Cüneyt Arcayürek - Değişik Alanlarda Aynı Amaçla İki İnsan
Haziran 01, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK
Adından söz ettirmeyi nihayet başardı. Dışişleri Bakanı Ali Babacan boyundan büyük sözler söylüyor, açıklamalar yapıyor…
Gürültü koparan açıklamaları bir gazeteye verdiği demeçten kaynaklanmıyor. “Türkiye’de Müslüman çoğunluğun da dini özgürlükle ilgili sorunlar yaşadığını”
Avrupa Parlamentosu gibi Türkiye’yi eleştirecek konular arayan bir siyasal platformdaki konuşmasında dillendiriyor.
Hiç kimse Babacan’ın bu iddialı sözlere yoğun eleştiriler alacağını hesaplayarak konuştuğu sanısına kapılmasın!
Patronu gibi konuşunca akan suların duracağını sandı Babacan.
RTE söyler, daha önce aynı koltukta oturan şimdi Çankaya’daki ağabeyi aynı içerikte konuşursa ben ki TC’nin dışişleri bakanıyım, neden aynı şeyleri söylemeyeyim, diye düşündü.
Şimdi iddiasını açıklamasını isteyen sorulara kaçamak yanıtlar veriyor; anlaşılan arpacı kumrusu gibi ne yapacağını, kazdığı kuyudan nasıl çıkacağını düşünüyor.
Müslüman çoğunluğun da -diğer dinler gibi- özgürlükle ilgili sorunlar yaşadığını öne süren sözlerine bir iki ufak demeç dışında yoğun eleştiriler gelmeyeceğini umdu…
Haksız da değil. Zira en az beş, beş buçuk yıl RTE’nin ve bir numaralı türban savunucusu bugün Çankaya’da oturan AKP’linin Batı’da hemen her ortamda Batılılara ülkesini şikâyet eden aynı içerikteki sözlerine zayıf, etkisiz eleştirilerle yetinildi.
İçeride dışarıda bu adamlar din yolunda ilerlemelerine karşı çıkılmadığı için bugünlere ulaştık.
***
RTE’nin Babacan’ın sözlerine karşı çıkacağını umut eden gazetecinin sorusuna verdiği yanıt, aynı kafanın aynı yönde çalıştığını gösteriyor.
Din, bu adamların siyasal hesaplarında tek gıda. Birtakım demeçlerinde laikliği kerhen savunuyor ve yüceltiyorlar.
Ama kafalarındaki gizli amacı adım adım gerçekleştirmekten, laikliğin içini yavaş yavaş boşaltmaktan asla vazgeçmeyecekler.
Bir ülkede hâlâ partinin kapatılması üzerinde çeşitli tartışmalar yapılır, fakat partinin neden kapatılması istenildiği ise bu tartışmalarda konu edilmezse.. RTE’ler, arkasından sürüklenen Babacan’lar ülkelerini şikâyet ederek asıl amaçlarına adım adım yaklaşmayı elbette sürdürecekler.
AB saplantısıyla özgürlük, ama sınırsız özgürlük isteyenlerin 80 bin cami ile İslamiyetin en güzel yaşandığı ülke diye anılan bu ülkeyi yönetenlerdeki dinsel sapkınlara sesleri çıkmıyor.
Nasıl bir budalalıktır ki; Türkiye’yi aydınlıktan ortaçağ kafasına taşıyanlara karşı çıkmıyor.
***
Bir başka alanda, yaşamını ayaklarıyla kazanan başka biri, adı Hakan, soyadı Şükür ama laik Cumhuriyet’in sağladığı nimetler yerine tarikat çorbasına şükreden bir futbolcu. Kulübü artık yeter demiş. Emekliye ayırıyor.
GS’nin esmer başkanı Adnan Polat, gel kulüpte kal, futbol okulu açalım, başına geç diyor ve.. ve.. bir de heykelini dikeceklerini söylüyor. Üstelik kafası camide, ayakları yeşil sahada olan bu adamın heykelini, hiçbir açıdan kıyaslanmayacak Metin Oktay’ın heykelinin yanına dikecek!
Yarabbi şükür heykelinin bir yerine şöyle bir şey yazmayı düşündü mü acaba Bay Polat:
GS’ye tarikatçılığı, futbolu Allah için oynadıkları anlayışını getiren futbolcu!
Seul’deki unutulmayan dinci çabalarına son Fenerbahçe maçına çıkarken arkadaşlarına Kutlu Doğum Haftası için oynamalarını salık vermesi eklenince, kimi tepkileri karşılamak için halis bir Atatürkçü olduğunu öne süren demecine kim inanır?
Din yolunda değişik alanlarda değişik görevlerdeki iki insan; biri siyasal güce, diğeri ayaklarına dayanarak laik Cumhuriyet’in altını oyuyor.
Tribünlerde oturmuş, seyrediyoruz!
Cüneyt Arcayürek
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.