İlk Kurşun Logo

Önemli Duyuru

Gazetemiz 31. sayıdan sonraki sayıları İnternet üzerinden ücretsiz olarak yayımlayacaktır. 2009'dan itibaren basılı yayın durdurulacaktır. Bilgilerinize sunarız.

Aboneliklerle İlgili Duyuru

Gazetemiz abonelik sistemini de durdurmuştur. Bundan sonra yeni abone kabul etmeyecektir.

“Değişim ve Dönüşüm”- Haberleşme ve Mondros Zamanı- Belge- Washington- Brüksel “Dönüşümcülüğü” Ve Kadıköy… - Taylan Sorgun

Haziran 04, 2008 - Genel, TAYLAN SORGUN

TBMM’de bugün “telefon dinlenmesi tartışmaları” yapılacaktır. Aslında TBMM’de konuşulacak öyle çok mesele vardır ki, saymakla bitmez. Türkiye’nin içine düşürüldüğü şu hale bakınız: Ortaya “Barış Meclisi”nin pazar günü Kadıköy’de düzenlediği toplantı sırasında “Emperyalizmin tetikçisi terör başının” potterleri açılmış, Türk Bayrağı asan evler yuhalanmış, bir Türk Bayrağı gönderinden indirilmek istenmiştir. Bu tam bir kepazeliktir. 1- HABERLEŞME ÖNEMİ…

Devlet’in, 1- Milli Güvenlik, 2- Terör, 3- Kaçakçılık ve organize suçlarla ilgili olarak telefon dinlemeleri yasalara uygundur. Ancak, bunun dışındaki haberleşme dinlemeleri, bunlardan yararlanarak “siyasi” maksatlara da dayalı girişimler skandalın da ötesindedir. Ne var ki, zaten haberleşme “özelleştirme” siyaseti ile kısmen de olsa “yabancılaştırılmıştır.” Stratejik kuruluşların “Devlet kontrolünden çıkması”nın sayılamayacak kadar sorunlar yaratacağı da bilinmektedir.

2- MONDROS VE HABERLEŞME…

Şimdi dikkat, 30 Ekim 1918 günü, Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu Devleti ile, galip, Düvel-i Muazzama, yani zamanın emperyalist işgalci devletleri arasında yapılan “Mondros Teslimiyet Anlaşması”nın 12′inci maddesi “Telsiz, telgraf ve kabloların İtilaf Devletleri memurları tarafından murakabesi (kontrolü)nü getirmişti. Yani bir savaş sonundaki anlaşmalara bile girmiş bir meseledir.

3- “KOMİSERLER VE 16 MART”…

Bakınız, haberleşmenin önemi ile ilgili bir başka belge şudur: Mondros Teslimiyeti sonrasında İstanbul’un işgali başlamıştı. İşgalin genişlemesi 16 Mart 1920 günüdür. O sırada Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ni başlatmıştı. 16 Mart 1920 günü verilmiş bir muhtıra vardır. Zamanın Damat Ferit Hükümeti’ne verilen o muhtıra başlangıcı şöyledir: “…Fransa, Büyük Britanya ve İtalya Fevkalade Komiserleri…” 4- MUHTIRA VE B MADDESİ..

Söz konusu muhtıradaki “komiser” tabiri bugün de Avrupa Birliği’nin kullandığı tanımlama, tabiridir. Bakınız o muhtıranın 3′üncü Maddesi’nin B bendinde şöyle denilmeketedir: “Madde 3. Bend B: Posta, telgraf ve telefonlar kontrol altına alınmıştır. İmzalar: Fevkalade Komiserler, A. de France- J. de Robeck- Maissa.” Peki şimdi bir soru şudur: Haberleşme, telefon gibi stratejik nitelikteki kuruluşun özelleştirilerek yabancılaştırılması doğru mu olmuştur, yanlış mı? Ben belgeleri ortaya koydum. Karar sizindir. Ama, o özelleştirme sırasında önemli tartışmalar da taşanmıştı. Bu sütunda da ben bunun hatalı bir özelleştirme olduğunu savunmuştum. 5- KADIKÖY VE BAYRAK…

Şimdi gelelim Kadıköy’de pazar günü yapılan adı “Barış” olan ama aslında “Tahriklerle dolu” bir miting yapılmıştır. O miting sırasında neler olmuştur? 1- Emperyalizmin tetikçisi terör başının posterleri açılmıştır. Aynı gün bir Şehit, Türk Ordusu’nun bir şehidi daha Vatan topraklarına verilmiştir. 2- Evlerine Türk Bayrağı asanlar “yuhalanmıştır”, 3- Türk Bayrağı gönderinden indirilmek istenilmiştir. 4- Polislerin bir müdahalesine karşı, göstericilerden bir grup “Sabrımızı taşırıp bizi dağa çıkarmayın” gibi “maskara bir tehdit” savurmuştur. 5- Bir konuşmacı, “…Artık bir yol ayrımındayız. Ya insanca yaşamanın yolunu bulacağız ya da bu gemiyi beraber batıracağız…” demiştir.

6- GÜCÜNÜZ MÜ YETER…?

