Mustafa Balbay - Din-leme!
Haziran 02, 2008 - MUSTAFA BALBAY
Geçen haftadan bu haftaya sarkan t-onlarca konudan ikisi; Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Avrupa’ya yaptığı dini özgürlükler seferi ve telefon dinleme olayı…
Babacan, Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi’nde konuştu. Kendisine sordular:
“Türkiye’deki gayrimüslimlerin inanç sorunlarının çözümü için ne düşünüyorsunuz?”
Meğer bizim bakan onlardan daha dertliymiş:
“Türkiye’de sadece gayrimüslimler değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorun yaşıyor.”
AP’nin Türkiye deyince ne anladığı, sorduğu sorudan belli! Babacan’ın da soruya verdiği yanıt yeri geldikçe vurguladığımız gerçeği bir kez daha ortaya koydu:
AKP ile AB, Türkiye’ye karşı anlaşmış durumda!
Babacan’ın gerçek unvanı şu olsa gerek:
AB’nin Türkiye ile müzakerelerden sorumlu elemanı!
Babacan’ın AB adına sürdürdüğü bu müzakere Başbakan’a soruldu. Dedi ki:
“Yok mu sorun? Gidin Diyanet’e sorun…”
Diyanet’e soruldu. Dedi ki:
“Bizi siyasi tartışmalara karıştırmayın.”
Burada en doğru yanıt hangisi diye sorulsa; bize göre Diyanet.
Zira, AKP’nin yaptığının baştan sona siyaset olduğunu görüyor ve “bizi alet etmeyin” diyor.
***
Dinleme olayı, gündemin öteki konularını dinlemeyecek, bu hafta da önde olacak.
CHP’nin ortaya attığı iddialara AKP ve medyasının verdiği yanıtla birlikte, ortaya tam bir karmaşa çıktı. Konunun bu yanına girmeden önce soralım:
Türkiye’de hiç dinleme olayları ortaya çıkmadı da, telefon kayıtları başta Vakit olmak üzere bir dizi AKP medyasında bire bir yayımlanmadı da, ilk defa mı böyle bir şey oluyor?
Hayır… En çok konuşulanları sıralayalım:
Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanı Tuğgeneral Münir Erten, Dağlıca Tabur Komutanı Yarbay Onur Dirik, YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç, Fethullah Gülen’le ilgili beraat kararına itiraz eden savcı Salim Demirci…
Dinlendikleri andaki görevleriyle birlikte aktardığımız bu kişilerin telefonları kim tarafından niçin dinlendi, niçin servis yapıldı?
Bu soruları iktidara sormayacağız da kime soracağız?
Kaldı ki, terör olaylarını izlememiz gerekiyor gerekçesiyle, emniyetin tüm telefonları dinleme hakkını mahkeme kararıyla elde ettiği ortaya çıktı.
Bütün bunlar bir yana, iki soru:
- Neden hep, yıpranması AKP’nin işine gelecek kişilerin telefonları kamuoyuna aktarılıyor?
- Önder Sav’ın vali ile konuşmasının yes-no karışıklığı nedeniyle kaydedildiğini kabul edelim; bu suç değil mi?
***
Gerçek gündem; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP davasına ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne ilettiği “esas hakkındaki görüşleri”dir.
Türkiye’nin nasıl bir parti tarafından yönetildiğini açıkça ortaya koyan bu metni okuyunca, dinleme olaylarından Avrupa önünde Türkiye’yi şikâyet etmeye kadar hiçbir şeyin rastlantı olmadığını görüyoruz.
Önümüzdeki birkaç ay boyunca, ayakta kalabilmiş, AKP’yi denetleme gücüne sahip devlet kurumlarının tümünün akla hayale gelmeyecek yöntemlerle yıpratılmaya çalışılacağı anlaşılıyor.
AKP’nin kapanma olasılığına karşı AKP’nin seçeneğini AKP’nin içinden ve çizgisinden çıkarma girişimi de buna paralel yürüyecek.
AKP, Türkiye’yi bir din devleti yapmaktan öte dinin bütün gücünü kendisinde toplayıp iktidarını seçeneksiz kılmak istiyor.
Yapabilir mi?
Sonuçta hayır!
ankcum@cumhuriyet.com.tr
Mustafa Balbay
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.