Hikmet Bila - Ne Demek İstedi?
Haziran 01, 2008 - HİKMET BİLA
Hani Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’yi şikâyet eden bir konuşma yaptı ya… “Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor” dedi ya…
Kıyamet koptu.
Muhalefetle birlikte kendi partisinin içinden de büyük tepki aldı. “Vay sen ne demek istedin?” diyenler oldu. “Kendi ülkeni nasıl Avrupalılara gammazlarsın?” diyenler oldu.
“Sen nasıl Dışişleri Bakanısın ya?” diye soranlar oldu.
“Kendi partini kurtarmak için Türkiye devletini harcadın” diyenler oldu.
Bakana sıfatlar yüklendi:
“İftiracı.”
“İhbarcı.”
“Gammaz.”
***
Türkiye’de Müslümanların dinsel özgürlük sorunu olmadığını herkes gibi Babacan da biliyordu.
Hatta Sünni Müslümanların özgürlüklerini bol kepçe kullandıklarını da herkes biliyordu. Sünni Müslümanların sırtından geçinen bazı Sünni Müslümanların, Sünni olmayanların dinsel özgürlüklerini kısıtlama hakları olduğu biliniyordu. Ramazanda kamu kurumları yemekhanelerini kapatma, oruç tutmayana dayak atma özgürlüklerini rahat rahat kullanıyorlardı.
Okullarda zorunlu Sünnilik dersleri vardı. Oruç tutmayan ilköğretim kızlarının bile okullarından ayrılmak zorunda bırakıldıkları da biliniyordu.
Camilerin sayısı, okul sayısını fersah fersah geçmişti. Camide namaz kılana kimsenin karıştığı yoktu. Hatta namaz kılanlar, sokaklara, metrolara kadar yayılıp yoldan geçişi bile engelleme hak ve özgürlüğüne sahiplerdi.
İmam hatip liseleri, ilahiyat fakülteleri ve artık sayısı bile bilinemeyen Kuran kursları yurdun dört bir yanını sarmıştı.
***
O halde Babacan ne demek istemişti?
Babacan ne istiyordu?
Sakın, Prof. Şerif Mardin’in Cumhuriyette bulamayıp Osmanlı’da bulduğu “iyi, doğru ve güzel”in peşinde koşuyor olmasındı?
Hani, Diyanet’in de sitesinde yer alan “iyi, doğru ve güzel”i ?..
Örneğin, “Flört zinadır”, “Parfüm edepsizliktir” şeklindeki güzellemeleri?..
Olamaz, olamaz…
Ali Babacan, Osmanlı’nın hariciye vekili değil ki, Şerif Mardin’in Osmanlı güzellemelerinin peşinde koşsun… O, Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı…
***
O halde ne demek istemişti Cumhuriyetin Sayın Bakanı?
Adamcağız o kadar sıkboğaz edildi ki konuşamaz hale geldi! Çıkıp da ne demek istediğini anlatmasına fırsat verilse belki de şöyle diyecekti:
“Türkiye’de Müslüman çoğunluk da dini özgürlük sorunları yaşıyor derken aslında demek istediğim şuydu: Müslüman çoğunluğun Sünni olan kısmı, tarikat ve cemaatlerin baskısı ve kuşatması altındadır. Müslüman çoğunluğun Alevi olan kısmı ise hepten yok kabul edilmektedir.”
Aslında bunu demek istemiştiniz değil mi Sayın Bakan?
Bir de sizin ağzınızdan duyalım.
Söyleyin, söyleyin…
Söyleyin de bitsin bu tartışma.
Hikmet Bila
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.