Mustafa Balbay - En Kötü Hükümet Suçsuzu Korkutandır!
Mayıs 31, 2008 - MUSTAFA BALBAY
Sapla samanın, beyle yamanın, dinleyenle inleyenin birbirine karıştığı kritik bir dönemden geçiyoruz.
İlk tümceyi okuyan “hangi dönem böyle değildi ki” diye de düşünebilir ama, abartmadan dile getirmek gerekirse; Türkiye, darboğazla uçurumun iç içe geçtiği bir kavşakta.
Arkasına Batı’nın her türlü desteğini alan AKP, devlet kurumlarından siyasi partilere, üniversitelerden kendisinden görmediği kanaat önderlerine kadar her kesime saldırıyor.
Açığa çıkan telefon dinleme olayları; AKP ara rejiminin sadece görünen yüzü… Daha derinde, yukarıda saydığımız her kesime yönelik akla hayale gelmeyecek baskılar dikkati çekiyor.
Bunların tümünü AKP mi yapıyor?
Hayır…
Ya kim?
AKP ile birlikte gelişip büyüyen AKP kurumları!
Başta AKP medyası ve AKP iş çevresi olmak üzere geniş bir yelpaze… Temel amaç, AKP iktidarını seçeneksizleştirmek ve devamında, bugünden kesin boyutlarını öngörmenin güç olduğu bir rejime doğru ilerlemek.
AKP’nin iç-dış her kesimle her türlü köprüyü kuran yapısının adı da iyice belirginleşti:
F tipi!
***
CHP’nin hiçbir sözünü dinlemeyip tüm telefonlarını dinleyen yapı, bunu niçin yapar?
Dikkatimizi çekenlere maddeleyelim:
1- Toplumu tümüyle sindirmek istiyorlar. Öyle ki, sıradan insanların değil açık alanda, elindeki telefonda bile hükümetten yakınamayacağı bir ortama sürükleniyoruz.
2- Dinlemelerle kurulacak baskının önümüzdeki günlerde daha da arttırılması planlanıyordu. CHP’nin çıkışı MHP’nin AKP için ‘korku diktatörü’ tanımlamasıyla birlikte şimdilik durmuş görünüyorlar. Ama vazgeçmeyecekler.
3- AKP kapatma davasıyla birlikte, ‘iktidar ya benimdir ya kara toprağın’ sevdasıyla hareket etmeye başladı. Dinlemelerle her türlü silahı edinmek, şantaj malzemesi bulmak istiyorlar.
4- AKP medyası sürekli iktidarı överek AKP’nin kalıcılaşamayacağını gördü; olası seçeneklerini ve toplumsal muhalefeti bitirerek ilerlemek istiyor. Telefon dinlemelerle psikolojik üstünlük peşindeler.
5- Yukarıda sıraladıklarımız Batı’da “faşizm” diye adlandırılan yolun yapı taşlarıdır. Türkiye’de yaprak kıpırdasa denetime gelen AB, haberleşme özgürlüğüne vurulan darbeye sessiz. Bunda da yadırganacak bir şey yok; AB, “telefon dinlemelerle Türkiye demokrasisi güçleniyor” görüşünde de olabilir!
***
Dün, dinleme olayının 3 boyutuna dikkat çekmiştik:
Dinleme, dinleme kayıtlarını yayımlama, iktidarın tutumu.
Üçü bir aradadır. Konuyu önümüzdeki günlerde de bu üçlemde işleyeceğiz.
AKP, kendisini bu yapıdan sıyırmak için Meclis araştırması istiyor. Araştırmanın konusu da şöyle:
“Ortaya atılan iddiaların gerçekdışılığını ortaya koymak üzere Meclis’in devreye girmesi.”
İddialar karşısında pişkinlikle çiğlik arasında gidip gelen AKP, kendi milletvekillerine soracak:
- Ey vekillerim, telefonları ben dinlemedim değil mi?
340 kişi birden el kaldıracak:
- Evet!
Bunun adı da, “AKP’nin aklanması” olacak!
Buna kargalar bile gülmez, “Bu tür şeylere benim adımı karıştırmayın” der!
Bilge demiş ki:
Hükümetlerin en kötüsü suçsuzu korkutandır!
Burada keselim, devamını merak eden okurumuz olursa telefon etsin. Anlatırız, hükümet de duymuş-dinlemiş olur!
ankcum@cumhuriyet.com.tr
Mustafa Balbay
Cumhuriyet


Yorumunuzu Ekleyin
Bu yazıya yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.