştir… Zaten kaç gündür gerek Hristofyas, gerekse sözcüsü Stefanu aynı yönde açıklamalar yapmakta ve “Rum Ulusal Konseyi′nde belirlenen milli hedeflerinden en ufak bir taviz vermediklerini” duyurmaktadırlar… Asıl ilginç olan ise Talat′ın onlara yanıt vermemesidir. Talat, eğer Hristofyas yalan söylüyorsa, anında ona şu yanıtı vermesi gerekirdi: - “Hayır, söyledikleriniz doğru değil, yalan konuşuyorsunuz…Ben böyle bir şey kabul etmedim, yaptığımız mutabakat bunları içermiyor, bu sizin kendi yorumunuz, beni bağlamıyor, ben o mutabakattan ” iki egemen Halka ve iki egemen devlete dayalı, bakir doğumla oluşacak yeni bir ortaklık devleti kurulmasını anlıyorum, Kıbrıs Cumhuriyeti′nin devamını ve bir anayasa değişikliği ile bu devlete yamalanmayı asla kabul etmeyeceğiz” … Talat bunları söylemediği ve onları yalanlamadığı için, AKEL′in, Rum yönetimi sözcüsü Stefanu′nun ve Hristofyas′ın açıklamalarının doğruluğunu kabul ediyor demektir… SÖYLEDİKLERİ DEĞİL; YAPTIKLARI ÖNEMLİ Oysa, AKEL basın sözcüsünün de dediği gibi, daha önce Talat, “iki Halka ve iki devlete dayalı yeni bir ortaklık devleti” hedefini sık sık tekrarlamaktaydı… Belki Talat, eleştiriler yoğunlaştıkça, Türkiye ve KKTC kamuoyunu aldatmak için zaman zaman bu türden konuşmaları, Hristofyas′a yanıt teşkil etmeyecek şekilde yine tekrarlayacaktır. Ne ki, artık asla inandırıcı olamayacaktır… Çünkü 23 Mayıs′ta belirledikleri ortak vizyondan sonra artık söylediklerinin hiçbir önemi kalmamıştır, okuduğumuzu anlıyoruz ve kabul ettiği BM Güvenlik Konseyi kararlarının içeriğini biliyoruz, bu nedenle bizim için geçerli olan 23 Mayıs′ta kabul ettikleridir… Orada ise büyük bir gaflet, Kıbrıs milli davasına büyük bir ihanet, yeminini çiğneme, anayasal yetkilerini paspas yapma, Meclisin yetkilerini gasbetme vardır… Bu nedenledir ki, artık ne söylerse söylesin tüm meşruiyetini kaybetmiştir ve KKTC′yi savunan Halkın Cumhurbaşkanı değildir, bu halkı ve iradesini kesinlikle temsil etmemektedir… Talat, bu nedenle istifa ederek, Halktan yetki ve yaptıkları için onay almak amacıyla erken bir seçime gitmelidir…Bunu yapmaması halinde Kıbrıs Türk Halkı′nın onu meşru Cumhurbaşkanı olarak tanımama ve yetkisiz olarak yoldaşı Hristofyas′la yaptığı uyduruk mutabakatı reddetme hakkına sahip olacaktır… |


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.