Bunlar galiba tarihi de bilmemektedirler emperyalizmin tetikçisi terörü ortaya çıkaran “yeni emperyalistler”in ağa babaları Düvel-i Muazzama bu Vatan topraklarında tarihsel dersini almıştı. Ama, işte şimdi geçmişteki o emperyalistlerin devamcıları “Yeni emperyalizm” o geçmişteki tarihsel yenilginin “Kuyruk acısından” bir türlü kurtulamamaktadır. Akılları sıra “Milli devlet-Üniter yapı esasını” bozacaklar, sonra da onun üzerine yeni siyasetlerine başlayacaklardır. 7- “BÖLÜCÜLÜK VE ILIMLICILIK”…

Bir yanda, emperyalizmin tetikçisi eli ile başlattığı terör, öteyanda Washington’un Türkiye’ye giydirmek istediği “Uyduruk Ilımlı İslam elbisesi”. Hep dediğim gibi, “İslam, İslam’dır”. “Uyduruk Ilımlı İslam” ise siyasidir. Türkiye üzerindeki hesapların öteki ayağıdır. Tarihsel süreçlerde de ikisi bir arada olmuşlardır.

8- MONDROS ZAMANI…

Mondros Teslimiyet Anlaşması ve Sevr zamanında da ikisi bir arada kol kola yürümüşlerdir. Mondros sırasında 1- Kürt Teali Cemiyeti vardı. 2- 31 Mart 1909′daki “Mürteci Derviş Vahdeti ayaklanmacılarının kurdukları bir cemiyet” de harekete geçmişti. Her iki kuruluş, “Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Milli Mücadele Ve Anadolu İhtilal’ne karşı idiler. İşgal devletleri ile işbirliği yapıyorlardı. Ama her ikisi de “Millet içinde azınlıkta” idiler.

9- NEWSWEEK’TEN İTİRAF…

Cumhuriyet Gazetesi dün çarpıcı bir manşet haber vermiştir. ANKA Ajansı’nın New York çıkışlı haberine göre Newsweek dergisi “İslamın yeni vizyonu Türkiye” başlıklı bir yorum yayımlamıştır. Washington’un Türkiye’ye giydirmek istediği “Uyduruk Ilımlı İslam elbisesini” yorumlayan haber bir skandal gelişmeden de söz etmektedir. Buna bakınca insan sormadan edememektedir. “Türkiye yol geçen hanı mı?” 10- KİMDİR BUNLAR…?

Newsweek haber yorumunda göze çarpan en önemli satırlar şunlardır, şöyle denilmektedir: “…Entellektüel ve teknolojik olarak en iddialı çalışmaların önemli bir kısmı, merkezi, Ankara’da olan ve hadislerin yeni yayınını bu yılın sonundan önce yayımlamayı bekleyen bir grup bilgin tarafından yürütülüyor…” Demek ki, bunların dış merkezleri de vardır. İslam’ın evrensel değeri üzerinde çalışma yapmak ayrı bir iştir, ama Washington’un “Uyduruk Ilımlı İslam siyaseti” de ayrı bir iştir. 11- “DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM”…

“Değişim ve dönüşüm” siyasi iktidarın sloganıdır. Ama bu “değişim” ve “dönüşüm” nedir? “Değiştirilmek istenilen, dönüştürülmek istenilenler” nelerdir? Siyasi iktidar bu slogan altında önemli tarihsel hatalar yapmaktadır. Ama, bu arada Washinton ve Brüksel ile Devletlerarası Yüksek Sermaye’nin de, “Türkiye’de değiştirmek ve dönüştürmek istedikleri” vardır.

12- KADIKÖY VE OLANLAR…

Yeni emperyalizmin ortaya çıkardığı tetikçi terörden sonra icad edilen “Kürt sorunu” sloganı işte sonunda Kadıköy olaylarını da ortaya çıkarmıştır. Washington ve Brüksel’in zamanında desteklemeye başladıkları tetikçi terör Türk Ordusu’nun yüzlerce şehidini bize yaşatmıştır. Washington ve Brüksel’in Kürt Sorunu tabiri ise onların “dönüşümcülüğü” olarak ortaya çıkmaktadır.

13- “SİYASİ BÖLGECİLİK”…

Türkiye’nin “Güneydoğu Anadolu Coğrafi Bölgesi” tetikçi terörün ortaya çıkarılmasının ardında, “Siyasi bölge dönüşümcülüğüne” itilmek istenilmiştir. O itiş halâ vardır. Ama, burada hiç vazgeçmediğim vazgeçemeyeceğim bir parantezi de açmak isterim, o da şudur: “Emperyalizmin siyasi bölge haline getirmek istediği o bölge vatandaşlarımızın kahir ekseriyeti bu Vatan’a bağlı vatandaşlarımızdır. Onlar ayrıdır, tetikçi terörün şakşakçıları ayrıdır. 14- VAZİYET-İ UMUMİ…

Şimdi salı günü itibari ile vaziyet-i umumi böyledir. Tabii soru şudur: Bu badirelerden nasıl çıkılacaktır? Türkiye Cumhuriyet’i Devleti bu badirelerden çıkacak kadar güçlüdür. Yeni emperyalizm ve tetikçileri kendilerini aç tavuk misali darı ambarında görmemelidirler. Tavsiye olunur. Gerisi kendi bilecekleridir.

Yorumunuzu Ekleyin

Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Benzer Yazılar

  • XHTML CSS RSS