Orhan Bursalı - Kötüleme Bakanı ve Özel Görevli Dinciler
Haziran 01, 2008 - ORHAN BURSALI
BERLİN - Bugüne kadar AKP gibi, ülkesini durmadan dışarıya şikâyet eden bir parti olmuş mudur?
Babacan “Türkiye’de Müslüman çoğunluk da dini özgürlükler konusunda sorunlar yaşıyor” demekle, Türkiye’nin itibarını düşürdü! Bir Dışişleri Bakanı olarak yüzü kızarmadı! Üstelik doğru da söylemedi! Varsayalım ki doğru olsun, bir Bakan ülkesini “yabancı”ya kötüler mi! Hangi Avrupa ülkesi bakanından bugüne kadar ülkesi aleyhine bir kötüleme duydu, Dışişleri Bakanlığımız?..
AKP’nin bu bakanlık koltuğu, Türkiye’yi durmadan şikâyet eden sorunlu insanlar tarafından dolduruluyor. Eski Bakanlardan Gül de, İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye aleyhine dava açmış, Mahkeme’den “Hayrünnisa Hanım’ın türbanla üniversiteye sokulmaması doğrudur” biçiminde bir karar çıkacağı duyumlarını alınca, son anda dilekçelerini geri çekmişlerdi!
Şimdi de Babacan!
Babacan’ın düne kadar Dışişleri Bakanı olduğunu unutmuştuk! Erdoğan ve Gül’ün iyice gölgesinde, hiçbir ciddi varlık gösterememiş, Türkiye’nin hak ve çıkarlarını AB’ye karşı bile savunamamıştı!
Ancak, AKP’nin kapatılma istemine karşı, ülkemiz aleyhine dünya kamuoyu oluşturma, Anayasa Mahkemesi’ni baskı altına alma konusunda Babacan’ın yıldızının pırıl pırıl parladığını görüyoruz…
“Türkiye’yi Kötüleme Bakanı”!
Babacan Strasbourg’da, Yunan Dışişleri Bakanı’na da Türkiye’yi kötüledi mi? Dışişleri yetkililerinin (devletin!) alınmadığı baş başa görüşmede neler söyledi? Acaba baş başa görüşmelerde tutanak tutulup devlet arşivine bir kayıt düşülüyor mu?
Berlin’de, Babacan’ın Strasbourg’dan özel uçakla (tarifeli uçaklar kesmiyor) aniden Berlin’e geldiği konuşuluyor! Acaba “bu tarife dışı” yolculukta, Bakan Bey, Almanları da ülkemize karşı kışkırtacak faaliyetlerde mi bulundu?
***
Babacan ülkesi aleyhinde tezvirat yapıyor! Ama bu Babacan’a özgü değil! Erdoğan da, “Müslümanlar, yani bizler ‘Sorunlarımız yok’ diyemeyiz. Bizlerin de sorunları var ve bu sorunlar değişik alanlarda zaman zaman ortaya çıkmakta” diyerek, adamını sahipleniyor!
Müslümanların ibadetleri önünde hiçbir engel yok!
Erdoğan ve AKP’nin önünde sadece laiklik engeli var! Bu engeli “yasa” olarak da aştıklarında veya laikliği yasal olarak işlemez duruma getirdiklerinde, şüphesiz toplumsal dinci uygulamalarında sıra diğer sorunlara gelecektir!
Şeriatçı’nın sorunları bitmez!
Bir kısmı “Tamam artık bu kadar yeterli” derken, diğer şeriatçılar “Bu yetmez, dahası var” der!
Ayrıca, daha şimdiden, yerel uygulamalarda, THY uygulamalarında, şeri hükümler yürürlüğe sokuluyor, kamu görevlerinde türban resmen serbest bırakılıyor, laiklik engeli aşılıyor!
Türkiye her geçen gün, gayet sistematik olarak, “İslami Cumhuriyet” görüntüsüne büründürülüyor!
***
Türkiye’de 80 bin cami var! Ve camilerin sayısı durmadan artıyor!
Şeriatçının görevi, “Müslüman”ın dünyada esas varlık nedeni, cami sayısını arttırmak sanki!
Şüphesiz cami yapmanın da bir ekonomisi var! Geniş bir işsiz güçsüz dinci kesim buradan besleniyor!
Ve cami yapma anlayışı ve tutkusu ile ülkenin geri kalmışlığı, İslam Dünyası’nın Batı boyunduruğunda tutulması, Batı’nın pazarı olması arasında bir ilişkiyi gören bir “İslamcı” “entelektüel” yok gibi…
İtalya koyu Katolik bir ülke! Acaba bu ülkede son 10 yıl içinde kaç tane “kilise” yapıldı? Ya Almanya’da, İrlanda’da, Fransa’da!
Milano’yu gezerken merak ettim! Kızım “Baba, herhangi yeni bir kilise yapıldığını ne duydum ne gördüm!” dedi…
Milano’da son 10, 20, 50 yıl içinde kaç yeni kilise yapıldı?
Dinciler, şeriatçılar; 1.3 milyarlık Müslüman nüfusu, bu dünyanın itilmişleri kakılmışları olarak tutmak, Batı’nın hegemonyası, boyunduruğu altında yaşatmak için özel görevli olarak mı geldiler?!
İyi pazarlar!
Orhan Bursalı
Cumhriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.