Mümtaz Soysal - Saydamlaştırma
Haziran 02, 2008 - MÜMTAZ SOYSAL
TELAŞ, hiçbir biçimde saklanamayacak kadar belirgin; AKP yönetimi kapatma davası konusundaki hükmün gecikmesini hiç istemiyor.
“Ne olacaksa olsun, uzun süre töhmet altında kalmak istemiyoruz” anlamında mı? Hayır, karar olumlu olsun olmasın, yürürlüğe konması umulan bir plan var da ondan.
Plan, özetle şu: 2009 Martı’nda yapılması gereken ve erkene alınması ya da ertelenmesi yasa değişikliğiyle sağlanamayacak olan yerel seçimleri şöyle ya da böyle bir genel seçimle birleştirmek ve o seçim sonucunda bir taşla iki kuş vurmak. Anayasa Mahkemesi’nin kararı açısından hangi olasılık gerçekleşirse gerçekleşsin.
Parti kapatılırsa, elde kalmış kişilerle hemen bir yenisini kurmak ve “haksızlığa uğramışlığı oynamak. Kapatılmazsa, yeni bir zaferin, hem de sisteme karşı büyük başarı olarak sunulacak bir zaferin meyvelerini toplamak.
Böylece, daha da güçlenmiş bir iktidar çoğunluğuyla, Kemalist Cumhuriyet’ten kalan son defteri de dürmek. Bu iyimserlik, kapatma kararının, hangi rol oynanırsa oynansın, partinin saygınlığını zedeleyebileceği, insanların tekrar kapatılabilirliği ispatlanmış yeni bir partiye oy vermekten kaçınabilecekleri gibi kötümser bir olasılığı akla getirmekten bile uzak tutuyor partiyi. Mahkeme kararının bir an önce ortaya çıkmasını istemek, böylesine iki yanlı bir iyimserliğin doğal sonucu olmaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın “esas hakkındaki mütalâa”sı, dava dilekçesinde eleştirilen bir tutuma da açıklık getirmiş oldu. Hem iktidar partisinde, hem de hukuk âleminde hep şu söylenmekteydi: “Başsavcı’nın kapatma isteminde ileri sürdüğü kanıtlar kesinleşmiş ya da kesinleşmemiş bir mahkeme kararına dayandırılmamıştır.”
Başsavcı, ceza davalarının açılış sürecinden hareket ederek, duyuru ya da uyarı olmadıkça savcılıkların kendiliklerinden harekete geçip dava açmadıklarını belirterek, ileri sürdüğü kanıtlara ilişkin mahkeme kararlarının yokluğunu siyasal sorumluluk taşımış olan yönetim makamlarının duyarsızlığına bağlamakta, böylece bu eleştirinin yöneltilmesi gereken yer olarak dört buçuk yıl süreyle ülkeyi yönetmiş olan AKP iktidarını göstermektedir.
Asıl önemli olan, “İktidar partisine karşı kapatma davası açılır mı?” sorusuna getirilen yanıttır. Başsavcı, bu itirazı tam tersine çevirerek, tek başına iktidar olmuş, dolayısıyla cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirme gücüne erişmiş bir partiyi dava konusu yapmak daha da zorunlu olmuştur” biçiminde özetlenebilecek bir görüşle, asıl böyle bir durumda tehlike çok yakınlaşmış ve kapatma girişimi kaçınılmazlaşmış sayılır” sonucuna varıyor.
Başsavcı görevini tamamlamış, sıra mahkemenin üyelerine gelmiştir.
Mümtaz Soysal
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.