Zikir gibi Fikir - Işık Kansu
Mayıs 31, 2008 - CUMHURİYET
Bir tür zikir gibi. Öne, arkaya, sağa, sola, olmadı basına, olmadı televizyonlara çıkıp aynı sözleri yineliyor:
“İmamlar Cumhuriyetin öğretmenlerini yendi.”
Daha önce de “Bediüzzaman” kitabında da konu etmişti benzer savları:
“Nurcu hareket, gücünün bir bölümünü Cumhuriyet döneminin başarısızlıklarından aldı.”
Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, Şerif Mardin’in “Bediüzzaman” kitabını “Said Nursi, Fethullah Gülen ve ‘Laik’ Sempatizanları” adlı çalışmasında şöyle yorumlamıştı:
“Böyle bir kitabın yazılmasında, birtakım laik Batılı bilim adamlarının tahlillerinin ve kuramlarının açıklamasına geniş bir yer ayrılmış olması ve bunların, bazı görüşlerin dayanakları oldukları yolunda bir sanı uyandırma gereksinimi duyulmuş olması şaşırtıcıdır. Zira, keramet sahibine inanan insanların, bu yolda bilimsel kanıtlamalara gereksinimi olmamak gerekir. Acaba, kendisinin inanmadığı bazı konulara, bilimsel kaygıları olan çevreleri inandırmak veya en azından ilgilerini çekmek isteyen birisi ile mi karşı karşıyayız?”
Işıklı’nın sorusundan da anlıyoruz ki, Şerif Mardin bu tür konularda kendini “görevli” sayıyor…
GAP oradaydı
“Herkes işini yapsın” diyor ya, GAP kaçmamıştı, oradaydı. Ne bekliyordu bunca yıl? Geldi geleli bakmadı, görmedi, elini bile sürmedi.
Aklına esti, işini anımsadı; Diyarbakır’a gitti, nutuk attı; GAP bölgesini kalkındıracağını söyledi.
Oysa, rakamlar belliydi. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın’a kulak verelim ve gerçeği bilelim:
“GAP’ta 16-17 milyar dolarlık ilave yatırım gerekiyor. Tarımda finansal gerçekleşme oranı yüzde 14. Bölgede 220 bin hektar alan sulamaya açıldı. 1.4 milyon hektar alandan daha fazla alan su bekliyor. Tarımla ilgili yatırımların yüzde 86’sı duruyor. Daha tarlaya su götürülemedi. Sulama yatırımı yapılmadı. Şimdiye toptan bitmiş olması gerekiyordu ama, AKP döneminde GAP’ın tüm tarihi boyunca en düşük yatırım harcaması yapıldı. Arazi toplululaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri gerçekleştirilmedi. Üstelik de tuzlanma, çoraklaşma ortaya çıktı.”
Emekçiye ayrılan fondan para harcayacakmış GAP’a. Sonra ne mi olacak? Gökhan Günaydın’a göre, olacaklar daha şimdiden belli:
“Yap-işlet-devret formülüyle yabancılara devredecekler su yatırımlarını. Mayınlı arazileri tarıma açıyoruz diyerek yabancılara verecekler. GAP’ın tamamlanması önemlidir. Ancak, projenin o bölgedeki üreticiye, halka ve tabii ki Türkiye’ye yararlı sonuçlar doğurmayıp yabancıya hizmet etmesinin hiçbir mantığı yoktur.”
Peki, yapılanın mantığı ne? O da belli:
“Yerel seçimlere yatırım yapmak, Büyük Ortadoğu Projesi’nin hedeflerini tamamlamak.”
Milli parklarımız da satılıyor!
Doğa ve orman konusundaki gelişmelere yalın bir “çevreci” gibi değil, bir bağımsızlıkçı gibi bakmayı karakterinin en önemli parçası yapmış olan Doç. Dr. Yücel Çağlar, “Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkından Kanun”da geçen günlerde yapılan değişikliğin anlamını yurtseverceye çevirdi:
“Milli parklar, tabiat parkları, tabiatı koruma ve yaban hayatı koruma ve geliştirme alanları da ticari yapılaşmaya açılacak!”
Dahası, “doğa rantı” giderek yabancılaştırılacak. Hani, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü, 2005’te “Dilek Yarımadası Menderes Deltası Milli Parkı’nın tarıma uygun Hazine arazileri için Almanya ve Hollanda gibi ülkelerden talep aldık. Almanya, Çanakkale’deki Troya Tarihi Milli Parkı için teklif verdi. Hollanda ise büyükelçilik düzeyinde başvurdu” demişti ya, işte ona hukuksal dayanak sağlanıyor:
“Böylece, tümüne yakın bir kısmı ‘devlet ormanı’ sayılan yaklaşık 3 milyon hektar alandaki 38 milli park (877 616 hektar), 21 tabiat parkı (76 869 hektar), 22 tabiatı koruma alanı (64 353 hektar) ve 123 yaban hayatı koruma ve geliştirme alanının (1 851 317 hektar) ‘doğa rantına’ özel yerli ve yabancı sermayeli şirketler tarafından el konulabilecektir.”
Yücel Çağlar yazarak, çizerek, uyararak çığlık atıyor! Duyan yok mu? Yok mu? Yok mu?
10 aydır tutuklu
Yazdığı kitaplarla AKP kadrolarını epeyce rahatsız etmiş olan yazar Ergün Poyraz’ın tutukluluk süresi 10. ayını doldurdu ve hâlâ kendisi ile ilgili bir iddianame hazırlanmış değil!
Ergün Poyraz’ın savunmanı Hüseyin Buzoğlu ile yaklaşık bir ay önce aynı konuyu görüşmüştük. O günden bugüne hiçbir değişikliğin olmadığını anımsatırken Ergün Poyraz’ın yargılanmadan cezalandırılmak, mahkûm edilmek istendiğini de dile getirdi:
“Maalesef bizim elimizde bulunmayan belge ve bilgiler birtakım gazetecilerin ellerinde mevcut. Onların internet ve basını kullanarak yarattıkları bilgi kirliliğine ve haksızlığa karşı kendimizi savunamıyoruz, çünkü dosya içerisinde buna ilişkin herhangi bir belge olup olmadığını bile bilmiyoruz. İddianame hazırlanmış, dava açılmış, Ergün Poyraz beraat etmiş olsa dahi bugüne değin yaratılan bilgi kirliliğini internette ve basından silme imkânımız çok zor olacak.”
Buzoğlu’na, kimi konularda çok duyarlı olduğu bilinen insan hakları kuruluşlarından ve Avrupa Birliği’nden Ergün Poyraz’ın durumuna ilişkin herhangi bir tepki gelip gelmediğini sorduk. “Gelmedi” dedi, “ne oluyor, nedir bu olan biten, diye soran bile olmadı.”
Işık Kansu
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.