Oktay Ekinci - ‘Yalnız ve güzel’iz…
Haziran 01, 2008 - OKTAY EKİNCİ
Son zamanların en anlamlı ve en “yürek dolusu söz”ünü, bilmem ki nasıl kucaklasak?
“Kazandığım ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum…”
“Üç Maymun” filmiyle Cannes’ın kılı kırk yaran jürisinden “En İyi Yönetmen” ödülünü alan Nuri Bilge Ceylan’ı, bu tarihsel “ithaf”ından ötürü acaba nasıl “kutsa”yabiliriz?…
Yalnız olmayanlar
Duyar duymaz “kimler”i düşündüm biliyor musunuz?
Hayır; bu gibi ödülleri “Ülkemde beni dövecekler…” gibisinden sözlerle alıp, aynı ödül paralarıyla dünyanın öbür ucunda mal mülk sahibi olanları asla…
Onlara artık “us”umda bile yer ve zaman ayırmak istemiyorum; ne halleri varsa görsünler…
Peki, kimleri mi?
Ardı ardına gelip giden “yabancı konuk”larıyla hiç de “yalnız olmayan”; aynı konukların ülkemi aşağılayan sözleriyle birlikte “yalnız bırakmadıkları”; dahası güzel vatanımın tüm değerlerini pazarlarken de yine yabancılarla el ele, gönül gönüle “yalnız kalmayan”ları…
Türkiye, onların yarattığı tahribatla baş başa değil mi? En çağdaş ülke geçinenler bile, 85 yıllık çağdaşlaşma yürüyüşümüzü geriye çevirmeye çalışanların yanında yer almıyor mu?
Laikliğin, demokratik ve sosyal hukuk devleti olmanın tüm kazanımlarını günbegün yıpratanlara karşı direnen ülkemin “bağımsız yargı”sı bile sömürgecilerin saldırıları karşısında adeta “yapayalnız” değil mi?
Türkiye, hiçbir dönem, kendine ve değerlerine çullananlara karşı siyasi temsilcileri tarafından böylesine yalnız bırakılmamıştı…
Yurdunu “tutku” ile seven yönetmenimizin sözünden işte bunları anladım. Dünyadaki en “kutsal yalnızlığımız”a, dünyanın en büyük sanat ödüllerinden birinin ithaf edilmesi, dünya durdukça kuşaktan kuşağa onurumuz olacaktır…
‘İmar gazileri’miz
“Yalnız ve güzel” ülkemiz, yedi düvelin hukuk dışı ve çirkin kuşatmasına karşı direnirken; hukuka aykırı yapılaşma kararlarının mahkemelerimizce durdurulmasında artış var.
Nedeni ise kente karşı suçlarla birlikte, duyarlı kesimlerden yargıya başvuruların da giderek artması…
Özellikle meslek odaları, yerel ve merkezi yönetimlerin ülke ve toplum yararı yerine bireysel rant çıkarlarını hedefleyen imar kararlarını durdurabilmek için, mahkeme mahkeme dolaşıyorlar…
Bu dur durak bilmeyen hukuk savaşımındaki kazanımlardan ötürü toplumun ve yetkililerin “davacı”lara teşekkür etmeleri şöyle dursun, “saldırı”lar başladı.
Örneğin İskenderun’daki imar oyunlarına karşı hukukun devreye girmesini sağlayan mimar Ercüment Kimyon hastanelik edilirken; Samsun’da kıyı alanına yapılacak projeye dava açan Mimarlar Odası’nın şube binası basıldı…
Kanal B’de bu gece 23.00’ten itibaren yayımlanacak İmar Dosyası programımız, kentsel talanı durdurmaya çalışanları hedefleyen bu terörün “imar gazi”lerini konuk ediyor.
Oda’nın Hatay Şubesi eski Başkan Yardımcısı Ercüment Kimyon, İskenderun’daki talanı; Samsun Şube Başkanı Selami Özçelik, kenti denizden daha da ayıracak hukuk dışı projeleri; İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Eyüp Muhçu da güzel kentimizi “küresel yağma metropolü”ne dönüştüren “ayrıcalıklı kuleleşme”yi anlatacak.
Bütün bunlara karşı açtıkları imar davalarından ötürü başlarına gelenler de bu gece İmar Dosyası’nda…
Oktay Ekinci
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.