İlk Kurşun Logo

Bakan Mehmet Şimşek İstifa Etmelidir!

» www.istifaetsin.com

Hikmet Bila - ‘Kastelli Liberalizmi’

Haziran 04, 2008 - HİKMET BİLA

Banker Kastellinin (Abidin Cevher Özden) intiharı, sadece bir işadamının acı sonu anlamına gelmiyor. Bir zamanlar para denizinde yüzerken, kredi kartı borçlarını ödeyemez duruma düşüp ölümü seçen bir insanın öyküsü elbette ibretlik…

Ama başka ibretlik öyküler de var.

Vahap Munyarın dünkü Hürriyette aktardığı bir anısınıdan alıntı yapalım:

Oda dakika boş kalmıyor, sürekli birileri girip çıkıyor. Bu sırada Özden, bir yandan tıraş oluyor, diğer taraftan da önündeki kebabı yiyor.

Derken odaya bir genç kız girdi, ne söyleyeceğine karar veremeden sürekli kükreyen Banker Kastellinin önünde süklüm püklüm durdu.

- Sen ne istiyorsun?

- Şey, efendim, biz 1 milyon lira yatıracaktık.

- Gidin vezneye yatırın…

- Efendim, 1 milyon liramız hazırken annem hastalandı. 50 bin lirası onun hastane masrafına gitti. Paramız 950 bin lira diye şimdi vezneden kabul etmiyorlar.

- Evet, 1 milyon liradan az para kabul etmiyoruz.

- Ne olur izin verseniz de, 950 bin liramızı yatırsak.

- Git vezneye talimatımı söyle. 50 bin lirayı senin ilk faizin saysınlar, 950 bin lirayı yatır.

- Teşekkür ederim efendim.

***

Bu kısa diyalog çok şey anlatıyor. 1980lerle başlayan köşeyi dönmefuryası, elinde üç-beş kuruş biriken tasarruf sahiplerini bile, Banker Kastellinin ve diğer bankerlerin kapısında yalvarır hale getirmişti. Parasını katlamak isteyenler, mantar gibi türeyen, irili-ufaklı bankerlerin peşinden koşuyordu. Büro çaycılarının bile bankerliğe soyunduğu günlerde, evlerde, işyerlerinde, her yerde hangi bankerin daha çok kazandırdığı konuşuluyordu. İnsanlar, varını yoğunu satıp bankerlere yatırıyordu. Sadece Banker Kastelliye koşanların sayısı yarım milyondan fazlaydı ve Kastelliye yatırılan para 2.5 milyar dolardı.

***

Kastelli ve diğer bankerlere para yatırmak için yalvaranlar, daha sonra paralarının hiç olmazsa birazını geri alabilmek, umutlarını yitirdikleri zaman da banker bürolarını ateşe vermek için koştular. Çünkü sistem batmıştı. Bankerlerin bir kısmı tutuklandı, hapse girdi. Bir kısmı kaçtı, kayıplara karıştı. Parasını kaybeden birçok insan intihar etti, karı-kocalar, baba-oğullar, kardeşler, arkadaşlar, ortaklar birbirine düştü.

Batan, sadece bankerler ya da bankerlere kaptırılan paralar değildi.

O güne kadar, insana ilişkin, topluma ilişkin, insan ilişkilerine, aileye, sevgiye, saygıya, dayanışmaya, paylaşmaya ilişkin ne kadar değer varsa, çoğu batan paralarla birlikte aşağı çekildi.

Artık adam gibi kazanıp adam gibi yaşamakdeğil, kısa yoldan köşeyi dönmek, kısa yoldan köşeyi dönmek için, gerekiyorsa en yakınındakine bile kazık atmak (hatta gerekiyorsa dayak atmak) yükselen değer oluyordu.

Banker Kastelli, işte bu paldır küldür liberalizmin simgesiydi.

hikmet.bila@ntv.com.tr

Hikmet Bila

Cumhuriyet

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS